Peygamber Efendimizin, iki Torunu Güreşirken

By | 1 Ağustos 2019

Daha ilginç olanı da vardı.
Hz. Haşan ve Hüseyin, huzurunda güreşe tutuşmuşlardı. Onları keyifle seyrediyordu.
Bir ara gülerek:
– Haydi Haşan göreyim seni. Ha gayret yakala Hüseyin’i, dedi.
Görünürde Hz. Hasan’ı bir kayırmaydı bu. Hz. Ali, hikmetini anlamak için sordu:
– Ey Allah’ın Resûlü! Büyük olan Haşan. Sen Hüseyin’i kayırmalı değil miydin?
– Baksana, dedi, yeniden gülümseyerek. Şu Cebrâil de Hüseyin’e: “Ha gayret Hüseyin, göreyim seni” diyor.
O’nunla birlikte “arkadaşım” dediği Hz. Cebrâil de çocukların güreşlerini seyre gelmişti demek.
Oynayan, güreşen masum çocukları meleklerin seyre daldığını, onların oyunlarından keyif aldığını neden düşünmeyiz? Neden onların doyasıya oynamalarına fırsat tanımayız? Neden onların oynamalarına engel olup hem onların, hem de meleklerinin keyfini kaçırıyoruz?
Enes’imiz, Enise’miz, Said’imiz, Saide’miz birbirleriyle şakalaşıp oynarken meleklerinin gözetimi ve koruması altında olduklarını neden unuturuz?
Melekler Korur Onları
Medine’de hava kararmıştı.
Hz. Fatıma’nm içini sıkıntı basmıştı. Haşan ile Hüseyin’i ortalıkta yoklardı. Sevgili eşi evde değildi. Babası Peygamber Efendimizin kapısını çaldı:
– Babacığım! Hasan’la Hüseyin çoktandır ortalıkta görünmüyorlar. Akşam da oldu!
Önce:
– Telaşa, üzülmene gerek yok kızım! dedi Efendimiz. Onlar, Allah’ın koruması altındadırlar!
Sonra:
– Ey büyük Allahım! Eğer iki torunum deryada ise inayet kayığı ile onları kıyıya kavuştur; eğer sahrada ise hidayet rehberinle evlerine döndür! diye dua etti.
Tam o sırada, göklerin derinliklerinden gelen Hz. Cebrail seslendi:
– Ey Allah’ın Resûlü! Sakın üzülmeyiniz. Torunlarınız, şu anda, Neccaroğulları’nm bahçesinde güven içindedirler. İki melek onları korumakla görevli.
Sevinen Peygamber Efendimiz, kalkıp bahçeye gidince, iki torununu oynarken buldu. Dedelerini görür görmez, kucağına atıldılar. Sevgili Dedeleri yüzlerini, gözlerini öpüp kokladı. Sonra da kucağına alıp sevgili annelerine getirdi.