Sevgileri Sona Eren Erkek Ve Kadın İyilikle Boşanmalıdır
Karı ve koca arasındaki anlaşmazlıklar had safhaya geldikten ve ayrılmaktan başka çare kalmadıktan sonra, boşanmak zaruret halini alır. Boşanırken kadın ve erkek iyilikle boşanmalı ve birbirlerine güçlük çıkarmamalıdırlar. Cenabı Hak böyle kolayca boşananlar hakkında şöyle buyuruyor:
«Eğer karıkoca boşanarak birbirinden ayrılırlarsa Allah, her birini kendi kudreti ile ihtiyaçtan beri kılar. Allah’ın ihsanı geniştir. O hükmünde hikmet sahibidir •» (Nisa sûresi, âyet: 130)
«Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsan eder.
Bir de ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter. Muhakkak ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir Ölçü, (kader) tayin etmiştir.» (Talak sûresi, âyet: 23)
Birbirleri ile güzelce geçinmeleri imkânsız hale gelen kadın ve erkeğin birbirlerinden güzelce boşanmaları gerektiğini yukarda ifade ettik. Eğer böyle yapmaz da taraflar (boşamamboşanmam) gibi inatlaşmalarda, birbirlerine zorluklar çıkarırlarsa bilmelidirler ki, huzurları bozulacak ve bütün zamanları üzüntü içinde geçerek, maddî ve manevî yönden kayıplara uğrayacaklardır. Burada suçlu olanın her zaman günah içinde olacağı da unutulmamalıdır.
Gerek kadın ve gerekse erkek ikisi de Allah’ın emirlerine ve Resûlullah’ın sünnetine tabi olur ve saadet, selâmet ve bolluk içinde olurlar. Çünkü O’nlara uymak vuslata sebepdir. Selef bize böyle haber vermiştir.
BOŞAMA KAÇ TÜRLÜDÜR?
Boşama üç kısma ayrılır. Bunlar da:
1 — Sıfat bakımından:
a) Sünni (sünnete uygun) boşama.
b) Bid’i (bid’at olan) boşama.
2 — Hüküm bakımından:
a) Bain (geri dönülmesi mümkün olmayan) boşama.
b) Ric’i (geri dönülmesi mümkün olan) boşama.
3 — Kullanılan söz bakımından :
a) Mufsah (sarih = mânâsı açık olan sözle) boşama.
b) Mekni (kinayeli = mânâsı kapalı olan sözle) boşama.
Şimdi bunlan teker tekrar açıklamaya çalışalım.
SÜNNİ VE BİD’İ BOŞAMA
Sünni boşama, boşamanın en güzelidir. Sünni boşamanın iki çeşidi vardır.
1 — AHSEN TALAK (En güzel sünnî boşama):
Bu talâkın en güzel şeklidir. Erkeğin karısını, üç temiz hâli zamanında bir talâk ile boşayıp iddeti bitene kadar boşamamasıdır ki, kadın hakkında en güzel talâk şekli budur. Esasen talâk hoş bir şey de değildir. Ancak boşanacak eşler arasında sağlayacağı fayda bakımından dinimizin en güzel gördüğü talâk şekli böyledir.
2 — HASEN TALÂK (Güzel sünnî boşama):
Bu da talâkın güzel şeklidir. Ki erkeğin karısını her temizlik halinde bir defa olmak üzere üç talâka kadar boşamasıdır.
Ulu Allah buyuruyor ki:
«Ey Habibim, hanımlarınızı boşamak istediğiniz zaman (hayızdan kesildikten sonra) cinsî temasta bulunmadan boşayınız ve boşama müddetini sayınız. Rabbinîz olan Allah’tan korkunuz. Onları (boşadıkları evlerinden çıkarmayınız. Kendileri de çıkmasınlar.)
Ancak cezayı gerektiren bir terbiyesizlik yaparlarsa o zaman çıkarabilirsiniz. Saydıklarımızın hepsi Allah’ın kanun ve hududlandır. Kim onları çiğnerse kendine zulmetmiş olur. (Çünkü) bilemezsin belki sevgi gibi herhangi bir yakınlık yaratıp kalbine atar.»
