Peygamber Efendimiz, Yetimlerin Acısını Yüreğinde Duyardı

By | 1 Ağustos 2019

Peygamber Efendimiz, Yüce Rabbinin koruması altında yetim büyümüştü. Yüce Allah, O’na: “O, Seni yetim bulup barındırmadı mı?” demiş, ardından da; “Öyleyse yetimi sakın ezme” buyurmuştu.
Yetimliği tatmış, yetim büyümüştü. Yetimi nasıl hor görebilirdi? Yetime nasıl acımazdı? Yetimin hakkını nasıl korumazdı? Nasıl yetime hor bakmaya izin verirdi. Buyururlar ki: “Her kim bir yetimin başım silerse elinin değdiği her kıla karşılık ona kıyamet günü bir nur olur.” (Ahmed îbnu Hanbel, 5/ 265)
O (sav), yalnız o yetimin babası değil, tüm yetimlerin, tüm çocukların babası. O hepimizin yüreği sevgi ve şefkat dolu Baba’sı.
O (sav), Hz. Hasan’m, Hz. Hüseyin’in başını okşarken senin, benim de başımı okşuyordu.
O (sav), Hz. Hasan’ını, Hz. Hüseyin’ini kucaklarken, bizi de kucaklıyordu: “Ümmetim” diyordu. “Ne mutlu Beni görüp iman edenlere! Ne mutlu Ben’i görmeden iman edenler de!” buyurarak bize de selam gönderiyordu.
Selâmına “Ve Aleyke’Selâm” diyoruz. “Binlerce salat ve selâm Sana ey Allah’ın Resûlü!” diyoruz. Beş vakit namazımızda O’na yeniden biat ettiğimizi ilan ediyoruz.
Bir keresinde de: ‘Yetim ağladığı zaman” demişti. “Onun ağlamasından Rahmân’m Arş’ı titrer. Yüce Allah meleklerine buyurur ki: ‘Ey Meleklerim! Şu babası toprakta kaybolmuş olan yetimi ağlatan kimdir?’ Melekler; ‘Sen, en iyi bilensin ey Rabbimiz’ derler. (Bunun üzerine) Yüce Allah buyurur: ‘Şahit olun! Kim bu yetimi susturur, memnun ederse Ben de onu kıyamet günü hoşnut etmeye garanti veriyorum!”
O’nun bu sözlerini duyduktan sonra Hz. Ömer, her gördüğü yetimin mutlaka başını okşar ve ona bir şeyler verirdi.