Yalan Ne Zaman Câiz Olur

By | 5 Ağustos 2014

namaz-kildiran-seccade

Yalan Ne Zaman Câiz OlurYalan Ne Zaman Câiz Olur
Yalanın haram olması, kalbe tesir etmesi, iz bırakması, kalbi bulanık ve karanlık eylediği içindir. Fakat yalana ihtiyaç düşerse
ve bir iş için olursa, mekruh olsa da haram değildir. Çünkü mekruhtan kalbde haram gibi eser kalmaz. İyilik için söylerse, kalb ondan Kararmaz. Şüphesiz bir Müslüman bir zâlimin elinden kaçarsa, onun nerede olduğunu doğru olarak söylemek gerekmez. Belki yalan söylemek burada vâcib olur. Yalan Ne Zaman Câiz Olur
Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) yalan söylemeye üç yerde izin vermiştir: Biri harbde olup, düşmana niyetini ve harekâtını söylememektir. İkincisi, iki Müslümanı barıştırmak için, her iki taraftan, söylememiş olsalar da, güzel sözler söylemek. Üçüncü sü, iki hanımı olan, her birine ençok seni seviyorum, diyebilir. O hâlde bir zalim, bir kimsenin malının ve parasının ne kadar olduğunu sorarsa, ona doğru söylememek câizdir. Bir başkasının gizli bir günahını sorsalar söylememek yine câizdir. Çünkü İslâm dini, kötü ve çirkin işleri örtünüz buyuruyor. Bazı vaadlerde bulunmadan kadın kocasının sözüne itaat etmiyorsa, elinden gelmezse bile vaad etmek câiz olur. Bunun gibi şeyler günah olmaz. Burada ölçü, yalan söylememektir. Fakat doğru söylediği zaman sakınılması ica beden bir zarar meydana gelecekse, adâlet ve insaf terazisiyle tartıp, o şeyin şeriatte bulunmaması, yalanın bulunmamasından daha çok isteniyorsa: meselâ insanlar arasında harb, kavga, dargınlık, kan  koca arasındaki dargınlık, bir malın telef olması, gizli şeylerin açığa vurulması, günahlarından ötürü hakarete uğramak gibi şeylerde, yalan söylemek mubah olur. Zira bu işlerin kötülüğü, yalanın kötülüğünden çoktur. Bu, murdar bir etin, ölüm korkusuyla helâl olmasına benzer. Çünkü yaşamak, şeriatte, murdar eti yemekten daha zarurîdir. Fakat böyle olmayan şeylerde yalan mubah olmaz. O hâlde, mal toplamak, mevki kapmak, kendini övmek için yalan söylemek haramdır.Yalan Ne Zaman Câiz Olur
Esmâ (radıyallahü anhâ) buyurur ki: «Bir kadın, Resûlullah’ tan (aleyhissalâtü vesselâm) kumalarını kızdırmak için, aslında kocamın yapmadığı iltifatlardan onlara bahsetsem câiz olur mu?» diye sorduğunda, «Bir kimse aslında olmayan şeyin kendinde olduğunu söylerse, yalandan iki elbise giymiş gibi olur», buyurdu. Yâni, hem yalan söylemiş, hem de bir başkasını aldatmış ve cahil yapmış olur. Hattâ onun da yalan şeyler anlatmasına sebep olur.
Çocuğa, mektebe, hocaya gitmesi için bazı şeyler vaad etmek, yalan bile olsa câizdir. Hadısi şerifte, «Onu yazarlar, mubah olanı da yazarlar. Niçin bunu söyledin diye sorarlar. O da öyle bir sebep söyler ki, yalan söylemesi onunla mubah olur» t1), buyuruldu.
Aslında bilmediği bir hadisi şerifi ve sorulan bir mes’elenin cevabını bilmeden cevap vermesi haramdır. Çünkü bunu, gururunu yitirmemek için yapar. Bazıları iyi ve faydalı işlerde Resûlullah’ tan (sallâllahü aleyhi ve sellem) bilmediği bir hadisi şerifi bildirmesi câizdir, dedilerse de bu, haramdır. Çünkü Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: «Benim üzerime yalan söyleyen, Cehennemde yerini hazırlasın» (*). Yalan, şeriatta söylenmesi günah olmayan yerlerden başka yerde câiz olmaz. Bu ise zan ile değil, yakinen bilinmeli ve kat’i zaruret olduğuna kanaat getirmeden yalan söylenmemelidir.