(Talâk sûresi, âyet: 1)
Müfessirler âyette geçen «Kadınlarınızı boşamak istediğiniz zaman iddetlerini bekleyin» kısmı için şöyle diyorlar:
Kadın âdet günlerini doldurup temizlendiği ve size onunla cinsî münasebette bulunmak helâl olduğu zaman onunla cinsî münasebette bulunmadan boşayınız.»
Boşanmanın en güzel şekli de böyledir.
Karı ile koca arasında ilişkiler ve ruh halleri çok derin ve ince bir husus olduğundan buna gereken önem verilmezse bu sebeple bir takım geçimsizlikler olursa sonu pişmanlık olur. Öfke anında karısını boşayan erkek daha sonra yaptığından pişmanlık duyar. Erkeğin zamanla yıkılmaya yüz tutan aile yuvasını tamir için üçe kadar talâk fırsatı verilmiştir. Ayrıca bunun kadınların âdet halinden temizlendiği zamanlarda yapılması mesnûn kılınmıştır.
Yani karısını boşamak isteyen bir erkek kadın temizlendiği zaman onunla münasebette bulunmadan talâk verir. Bunu az görür de ikinci talâkını vermek isterse o zaman akdinin bir âdet müddetini daha geçirmesini bekler. Temizlendiği zaman ikinci talâkı verir. Eğer sonradan yaptıklarına pişman olursa üçüncü talâk ile karısını saklar. Eğer üçüncü talâk ile boşamak isterse bir hayız müddeti geçene kadar saklar ve üçüncü talâkını ondan sonra verir.
Artık üçüncü talâkın sonunda kadının erkekle olan alâkası kesilir ve iddeti dolunca dilediği kocaya gidebilir. Birinci talâk’ın sonunda kadın iyice boşanıncaya kadar evinde oturabilir. Ayette bu hâldeki kadınların evden çıkarılmamaları emrolunuyor. Kadın iddet beklediği günlerde süs ve güzelliğine daha çok dikkat etmeli ve talâkından vazgeçmesi için kocasına güzel görünmelidir. Bu kadın için güzel bir davranıştır. Erkek iki talâkla boşadığı karısını iddeti bitmeye yaklaşınca iyilikle bırakmalı veya karısıyla güzel geçinmek niyetine girmelidir.
BİD’l BOŞAMA:
Talâk’m çirkin olanıdır. Kadını hayızlı iken vev temizlendikten va cinsî münasebette bulunduktan sonra veya üç talâkı bir defada verip kadınla ilişkiyi kesmektir Bu boşama şekli, geçerli olmakla beraber günahdır.
Ulu Allah buyuruyor ki:
«Sana ay halinden sorarlar. Deki; o pisliktir. Onun için hayız esnasında kadınlarınızdan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.» (Bakara sûresi,
âyet: 222)
Bir kadını ay halinda veya temizlendikten Sevgileri Sona Eren Erkek Ve Kadın İyilikle Boşanmalıdır sonra cinsî münasebette bulunup boşamak bu emre karşı çıkmaktır ve bu günahtır. Hele üç talâk ile birden boşamak çok daha çirkin ve günahtır.
Talâkın vaki olmasından sonra kendinden boşanan kadın için ileri geri konuşmak ahlâksızlık ve emre itaatsizliktir. Ailesini bu şekilde boşayan kimse günahkâr olur.
Hz. Ömer’in oğlu Abdullah karısını âdet halinde iken boşamıştı.
Kadın Resûlullah’a gelerek durumu anlattı. Resûlul lah da:
— Abdullah’ın karısına dönmesini kadının tekrar âdetini görüp temizleninceye kadar onunla birlikte yaşamasını, ikinci âdetinden temizlendikten sonra da isterse aile hayatına devam edebileceğini ve isterse boşayacağını bildirdi.
Kadınların iki âdet zamanı, Allah’ın erkeklere kadınlarını boşamaları için emrettiği zamandır. Yani kadınlar o arada boşanır.
Ulu Allah buyuruyor ki:
«Boşanmış olan hanımlarınızın boşama müddetleri sona yaklaşınca iyilikle tekrar nikâhlarını ye niliyerek yanınızda tutunuz veyahutta tamamıyla boşayınız. Aranızda âdil olan iki erkeği ele şahit olarak yanınızda bulundurunuz.
