Talâk: Sözlükte boşamak, salıvermek ve terketmek manalarında kullanılır.
Dinde Talak: Evlilik bağını çözmek, evliliğe son vermek, nikah bağını belli lafızlarla kesip kaldırmaktır.
Evliliği teşvik eden dinler, hukuklar, kültür ve medeniyetler son çare olarak boşanmayı da yasallaştırmak zorunda kalmıştır. Ancak şekil ve ayrıntılarda farklı yöntemler belirlenmiştir.
a) Boşanmanın Yasak olduğu Sistem: Katolik kilisesi; Hz. İsa’nın “Allah’ın birleştirdiğini insanlar ayıramaz…” sözüne dayanarak boşanmayı reddetmiştir. Bu durum karşısında evlilik bağı çözülmeden önce eşlerin başkalarıyla evlenmeleri mümkün olmadığından eşler birbirlerinden uzaklaşıp ve evlilik bağı kurmaksızın başkalarıyla ilişkiye girmektedirler. Bu toplumda fuhşun yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
Ayrıca evlendikten sonra anlaşamazlarsa bir daha ayrılamayacaklarını bilen insanlar da evlenmemekte ve bekâr kalmayı tercih etmektedirler. Bu da yine fuhşun yaygınlaştırmaktadır…
Diğer kültürlerde başanma sistemlerinde farklı görüşler ve uygulamalar vardır. Bunlar şu ana başlıklarda izah edilebilir:
b) Boşanmanın Serbest Olduğu Sistem: Bu sistemde evlilik, eşlerin karşılıklı olarak anlaşmasıyla ya da taraflardan yalnızca birinin isteğiyle sona erer. Bu sistemde, boşanmak oldukça kolay olduğundan aileler ve çocuklar üzerinde çok olumsuz etkileri olmaktadır.
c) Boşanmanın Mahkeme Kararına Bağlandığı Sistem:
Yukardaki iki uç sistemin doğuracağı zararları en aza indirmek gayesiyle -ortaya çıkan bu sistemi birçok ülke benimsemiştir. Bu sistemde de eşler ayrılabilmek için aile sırlarını açıklamak zorunda kalmakla insanlar çok yıpranmaktadır. Bu sistemde delil yetersizliğinden hakim ayırmadığı takdirde eşler sevmedikleri bir ortamda yaşamaya zorlanmakta ve kinleşmeler artmaktadır. Bunun sonunda da telafisi imkansız zararlar meydana gelmektedir.
İslam Hukuku ise, evliliğin sona erdirilmesi konusunda da yukarda
açıkladığımız üç sistemi içine alan, diğer hukuk sistemlerinden farklı bir metod benimsemiştir. Bununla hem eşlerin hem de toplumun yararını sağlamayı amaçlamıştır.
İslam, evlilik bağının korunmasında aşağıdaki ayetlerde oörüleceöi vp de kitabımızın tümünde açıkladığımız gibi kocaya dc*a ayır Dır sorumluluk yüklemiştir:
“Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ediyorlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.”
Evlilik bağının korunmasında kocaya ağır sorumluluklar yükleyen İslam, Nisa 34 ayetinde tavsiye edilen metodların uygulanmasından sonra da evlilikte sorunların çözülmediğini gördüğünde eşlerin hemen boşanmaları yerine aileyi kurtarmak için eşlere aralarını bulmak üzere hakem görevlendirmelerini tavsiye eder:
“Eğer eşlerin ayrılma noktasına geldiklerine kanaat getirirseniz erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem belirleyin. İki taraf da aralarını düzeltmek isterse Allah onları uzlaştırır. Allah herşeyi bilen, herşeyden haberi olandır.”
Son çare olarak boşanmaya başvurulacaksa karşılıklı haklar gözetilmelidir.
“Ey peygamber! Kadınları boşayacağınızda onları iddetleri- ni gözeterek boşayın ve iddetleri de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları dışında onları evlerinden çıkarmayın, dendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir. ”
“İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikahınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte bu Allah’a ve Ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah herşey için bir ölçü koymuştur.” (920)
“Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir. ”
“İmkânı geniş olan nafakayı imkanlarına göre versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratır.” (92
Yukardaki ayetlerde görüldüğü üzere Allahü Teâlâ, aile hayatının güzel bir biçimde devamı için taraflara belli görevler yüklemiş, problemler için çözüm yolu önermiş ancak bunların hiçbiri yarar sağlamayıp ayrılığa karar verildiğinde de özellikle kadının mağdur edilmesini önlemek üzere kesin hükümler koymuştur.
Eşler kendilerine düşen görevleri yerine getirerek ailenin güzel bir biçimde devamı için ellerinden geleni yapmalı, ayrılıyorlarsa da birbirlerinin haklarını gözetmelidirler.
Islamda boşama hakkının erkeğin elinde olması, erkeğin, kadını istediği anda boşayabilmesi demek olacağı, bu yüzden boşanma olaylarının çoğalmasıyla kadınların gadre uğrayacağı iddia edilerek, İslamdaki “ta- lak=boşama” müessesesi tenkit edilir.

