Susmanın Sevabı
Dilin âfetleri çok ve kendini bunlardan korumak zor olduğu için, elden geldiği kadar susmak en iyi çaredir. O hâlde insan, zaruret miktarından fazla konuşmamalıdır. Demişlerdir ki, abdâller, konuşması, yemesi ve uyuması zaruret miktarınca olan kimselerdir. Allahü Teâlâ bildirmiştir ki: «Doğru söylemek, hayırla buyurmak ve insanların arasını bulmak hariç, konuşmada hayır yoktur» (2). Peygamberimiz (aleyhisselâm) buyurdu: «Karın, fere ve dilini koruyan kimsenin her şeyi korunmuştur» (3). Muâz ibn Cebel (radıyallahü anh) sordu ki: «Yâ Resûlâllah, hangi amel daha faziletlidir?». Mübarek dilini ağzından çıkarıp parmağını üzerine koydu. Yâni susmaktır, demek istedi. Ömer (radıyallahü anh) buyurur ki: Ebû Bekir’i (radıyallahü anh) gördüm, dilini parmağıyla tutmuş çekiyordu ve oğuyordu. Dedim ki: «Ey Resûlullah’ın (sallâllahü aleyhi ve sellem) halifesi! Bunu niçin yapıyorsun?». «Bu, beni ne işlere düşürmüştür», dedi. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «İnsanoğlunun hatalarının çoğu dilindendir» (4). Yine buyurdu: «İbadetlerin en kolayını size bildireyim: Susmak ve iyi huylu olmak» (5). Yine buyurdu: «Allahü Teâlâ’ya ve kıyamet gününe inanan, iyilikten başka konuşmasın, yahut sussun» (6). İsa aleyhisselâma, «Bize bir şey öğret de, onunla Cennete girelim», dediklerinde, «Hiç konuşmayın», buyurdu. «Bunu yapamayız», dediklerinde, «O hâlde hayırdan başka konuşmayın», buyurdu. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Susan ve vakarlı duran bir mü’min görürseniz ona Susmanın Sevabı
yakın durunuz, o hikmetsiz değildir» t1). İsa aleyhisselâm buyurdu: «İbadet on kısımdır. Dokuzu susmak, biri ise insanlardan kaçmaktır». Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Çok konuşan çok hata eder, çok günah işler. Çok günah işleyene ateş daha lâyıktır» (2).. Bunun için Ebû Bekiri’sSıddik (radıyallahü anh), «Hapse lâyık, dilden daha uygun bir şey yoktur», tiedi.
Ubeyd ibn Yûnus diyor ki: Kulağını diline murakıb yapıp da her işinde bunun faydasını görmeyen bir kimse görmedim. Muavi ye nin meclisinde konuşuluyordu. Ahnef ibn Kays ise susuyordu. «Niçin susuyorsun?», dediklerinde, «Yalan söyleyemem Allah’tan korkarım; doğru söyleyemem sizden korkarım», dedi. Rebi’ ibn Heysem (rahmetullahi aleyh) yirmi sene dünya kelâmı konuşmadı. Sabahleyin kalkınca, kalem ve kâğıt getirir; söylediğini, konuştuğunu yazardı. Akşam bu konuşmalardan kendini hesaba çekerdi. Susmanın bütün bu faziletleri, dilin âfet ve zararlarının çok olmasındandır. Bütün lüzumsuz şeyler, dil ucundan meydana gelir. Söylemesi hoş ve kolaydır. Fakat iyi ile kötüsü arasını ayırmak zordur. Susmak ile bu mes’ûliyetlerden kurtulunur. Kalbe himmet toplanır, tefekkür ve zikir ile meşgul olur. Susmanın Sevabı
Söz dört kısımdır: Birincisi tamamen zararlıdır. İkincisinde hem zarar, hem de fayda vardır. Uçüncüsünde ne fayda ne de zarar vardır. Bu ise fuzûli konuşmaktır. Zararı, zamanını boş geçirmek bakımından yeter derecededir. Dördüncüsü yalnız faydalı sözdür. O hâlde sözlerin dörtte üçü söylenmemelidir. Dörtte biri söylenmelidir. O da biraz evvel geçen âyeti kerîmedeki mânâdadır. Re sûlullah’ın (sallâllahü aleyhi ve sellem) «Susan kurtuldu» (3), sözünün mânâsı budur. Bunlar bilinince dilin âfetleri de bilinir. Bunlar da onbeş âfettir. Hepsini birbir anlatacağız.