Siz de ey şahitler! Şahitliğinizi Allah için doğru olarak yapınız. Bu size söylenen var ya, onunla Allah’a ve âhiret gününe iman etmekte olan kimselere öğüt veriniz. Kim Allah’tan korkarsa ona (darlıktan genişliğe doğru) bir çıkış yolu ihsan eder.»
(Talâk sûresi, âyet: 2)
İslâmiyet neden bu yolu tutmuştur, bunun sebebi nedir? diye bir soru kafaları kurcalayabilir. Hemen söyli yelim ki, dinimiz yine insanoğlunun iyiliğini ve faydasını düşünmüştür. İşte hayızlı bir kadını boşamanın sebebi bu temel düşünceye dayanır: Çünkü hayız halinde olan bir kadının vücudunda bir talanı değişiklikler meydana gelir, vücudunu hoşa gitmeyen ağır bir koku sarar; cinsî bakımdan arzu edilmez bir durum arzeder. Bu yüzden erkek aybaşı hallerinde karışma karşı rağbet göstermez, onu kolayca boşayabilir.
İçinde cinsî münasebette bulunulan bir temizlik devresinde boşamamanın sebebi de yine yukardaki temel görüşe dayanır. Bu devrede de erkek kana ile daha henüz yeni münasebette bulunduğu için yine karısına karşı pek tutkun ve vurgun olmaz.
Münasebetten sonra boşanarak kendisinde kadına karşı ihtiyaç duymama gibi bir duygu belirir ve bu yüzden kolayca boşama yoluna gidebilir.
Açıkça görülmektedir ki, İslâmiyet boşamaya, cinsî münasebette Sevgileri Sona Eren Erkek Ve Kadın İyilikle Boşanmalıdır bulunulmayan temizlik devrelerinde izin vermekle erkeğin kadına karşı en çok arzulu olabileceği bir ortamı seçmiştir. Hayızlı iken, cinsî münasebette bulunulan temizlik devresinde iken bir erkeğin karısını boşamaya kalkışmasına müsade etmeyişi de bunu göstermektedir. Bunun manâsı açıktır. Dinimiz mümkün olduğu derecede boşanmayı engelleme yoluna başvurmuş ve boşanmanın kaçınılmaz olduğu vakit de erkeğin soğukkanlılığını muhafaza edebilmesi için, boşama süresini oldukça uzatma yönüne gitmiştir.
Sünnete uygun en güzel boşanma şeklinin yaklaşık olarak üç ayda tamamlanması yukarda belirttiğimiz gibi düşünme imkânı sağlanması bakımından iyidir. Bu süre içinde erkek isterse boşamaktan vazgeçerek eşine döner ve evlilik hayatını yeniden devam ettirebilir. Ve erkek bir temizlik devresinde birden fazla talâk da vermez. Bütün bunlar, erkeğin soğukkanlılığını bulabilmesi, dolayısı ile gerçeği bulabilecek bir düşünme imkânına kavuşabilmesi içindir. İşte mahkeme yolu ile boşanmanın tek faydası, düşünme imkânı sağlamasıdır. Geri tarafı hep dalaveredir.
SARİH VE KİNAYELİ BOŞAMA
Talâkı Sarih:
Sarih; açık ifadeli ve tek anlamlı boşama mânâsını ifade eden kelimelerdir.
Açık sözler şunlardır: «Sen benden boşsun, seni boşadım» veyahut her milletin adetlerine göre olay yerinde kullanılan «üçten dokuza şart olsun» gibi kocanın karısına söylediği açık manâlı sözlerdir. Böyle açık manâlı kelimelerls boşandığı taktirde koca isterse boşamayı niyet etsin isterse etmesin bir talâkla mutlaka boşanır. Çünkü bu kelimelerin mânâları açıktır, bundan dolayı da niyete ihtiyaç yoktur.
Yine bir kimse, böyle sözlerden birini istemeden ağzından kaçırsa veya mânâsını bilmeden yabancı bir dille söylese, karısı kazaen kendisinden boşanmış olur.
Talâkı Kinaye:
Kinaye, boşama konusu ile ilgili olarak, boşama anlamına gelmek üzsre tayin edilmediği halde boşama anlamında kullanılabildiği gibi başka manâlara da gelebilen sözlerdir.
