Peygamber Efendimiz, Çocuğu, Allah’ın Bir Emâneti Biliyordu

By | 1 Ağustos 2019

Sevgili Peygamberimiz çocuklarım seviyordu. Onları, Yüce Allah’ın kendisine birer emaneti biliyordu; emanetini şefkatle, sevgiyle besleyip koruyordu. Yüce Allah, şefkati rahmetinden bir parça olarak insan yüreğine hediye etmişti. Eşsiz hir hediye idi bu gönül için; aşktan da, sevgiden de yüceydi. Sevgi kirlenir, eskir, karşılık bekler, ödün ister. Ama şefkat asla. O, karşılık beklemez, saf ve durudur, temiz bir duygu olarak insan gönlünde ömür boyu devam edip durur. Bundandır ki “peygamberlerin evlatlarına karşı duyduğu ve beslediği yoğun duygu, sevgiden çok şefkattir, ” der bir büyüğümüz.
Şefkatin en yücesi, en şirini ve en hoşu ise babanın, annenin evlatlarına duyduğu, gösterdiği şefkattir. Yüce Allah o güzel duyguyu besleyen, gösteren annelere manevi bir de lezzet tattırıyor; yani peşin bir mükafat veriyor. O lezzet olmazsa, anneler yavrularına bu denli düşkün olurlar mıydı? Örneğin, yavrularına çobanlık eden tavuk, yavrularını korumak uğruna köpeğe atılır mıydı? Kendini aç bırakıp onları doyurmaya çalışır mıydı? Anneler, elinde tek lokma varsa ve o lokmayla yaşayacağını bilse bile evladı açlıktan kıvranıyorsa onu kendine tercih etmez mi? Acıyıp şefkat ederken annelerin aldığı lezzettendir bu. O lezzetle bir anne yeri gelince ölümü açlığa tercih ediyor. Ve anne hayvanların şefkati sürelidir. Yavrusu ayaklanıp ihtiyacım karşılar duruma gelince artık kendini ona karşı sorumlu hissetmez; şefkati kaybolur, çünkü lezzet alamaz olmuştur yavrusuna hizmetten artık. Hatta yavrusunu döver ve elinden yiyeceğini alır, çekinmeden.
Ama insanda bu şefkat hep sürer. Bir anne bir baba yaşlanınca görmesi zayıflar, duyması ağırlaşır, gücü kuvveti çekilir ama, eksilmeyen tek duyguları sevgi ve şefkattir. Çocukları 60 yaşma da gelse yine şefkatle üzerinde titrer. Başına bir iş gelse yüreği derinden sızlar, gözleri sel olup akar. Hani bazen fazla ilgiden sıkılan ya da bu lezzeti henüz tatmayan evlatlarımız derler ya: “Anne! Baba! Ben artık çocuk değilim”. Biz de onlara “Çocuk sahibi olunca anlarsın” deriz ya… Bilmezler ki, büyüseler de, insan olmaları yönüyle her zaman aciz ve muhtaç durumdadırlar ve şefkate ihtiyaçları vardır.