Peygamber Efendimiz’in Sevgi Ateşiyle Tutuşan Çok Gönül Vardı

By | 1 Ağustos 2019

Tarihte, O’nun sevgi ateşiyle tutuşan, yanan ve pişen o kadar çok gönül var ki; hangi birini anlatayım. Hepsinin yaşadıkları, aşkından “âh” çekişleri, hasretinden, özleminden yanıp tutuşmaları bir başka güzellikte.
Dört büyük imamdan biri olan İmam Malik (ra), Medine’de O’na olan saygı ve sevgisinden hayvana hiç binmezdi.. Havza’sında imam iken hiç yüksek sesle konuşmazdı. Devrin halîfesi Ebû Cafer MansuPun yüksek sesle konuştuğunu duyunca bir kez: “Ey Halîfe! Bu mekanda sesini kıs. Allah’ın (cc) ihtarı, uyarısı senden çok faziletli insanlar üzerine inmişti” diyerek ilahi emri hatırlatmıştı: “Ey îman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygambere yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.”17
Gönlü yanık şâir Fuzulî meşhur Su Kasîdesi’nde:
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su,
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su, diyordu.
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere, gözyaşımdan su saçma, ki böylesine (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)
Onun gönlünde, Peygamberine karşı tutuşan ateş özlem, sevgi ve hasret ateşiydi; maddi değil, maneviydi. Su, maddi ateşi söndürebilirdi, ancak manevi ateşe ne yapabilirdi ki?
I. Sultan Ahmed… Dünyanın hayran olduğu Sultanahmet Camisi’ni yaptıran veli Sultan… Peygamberinin mukaddes emanetlerini görünce, mübarek ayak izlerini bir süre saygıyla seyretmiş ve o anda :

N’ola tâcım gibi başımda götürsem dâim Kadem-i resmini ol Hazreti şâh-ı Rüsülün.
Gül-i Gülzâri Nübüvvet, o kadem sahibidir.
Ahmedâ! Durma yüzün sür kademine ol gülün. dörtlüğü dilinden dökülmüştü.
(Ne olur, Peygamberlerin şâhı Hazret-i Peygamberin mübarek ayaklarının resmini, tâcım gibi başımın üstünde taşısam sürekli. Nübüvvetin Gül Bahçesinin Gülü o mübarek ayakların sahibidir; Ey Ahmed! Durma, yüzünü sür O Gül’ün mübarek ayaklarına)
Ve anlatıldığına göre, sevgi ve saygısının derinliğini göstermek için de Peygamberinin mübarek ayak izlerinin resmi içine dörtlüğünü yazmış ve kavuğunda ölünceye kadar taşımıştı.
Cihana hükmetmiş Yavuz Sultan Selim Han:
Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş,
Bir Veli’ye bende olmak cümleden a’lâ imiş diyerek O’na ve O’nun yolunda gidenlere olan sevgi, saygı ve özlemini dile getirmişti.
Seyyid Ahmed Yesevî…O büyük gönül sultanı…Altmış üç yaşında mezar gibi bir yer kazdırıp: “Bu yaştan sonra bana toprak üstünde gezmek haramdır” demiş ve ömrünün kalan on yılını orada sürdürerek Peygamberine olan muhabbetini göstermişti.
Hz. Mevlâııâ:
“Ey Allah’ın sevgilisi! Eşsiz Yaratıcı’nın Elçisi Şensin, Allah’ın kulları arasından seçtiği, pâk ve benzeri olmayan sensin;
Ulu Allah’ın nazlısı, kainatın yüce derecelisi ve tekemmül etmişi
Peygamberlerin gözlerinin nuru, bizim gözlerimizin ışığı Şensin!
iliyordu. Ardından da O’na (sav) olan sevgi ve saygısını; “Ben Hz. Muhammed’in ayağının tozuyum” diyerek dile getiriyordu.