«Benden ayrıl da anababana git», «Yuların boynundadır», «Benden git, muradına er», «Sen hürsün», «Kendine koca ara», «Cehenneme git», «Ser benim için leş veya domuz eti gibisin», «Senin koczn değilim», «Benim karım değilsin», «Ben senden
ayrıldım», «Sen benden hainsin» gibi sözler.
Bunlar açık olarak boşama anlamını ifâde etmeyip başka anlamlara da gelebildiğinden, bu çeşit sözlerle boşamanın gerçekleşmesi kocanın niyetine veya o sırada boşamanın tartışılıp tartışılmadığı gibi delillere bağlı kalır.
Bir kimse karısının gezme isteği üzerine ona: «Ben seni iple bağlamadım, boşsun git» dese karısı boşanır mı?
Eğer boşamayı niyet etmişse karısı boşanmış olur Eğer boşamaya niyet etmemişse karısı boşanmış olmaz.
Aynı şekilde karısına: «Yükünden boş ol» diyen kimse için de önemli olan niyettir. Eğer boşamaya niyet etmemişse boşama olmaz.
Aşağıdaki sözleri kullanan kimse de boşamayı niyet etmedikçe karısı boşanmış olmaz:
Karısına: «İstediğin yere git. Sen bana eş olamazsın» diyen kimse, başka şeyler söylememişse yalnız bu sözlerle karısını boşamış olmaz.
«Sana dört yol açıktır» sözü ile niyet dahi edilse boşama olmaz. Eğer: «Hangi yolu istersen onu tut» cümlesi de ilâve edilir ve niyet de yapılırsa o zaman bain talakla boşama meydana gelir. Bir kimse karısı ile çekişip ona: «Var yıkıl git» derse, boşamayı niyet etmedikçe onu boşamış sayılmaz. «Artık ben seni istemem, babanın evine git» demek te bunun gibidir. Yine «Cehenneme git» demek de bu hükümdedir. Bir kimse eşi ile çekişip eşi ona: «Senin amacın nedirl» diye sorduğunda kocası: «Benim amacım seni boşamaktır» dese, ayrıca bu sözlerden sonra boşadığını belirtmedikçe sadece bu sözlerle boşamış olmaz. «İraden elinde olsun» sözü boşamayı sağlayan kelimelerden biridir. Bundan dolayı boşama konusu tartışılırken erkeğin karısına: «İraden elinde olsun» demesi ile karısı boşanmış olur. «Şart olsun» tabiri de boşama için bu hükümdedir. Ancak «Şart olsun» tabirinin boşama anlamında kullanıldığı bölgelerde bu tabiri kullananın karısı boş olur. Ayni şekilde «Başına gün doğsun» tabiri boşama anlamına gelen bölgelerde bu tabiri kullanan karısını boşamış sayılır.
«Senden geçtim» tabiri de, ayrılık anlamına gelen bölgelerde bu tabiri kullanan karısını boşamış sayılır. «Senden geçtim» tabiri de, ayrılık anlamına gelen bölgelerde boşama niyeti ile kullanılırsa boşamayı sağlar.
Nikâhın inkârı da niyetle beraber boşama demektir. Bundan dolayı boşama niyeti ile karısına «aramızda nikâh yoktur» diyen kimse, karısını boşamış olur. Fakat niyetsiz olarak nikâhı inkâr etmek boşamak değildir.
Evli bir kimsenin: «Evli misini» sorusuna: «Değilim» diye cevap vermesi, eğer niyet edilmemişse boşama olmaz. Kadının da «Ben sana kan olmam» demesi üzerine erkeğin: «Öyle ise benim karım yoktur» demesi, niyet olmadıkça boşama olmaz.
Bir kimse karısına: «Anam», «Kızım», «Kardeşim» dese eğer boşamayı niyet etmemişse, karısı boşanmış olmaz. Fakat boşamaya niyet ederek: «Bundan sonra anamsın» veya «kızkardeşimsin» dese kesin bir şekilde boşamış olur. Karıya böyle hitap etmek zıhar değilse bile harama yakın derecede mekruhtur.
