1. Mükellef kime denir?
Allahu Teâlâ’nın emir ve yasaklarıyla sorumlu olan kimseye mükellef denir. Mükellef, Allahu Teâlâ’nm yapın dediği emirleri yapmakla, yapmayın dediği yasaklarından da kaçınmakla yükümlüdür.
2. Mükellefin şartları kaçtır ve nelerdir?
Mükellefin şartları üçtür:
1. Müslüman olmak.
2. Akıllı olmak. (Akıl hastaları mükellef değildir).
3. Büluğ (erginlik) çağına gelmek.(Erginlik çağı genelde erkeklerde 12-15, kadınlarda; 9-15 yaş arasıdır. Ancak, 15 yaşına geldiği halde erginlik çağına gelmeyen kadın ve erkekler İslam’ın emir ve nehiyleriyle yükümlü olup, mükellef hükmüne girerler).
3. Efal-i Mükellefin (Mükellefin fiilleri) nelerdir?
Efal-i Mükellefin:
1. Farz: İşlenmesi kesin bir dille sabit olan vecibelerdir. Namaz kılmak, oruç tutmak gib. Farzları işleyen sevap, terk eden günah kazanır. İnkar eden dinden çıkar.
Farz iki kısımdır:
a) Farz-ı Ayn: Mükellefin her birinin yapması gereken emirlerdir. Namaz kılmak gibi.
b) Farz-ı Kifaye: Mükellefden bazılarının yapmasıyla diğerlerinin üzerinden sakıt olan farzdır. Cenaze namazı kılmak gibi.
Cenaze namazını bir kişi veya birkaç kişi kılarsa , farz yerine gelmiş olur. Bu durumda kılanlar mükafat kazanır, kılmayanlar ise, ceza görmezler.
2. Vacip: Yapılması şer’an kat’i bir delil ile sabit olmamakla beraber kuvvetli bir delil ile sabit olan farzdan sonra gelen hükümdür. Vacip, farz gibidir. Hac konusu dışında vacip ile farz arasında hiçbir fark yoktur.
3. Rükün: Bir ibadetin içinde yapılması gereken ve ibadetin bir parçası gibi olan şeydir. Namazda Fatiha’yı okumak, rükûa varmak gibi.
4. Şart: Bir ibadete başlamadan evvel yapılması gerekli olan şeydir. Namaz için abdestli olmak, kıbleye yönelmek gibi.
Sünnet: Peygamberimiz (sav)’in; söz, fiil veya tasdik yollarıyla meydana getirmiş olduğu her şeydir. Beş vakit namazla birlikte kılınan sünnetler, teravih namazı, ezan, kamet gibi… Sünnetlerin işlenmesinde sevap, bilerek terk edilmesinde tekdir vardır.
Müstehap: İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan şeylerdir. Sünnet olan oruç tutmak, sadaka vermek gibi…
Mübah: Sevilen, hoşa giden şeylerdir. Yapılması şer’an emredilmediği halde yapıldığında makbul sayılan şeylerdir. Yemek içmek, oturmak, kalkmak gibi…
Haram: Mükelleften yapılmaması istenilen ve kat’i bir delil ile sabit olan şer’i hükümdür. Adam öldürmeyiniz, içki içmeyiniz, zinaya yaklaşmayınız, gibi…
Mekruh: Haram kadar kesin olmayan yasaklardır. Mekruh iki kısımdır:
a) Tahrimen Mekruh (Harama yakın mekruh): Mükelleften yapılmaması kesin bir dille istenilen şeydir. Terkedilmişinde sevap, yapılmasında günah vardır. Ancak bundaki günah haramdan doğan günahtan daha hafiftir. Güneş batarken veya doğarken, mutlak nafile namaz kılmak gibi…
b) Tenzihen Mekruh (Helala yakın mekruh): Mükelleften işlenmemesi kesin olmayan bir delil ile sabit olan fiillerdir. Sağ elle burnunu temizlemek gibi… Allah’a itaat olarak yapılmazsa sevap kazanır, ihmal ve alışkanlıkla yapılırsa sorguya çekilmez…
Eda: İbadeti, dinde tayin edilen vakti içinde icra etmektir. Ramazan orucunu Ramazan ayında tutmak gibi…
Kaza: Farz olan bir ibadetin kendisine tayin olunan vakti dışında yapılmasıdır. Mesela; Ramazan ayında tutulmayan orucu başka aylarda tutmak gibi…
İade: Bir ibadeti, daha fazla sevap kazanmak için vakti içinde ikinci defa yapmaktır. Bir vaktin namazı tek başına kıldıktan sonra daha fazla sevap kazanmak için ayni vaktin namazını cemaatle tekrar kılması gibi…
Müfsit: Başlanmış bir ibadetin bozulması durumudur. Namazda yüksek sesle konuşmak, gülmek gibi…
