Tevekkülün Fazileti

By | 24 Temmuz 2014

feraceler

 

IRANAllah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri sever.” (Ali İmran/159)

Bu makam ve dereceye ulaşanlar Allah’ın sevgisine mazhar olurlar. Allah’ın sevgisini kazanmaktan daha yüce makam olur mu. Kim ki, tevekkül makamına ulaşırsa, yani, Allah’ı sevdiğini Allah’ın onun için kafi ve himaye ettiğini söyler ve öyle inanırsa, o kişi şüphesiz kurtuluşa ermiştir. Sevilen ki­şi hapse atılmaz cezalandırılmaz ve işkenceye uğratılmaz.

İbn-i Mes’ud (r.a.) Rasûlüllah’tan şöyle rivayet etmektedir:

“Hacc mevsiminde ümmetleri ve içinde de benim ümmetimi gördüm. İnsanlar dağları ovaları doldurmuşlardı. Onların çokluğu dikkatimi çekti, hayrete düştüler. “Bana dendi ki:

“Hoşlanıp razı oldun mu?”

Ben:

“—Evet!” dedim. Bunlarla yetmiş bin kişi sorgusuz sualsiz cennete gi­recektir.

Oradaki sahabiler:

“— Onlar kimdir, ey Allah’ın Rasûlü!”

Rasûlüllah buyurdu ki:

“— Kendilerini beğenip övünmeyenler, hiçbir şeye uğursuzluk addet- miyenler, hırsızlık yapmayan ve Allah’a tevekkül edenlerdir!”

O esnada Ukkaşe (r.a.) ayağı kalkarak:

“— Ey Allah’ın Rasûlü Allah’a dua et, bizi onlardan kılsın!”

Rasûlüllah (s.a.v.) dedi ki:

“— Ey Rabbim Lkkaşe’yi o kullarından et!”

Başka biri de ayağa kalkarak:

“— Ey Allah’ın Rasûlü dua et beni de onlardan etsin!” dedi.

Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki:

“— Ukkaşe seni geçti.”

“— Şayet hakkıyla Allah’a tevekkül edip ona güvenseniz, sabah aç kal­kıp, akşam tok dönen kuşlara rızık verdiği gibi sizlere de rızık verirdi.”

“Kim Allah’a tevekkül edip güvenirse, Allah her darlık anında ona kâfidir. Beklemediği, ummadığı yerlerden ona rızık kapılarını açar. Kim de dünyaya güvenirse, Allah’ta ona dünyayı vekil eder.”

“Kim insanların en zengini olmak istiyorsa, Allah’ın zatındakilere, elindekilerden fazla güvensin.”

Rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.)’in ailesi herhangi bir darlı­ğa düşselerdi. Peygamber (s.a.v.) ailesine:

“— Hadi kalkın namaz kılalım. Allah bana bunu emretti” der ve şu ayeti okurdu:

“Ailene namaz kılmalarını emret ve sabredenlerden ol!”(Taha/132)

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Köle edinmek isteyen; kendini öven, tevekkül etmiş olmaz!”

Rivayet edildiğine göre:

Hz. İbrahim (a.s.) mancınıkla ateşe atılırken Cebrail (a.s.) gelerek şöy­le dedi:

“— Bir ihtiyacın var mı?”

İbrahim (a.s.):

“— Bana Allah yeterlidir. O ne güzel vekildir!” sözüne sadık kalmak için Cebrail (a.s.)’e şöyle cevap verdi:

“— İhtiyacım var, yalnız sana değil!”

İbrahim (a.s.) ateşe atılmak üzere yakalandığı zaman “Allah kafidir, o ne güzel vekildir” demişti. Mancınıkla ateşe giderken yine bu sözü söyledi.

Allah (c.c.) onun için şöyle buyurdu:

 

“İbrahim ahdine vefa gösterdi.” (Necm/38)

Hz. Ailah, Davud (a.s.)’a şöyle vahyetti:

“— Ey Davud, canlılara dayanıp güvenmeyen, onlara tevekkül etme­yip yanlız bana tevekkül edip güvenen kullarıma, en zor durumlarda dahi bir kurtuluş yolu gösteririm.”

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hayy olan, ölümsüz olan Allah’a tevekkül ediniz.” (Furkan/58)

Bu ayet, müslümanın Allah’tan başka kimseye sığınmıyacağının işare­tidir.

Alimler demişlerdir:

“— Kim Aliah’a güvenirse, o kişi bütün kuvvetleri kendinde toplar.”

Ehlüllah:

“— Rızık korkusuyla, Allah’ın emirlerini terk etmeyin, zira dünyada Allah’ın takdir ettiği rızıktan fazlasına kavuşmak mümkün değildir.”

İbrahim Ethem (k.s.)’e birgün bir ruhban şöyle sordu:

“— Rızkını nasıl temin ediyorsun?

İbrahim Ethem:

“— Bana nasıl rızıklandığımı sormayın!” Allah’ım beni nasıl doyurdu­ğunu sorun!”

Bazıları dedi ki:

“Kim Allah’ın rızasını kollar ve O’rıu tevekkül ederse, bütün hayırları kendinde toplar.”

Allah’tan tükenmez iyilikler temenni ediyoruz.