RİC’İ BOŞAMA
Talâkı Rici: «Sen benden boşsun» gibi boşama mânâsını açıkça ifade eden açık anlamlı sözlere, «Sen şeytanın boşanışı gibi benden boşsun», «Seni üç talâk boşadım» gibi çirkinlilik ve şiddetlilik belirten kelimeler ilâve etmeksizin iddet içersinde nikâhı devam ettirmektir.
Ric’i talâkla boşama vaki olduktan sonra, idde: içerisinde koca kadının müsadesini almaksızın karr.na müracaat edebilir ve böylece elinde kalan nikâh
rıyle nikâhını devam ettirir. Fakat koca iddet içerisinde müracaat etmediği takdirde, iddet çıktıktan sonra mevcut nikâh, talakı ric’iyeden talâkı baineye döner.
Böyle bir durumda koca karısının müsaadesini aldıktan sonra nikâhını yeniler ve tekrar kadını idaresi altına alır.
Ric’atm (boşamaktan vazgeçmenin) iki çeşidi vardır:
Sözlü ric’at. Fiili ric’at.
a) Sözlü ric’at: Kocanın, boşamış bulunduğu karısına iddet süresi içinde, karısı ister hazır bulunsun, ister orada olmasın, ister uyuyor olsun «Ben karıma geri döndüm» demesi ile olur.
b) Fiili ric’at, Kocanın, boşamış olduğu eşine öpme, okşama veya cinsî münasebette bulunma gibi karı koca arasındaki münasebetlerden birinde bulunmasıdır.
Ric’i olarak boşanmış bulunan kadının iddetini (bekleme süresini) geçirdiği eve kocanın girip fiili müracaatta bulunması mümkün ise de, sözlü olarak boşamaktan vazgeçmedikçe fiili olarak ric’at mekruhtur.
Ric’i Boşamanın Şartları:
Ric’i boşamanın beş şartı vardır:
1 — Eşi ile cinsî münasebette bulunmuş olmak.
2 — Boşamanın açık sözle olması.
3 — Boşamanın mal karşılığında olmaması.
4 — Boşama cümlesinde üç sayısını ne açıkça ne de işaretle belirtmemek.
5 — Boşamayı sağlıyan açık sözün beynuneti (dönüşsüz, kesin ayrılığı) ifade edici bir sıfat almamış ol ması. Bain, fena ve fahiş sıfatlar gibi.
Henüz kertdisi ile cinsî münasebette bulunmadığı bir kadını boşayan bir kimse onu ric’i talakla mı boşamış olur?
Hayır. Çünkü ric’i boşamada eşi ile münasebette bulunmuş olmak şartı vardır. Hiç münasebette bulunmamışta o zaman bain (geri dönülmez) boşama olur. Yine cinsel birleşmeden sonra da olsa niyetle birlikte «Sen benden bainsin» gibi boşamanın açık sözü ile olmayan yahut mal karşılığında verilen, yahut «üç talak ile boş ol» veya «Sen şöylece boşsun» deyip parmak ile üç işareti yapılan, yahut «Sen benden bain talak, kat’i talak, en kötü talak ile boşsun» gibi sıfatlar ile vasıflanan boşama açık söz ile olduğu takdirde boşama bain (geri dönülmez) olarak gerçekleşmiş olur.
Ric’i İle Bain Boğama Arasındaki Farklar:
Talâkı Ric’iye ait olan hükümler:
1 — Talâki rici ile boşanan kadına yeniden nikâh kıymaya lüzum yoktur.
2 — Yeniden mehir vermeye ihtiyaç yoktur.
3 — Şahit tutmaya ihtiyaç yoktur.
4 — Kadının rızasına gerek yoktur.
5 — Kadın eğer küçük olup buluğa ermemişse velisinin rızasına ihtiyaç yoktur.
6 Koca zihar ederse müzahir (zihar eden) olur.
7 İlâ (karısına yaklaşmama yemini) ederse mu’lî (karısına yaklaşmamak için yemin eden) olur.
8 Karısını zina yapmakla itham ederse had değil lian gerekir,
9 İddet (bekleme süresi) içinde eşlerden biri ölürse diğeri ona varis olur.
10 İddet süresi içinde koca ölürse, iddet ölüm iddeti
olur.
11 Ric’i talaktan dolayı olan iddet süresi içinde kadının süslenmeyi terketmesi gerekmez.
12 İddet süresi içkide kankoca aynı evde kalabilir.
