Peygamber Efendimiz, Torunlarıyla Oynardı

By | 1 Ağustos 2019

Bir Peygamberdi, tüm ümmetinin sorumluluğunu manen omzunda taşıyordu.. Bir de omzuna “onlar, benim dünyadan (öpüp) kokladığım iki reyhânımdır” dediği Hz. Haşan ve Hüseyin’i alırdı.
Reyhan… Fesleğen dediğimiz çiçek. Güle yakın bir güzel kokusu vardır. Hani Karacaoğlan der ya: “Yedi türlü çiçek vardır başında/ Kokar reyhân ile gül karmakarış”
Bir de güzel koku anlamına geliyor… Burada Peygamber Efendimiz, sevgili torunlarını incelik ve güzelliklerinden dolayı hem güzel Fesleğen çiçeği gibi görüyor, hem de “iki güzel koku”…
Bir keresinde, dedelerinden eğlenmek, oynamak ve sevmek için deve yavrusu almasını isterler. Tıpkı bizim babamızdan çocukken kuzu istediğimiz gibi. Şimdi onu da isteyen kalmadı ya… Daha çok cansız oyuncaklar sardı çocuklarını dünyasını.
Peygamber Efendimiz:
– Yavrularım, onu alacak param yok, der.
Der, ama iki güzel kokusunu bir şekilde memnun etmeyi düşünür bu kez. Hemen yere eğilir, torunlarını sırtına alır ve:
– İşte… bundan daha iyi deve mi olur, der.
Sırtında bir süre onları oynatıp arzularını yerine getirir.
Bir başka gün ise yine onları sırtına alır ve hiç yadırgamadan ata binme oyunu oynar onlarla. Hz. Ömer’le karşılaşırlar. Peygamberini nefsinden de çok seven Hz. Ömer, onun tatlı torunlarına:
– Ne güzel bineğiniz var, der.
Sevgili Peygamberimiz ekler:
– – Ama onlar da ne güzel süvari…
O (sav), Allah’ın en sevgili kulu, bir yüce Peygamberdi. Bize bu davranışıyla çocukla çocuk olunması gerektiğini ders veriyordu. Çocuk eğitimi bilimcilerinin de şu an vardıkları son nokta bu değil mi “Çocukla çocuklaşın!”