Hazreti Peygamber de insanların yaratılış, çevre vs. farklarına büyük önem vermiş ve buna göre davranmıştır. Nitekim O, “Biz Peygamberler, insanlara zeka seviyelerine uygun hitap ederiz.” buyurarak bu görevin, bütün peygamberlerce de aynı şekilde yerine getirildiğini ifade etmiştir. Fertlere yaratılışlarına göre davranarak bilgi vermek bir zorunluluktur. Hazreti Aişe: “Rasûlullah bize insanları kendi derecelerine indirmemizi emir buyurdu.” demiştir.
Eğitim ve öğretim faaliyetinde hoca, çocukların kabiliyet ve yaratılışına uygun, zekasını ve karakter farklılıklarını göz önüne alarak buna göre bur usul takip etmelidir.
İlk devirlerde çocuklar mektebe gelir, hep birlikte onlara Kur’an öğretilirdi. Şöyle ki: Çocuklar önce okur, sonra okuduğu bölümü tahta levhaya yazardı. Yazdıklarının doğru olup olmadığını kontrol için tekrar okur, sonra bir başka bölüme geçerlerdi. Bu metot, Kur’an tamamlanıncaya kadar böylece devam ederdi. Daha sonra onlardan kabiliyetli ve başarılı olanlar hafız olmak üzere seçilirdi.
Nitekim el-Muhâsibi “Kişiye aklının kavrayamayacağı ilmi bir meseleden bahsetme” derken bu gerçeği dile getirir.