13 İddet içinde hürriyetine kavuşan cariyenin boşanması ric’i ise, iddeti hür kadın iddeti olur.
14 Ric’i boşamada nikâh yok olmaz, sadece gevşer.
Bain boşamada ise nikâh yok olur ve yukarıda saydığımız konuların hepsinde ric’i boşamaya aykırı olur.
BAİN BOŞAMA
Talâkı bain: Küçük ayrılığı (beynuneti suğra) veya büyük ayrılığı (beynuneti kübra) derhal gerçekleştiren yahut da diğer bir ifade ile boşama mânâsını ifade eden açık anlamlı sözlere çirkinlik, şiddetlilik belirten kelime ilâve etmek suretiyle yapılan ve iddet bittikten sonra yeni mehir ve akidle rücunun caiz olduğu yahut da ikinci bir evlilikten r.onra dönebilmesi sonucunu doğuran boşamalar.
Beynunet ne demektir?
Beynunet, eşler arasında kocanın pişmanlığı ve iddet (bekleme süresi) içinde karısına geri dönmesi ile tükenmemek üzere gerçekleşen ayrılıktır.
Bain olarak verilen bir veya iki talâk ile gerçekleşen ayrılığa beynuneti suğra (küçük ayrılık) denir. Bu çeşit boşamada kadının rızası ve iki şahidin tutulması ile nikâh akdi (sözleşmesi) yenilenebilir. Bunda, ric’i boşamada olduğu gibi yalnız kocanın rızası, pişmanlığı ve kadına geri dönmesi yeterli değildir.
Üç talak birden verilirse veya verilen talak üçüncü ise, ric’i bile olsa gerçekleşen ayrılık beynuneti kübra (büyük ayrılık) olur. Bu durumda kocanın kadın üzerinde bulunan hakkı ve kadının helâlliği son bulur. Artık bundan sonra karşılıklı rıza dahi olsa hülle edilmedikçe nikâh sözleşmesi yapılamaz.
Gerek küçük ve gerekse büyük ayrılıkta bain ile boşamanın hükmü şudur:
1 — Büyük ayrılığa göre kocanın kadın üzerinde hem mülkiyet hem de helâllik hakkı kalkar.
2 — Küçük ayrılığa göre de iddet ve nafaka ilişkisi kalır, halâllık hakkı sona erer. Ayrılık kesinleşince erkeğin kadının yanma varması veya kadının kendini kocasına sunması doğru olmaz.
Bain boşamanın iddetinde (bekleme süresinde) bile kadın, kocasına karşı kapanır ve ikisi bir arada bulunamazlar. Eğer ev her ikisine birden dar gelir ve koca ahlâksız olursa, kocanın evden ayrılıp kadının orada kalmacı vacip olur.
En iyisi her ikisi arasında akıllı ve güvenilir bir kadının bulunmasıdır. Böyle bir kadını şer’i hakim tayin eder ve nafakasını beytül maldan öder.
3 — Küçük ayrılıkta nikâh yenilenmeksizin, büyük ayrılıkta da kadın başka birisi ile evlenip ondan da ayrılarak iddet süresini doldurmaksızın karıkocanın birleşmeleri doğru olmaz. İddet (bekleme süresi) sonsuz da olsa kocanın geri dönmesi fayda vermez. İddetin sonsuz olup olmaması açısından fark, boşama sayısı sona ermemiş olan ric’i boşamada görülür. O da geri dönülmesi mümkün iken, iddetin sona ermesi ile ayrılık meydana gelmiş olur»
İLÂ YAPMAK
İlâ, kocanın süresiz veya dört ayı aşan bir zaman belirterek karısıyla cinsel ilişkide bulunmayacağına yemin etmesidir.
Bakara sûresinin 226. âyetinde Yüce Allah şöyle buyurur:
«Karılarına yaklaşmamak üzere yemin edenler için ancak dört ay bekleme (süresi) vardır. Eğer bu esnada yeminlerinden dönüp de (kefaret vererek) eşlerine yaklaşırlarsa Allah bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.»
