SEMUD KAVMİNİN HELAK OLUSU
Semud kavmi Hazreti Salih (Aleyhisselam) ile alay ederek, azaba ne zaman uğrayacaklarını sordular. Hazreti Salih (Aleyhisselam).
“Azab alâmeti, birinci günde yüzleriniz sararmış olarak sabaha çıkacaksınız! İkinci günde yüzleriniz kızarmış olarak sabaha çıkacaksınız! Üçüncü günde yüzleriniz kararmış olarak sabaha çıkacaksınız!” dedi.
Gerçekten de, ilk günde sabaha çıktıkları zaman, küçük-büyük, erkek-kadın, hepsinin yüzleri, sanki haluk kokusu sürünmüş gibi sapsarı kesilmişti. Bunun üzerine Semud kavmi, helak olacaklarını ve Hazreti Salih (Aleyhisselam)ın doğru söylemiş olduğunu anladılar.
İkinci gün, yüzleri kızarmış olarak sabaha çıktılar. Üçüncü gün, yüzleri kara boya sürünmüş gibi kararmış olarak sabaha çıktılar. Dördüncü gün -Pazar günü- sabaha çıktıkları zaman, kendilerine azaptan, cezadan neler geleceğini, gelecek azabın hangi yandan, üzerlerinden, gökten mi, yoksa ayaklarının altından, yerden mi geleceğini bilmiyorlar, kâh başlarını kaldırıp semaya bakıyorlar, kâh gözlerini yere dikiyorlardı.
Sabaha girdikleri sırada güneş doğarken gökten, onlara göklerin bütün gürlemelerini, yeryüzünün bütün çığlıklarını içinde taşıyan öyle bir bağırışla bağrıldı ki, bir anda göğüslerindeki kalbleri parçalandı! Canları bedenlerinden uçtu! Solukları, kımıldamaları kesiliverdi! Altlarından da son derece şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldılar. Allâhü Teâlâ’nın Harem’inin bu azabdan koruduğu bir tek
kimseden başka, doğu-batı arasında onlardan helak olmadık bir kimse kalmadı.
Hazreti Salih (Aleyhisselam) kendisine iman edenler dört bin kadar mü’min ile birlikte Hicrden ayrılarak Şam tarafındaki Remle kasabasına yerleşmiş ve 160 yaşlarında Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
