Buharinin rivayet ettiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ben ve yetimin bakımım üzerine alan kimse, cennet ile şu iki parmak gibiyiz.”
Müslim’in rivayet ettiğine göre peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim bir yetimin korunmasını üstlenirse, o benimle cennette beraberdir.”
Bezzar’m rivayet ettiğine göre:
“Kim akraba veya akrabası olmasın biryetimin mesuliyetini üzerine alırsa onunla iki parmağın beraber olduğu gibi o, benimle cennette beraber olacaktır. Kim üç yetim kızın bakımını üzerine alırsa, o cennette benimle beraberdir. O kişiye oruç, namaz ve cihadtan kazınılacak bütün mükafatlar verilecektir.
İbni Macenin rivayet ettiğine göre peygamber (a.s.v.) şöyle buyurdu:
“Kim üç yetimin sorumluluğunu üstlenirse, gece namazlı, gündüz oruçlu ve devamlı Allah için cihad edenin mükafatını alır. Ben ve o kişi cennette kardeş oluruz. Nasıl ki, şahadet parmağı ve orta parmak beraberlerse, oda benimle beraberdir.”
Tirmizi sahih olarak şu hadis-i rivayet ediyor:
“Kim bir müslüman yetimi doyurmak, içirmek ve giydirmek için yanına alır bakarsa, Allah onu affı mümkün olmayan bir günah işlemedikçe cennete koyar.
İbni Mace’nin rivayet ettiğine göre:
Müslümanın evlerinin en hayırlısı evi içinde yetim bulunan ve ona iyi muamele edilen evdir. Evlerin en çirkini yetim bulunduğu halde yetime çirkin muamele edilen evdir.
Ebu Ya’la sahih bir senetle peygamberden şöyle rivayet etmektedir:
“Cennetin kapısını ilkin ben açacağım. O sırada önümden bir kadın bana doğru gelir. Ona “senin neyin var? Sen kimsin? diye sorarım: O bana şöyle cevap verir.
“Ben yetimlere bir zarar gelmesin diye onların üzerine titreyen kadınım!”
Taberani güvenilir bir senetle rivayet etmektedir. Peygamberimiz:
“Beni peygamber gönderen Allah’a yemin olsun ki; Allah, yetime iyi davranan, aciz ve zayıflara acıyan ve Allah’ın verdiği nimeti, komşusuna ve insanlara kibirlenmeden dağıtanı cehenneme atmaz.”
İmam-ı Ahmed ve diğer hadis kitaplarının rivayet ettiğine göre:
“Kim Allah için bir yetimin başını merhametle sıvazlarsa, eline değen her saç teli için bir sevap vardır. Kim yetim erkek veya kızın bütün mesuliyetini üstlenirse, ahirette onlar iki parmağın beraber olması gibi benimle beraber olurlar…
Buharı ve Müslim ebu Hureyre (r.a.)’dan. Peygamber (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet etmektedir:
“Dul ve yoksulların ihtiyaçlarını giderenler, Allah yolunda cihad edenler ve Allah için geceleri namaz kılıp gündüzleri oruç tutanlar gibidir…”
Selef den biri şöyle anlatıyor:
“Ben önceleri, devamlı içki içen, sarhoş ve devamlı günah işleyen birisiydim. Birgün bir yetimle karşı karşıya geldim. Ona kendi çocuğum gibi hatta daha iyi muamele ettim. O gece uyuyunca rüyamda beni zebaniler cehenneme götürüyorlardı ki o çocuk karşımıza çıktı ve şöyle dedi: “Onu nereye götürüyorsunuz? Ben Rabbime onun için dua ettim!” Onlar durdular ve zebaniler bir miktar durakladılar. Bir müddet sonra bir ses işitildi: “Onu bırakınız! O bir yetime iyilikte ve yardımda bulunmuştur.” Sonra uyandım, artık günah işlememeye niyet edip, yetimlere iyilik etmeye ve onları korumaya başladım.”
Kocası vefat etmiş, birkaç kız çocuğuyla yapayalnız kalmış, yoksul bir kadın vardı. Utancından yaşadığı şehri bırakarak başka bir şehre gitti. Gittikleri yerde içinde ibadet edilmeyen bir cami de konakladılar. Kadın çocukları orada bırakarak, yiyecek bulmak için oradan ayrıldı. Şehrin önde gelenlerinden birinin evine giderek kapıyı çaldı… Evin sahibine durumunu arzetti. Ev sahibi kadıdan fakirliğini tesbit eden belge istedi. Kadın:
— Ben buranın yabancısıyım, diyerek oradan ayrıldı. Daha sonra zengin putperest bir adamın kapısını çaldı ve ona durumunu anlattı. Mecusî kadını dinledikten sonra, evin hanımını camide bulunan yetim çocukların yanına gönderdi; onları oradan getirterek karınlarını doyurdu. Kadının ilk gittiği evin sahibi o gece rüyasında Peygamberimizi ve “Livaül Hamd” sancağının kendi üzerinde olmadığını ve Peygamberimizin (s.a.v.) yanında bir köşk olduğunu gördü.
Adam:
“— Ey Allah’ın elçisi, bu köşk kime aittir?” diye sordu.
Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:
“— Burası bir müslümana aittir.”
Adam:
“— Ben Allah’ın birliğine şahitlik ederim, zira ben müslümanım!”
Rasûlüllah (s.a.v.) ona dedi ki:
“— Müslüman olduğuna dair belgen var mı?”
Adam bunu işitince şaşkına döndü. Peygamber (s.a.v.) gündüz gelen kadının hikayesini hatırlattı.
Adam korku ve kan-ter içinde uyandı, zira kadından fakir olduğuna dair belge istemişti. Kadın belge gösteremeyince eli boş geri göndermişti. Hemen hızlıca camiye gitti. Yalnız kadının ve çocukların bir putperestin yanında kaldıklarını öğrendi. Adam putperestin evinin kapısını çalarak, kadın ve yetimleri kendisine verilmesini istedi.
Putperest adam:
— Onlar bize bereket getirdi. Onları kimseye veremeyiz! Deyince, ilk adam onları aşağılamaya, küçümseyeme başladı.
Putperest adam ona şöyle cevap verdi:
— Senin benden almak istediğine ben de layıkım, zira rüyada gördüğün köşkü Allah benim için meydana getirdi. Müslüman olduğun için benim üzerime üstünlük mü taslıyorsun? Allah’a yemin olsun ki, biz ailece aynı rüyayı gördük ve bu kadın ve yetimlerin sayesinde Hak din olan İslâm’ı seçtik. Peygamber (s.a.v.) bana sordu:
“— Dul kadın ve yetimler yanında mı? “Ben” evet Ya Rasûlüllah!” dedim.
Rasûlüllah (s.a.v.):
“— Köşk senin ve ailen içindir!” buyurdular.
Adam bunları işitince boynu bükük hüzünle oradan ayrıldı.