Câhiliye devrinde Araplar, darıldıkları karılarına yaklaşmayacaklarına yemin eder ve yıllarca ondan uzak kalırlardı. Bu da İslâmm ortadan kaldırmaya çalıştığı câhi liyye devrinin çirkin âdetlerinden biridir. Bu hareketten dolayı kadınlar zarar görür ve büyük haksızlığa uğrarlardı.
İşte dinimiz, bu haksızlığı gidermek üzere bu yemine bir sınır tayin etmiş ve o sınırın aşılmasını boşama olarak nitelemiştir.
Karısına yaklaşmamak üzere yemin eden bir kimse eğer dört ay içinde eşine yaklaşarak yemini bozup kefaretini öderse bu yeminden dolayı başka bir şey gerekmez. Fakat yemininde ısrar edip dört aydan fazla eşine yaklaşmazsa onu bir bain talâk ile boşamış sayılır.
Bu yemin Allah ismiyle olduğu gibi, boşamak veya hacca gitmek gibi insanı zora koşucu şeylerle de olabilir.
Yemin eden kocanın yemininde ısrar etmesi mümkün olduğu gibi, yemininden dönüp eşine yaklaşması da mümkündür. Eğer yemininde ısrar ederse, yukarıda da söylediğimiz gibi karısını bir bain talâkla boşamış olur.
Fakat karısına yaklaşmamak üzere yemin ettiği halde ona yaklaşana ya kefaret veya ceza gerekir. Böyle bir durumda karı kocalık haklarına bir sarar gelmez.
İlânın Keffareti:
Yemin keffaretidir. Bu da: On fakiri keffaret niyetiyle doyurmak veya giydirmek veya bir köle azâd etmek, bunlara gücü yetmemesi hâlinde aralıksız üç gün oruç tutmaktır
İlânın Cezası:
Bu da yeminini bağlı kıldığı şeyi yerine getirmektir.
Meselâ, karısına hitaben: «Eğer sana yaklaşırsam yüz rekât namaz kılayım» diyen bir kimse, dört ay içinde
karısına yaklaştığı takdirde yüz rekât namaz kılması gerekir.
İlâ İle İlgili Meseleler:
İlâ’nın süresi ne kadardır?
İlâ’nın sürasi, hür kadın için dört ay (yüz yirmi gün) dür. Bu süreden daha azı âdi yemindir. Böyle bir yeminin bozulmasından dolayı keffaret gerekir, fakat bu süre içinde ilişki kurulmadan geçmesinden dolayı boşama meydana gelmez.
İlâ’dan nasıl geri dönülür?
îlâ’dan cinsî münasebette bulunarak geri dönülür. Yalnız eğer kendisinde veya karısında bulunan bir engelden dolayı münasebette bulunamıyan «Ben sana döndüm» veya «Ben ilâ’mı bozdum» diyerek sözle İlâ’dan döndüğünü belirtmelidir. Ancak engel ortadan kalktıktan sonra cinsî münasebette bulunmak gerekir.
Gerek ilâ ve gerekse ondan dönüş rızaya bağlı olmayıp zorla olması hâlinde de geçerlidir.
İlâ’nın dört ayla sınırlanmasının hikmeti:
Yüce Allah’ın, ilâ’yı dört ayla sınırlaması, yani yemin edilmiş olsa da, kadının dört aydan fazla cinsel hayattan mahrum edilemeyeceği hükmüne dayanır.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
«Her ay bir kez cinsî münasebet mü’mine yetebilir.»
Bu hadisi şerif de her ay en az bir defa ilişkide bulunmayı tavsiye etmektedir. Bu sayı, kişilere göre artabilir veya inebilir.
Bu konumuzu açıklığa kavuşturmak için Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında olmuş bir olayı nakledelim.
«Kadının biri Hz. Ömer’e gelerek kocasının kendisiyle ilişkide bulunmadığından şikâyet eder.
Hz. Ömer kadının kocasını çağırtarak sorar. O da yaşlandığını, eski gücünün kalmadığını, buna rağmen yine de eşinin her temizlik döneminde bir kez cinsel ilişkide bulunabildiğini söyler.
Kadının kocasından bu cevabı alan Hz. Ömer kadına dönüp şöyle der:
— Yürü git. Kocanda bir kadına yetecek kadarı vardır.
Hz. Ömer’in bu içtihadı ayda bir defa cinsî münasebette bulunulmasını öğütler.

