Peygamber Efendimizin, hayatıyla gösterdiği ve bizlere ders verdiği terbiye metodunda; çocukla meşgul olmak, sevmek, okşamak ve öpmek yanında onunla oyun oynayıp, ona oyun için imkan hazırlamak da vardır. Bugün oyunun çocuğu yetişkin hayata hazırlamada önemli bir yol olduğu kabulünü, O (sav), ta o zamandan biliyor ve çocukların oyun oynamalarına hoşgörü ile bakıp imkan hazırlıyordu. Torunlarına bir çocuk gibi davranması, onları omzuna alıp gezdirmesi, onları güreştirmesi, vs. buna güzel birer örnektir aynı zamanda.
Çocuklarla oyuna dalan hizmetçisi Hz. Enes’e tavrı da buna güzel bir misaldir.
Hz. Enes’i bir görevle bir yere gönderir. Henüz küçük yaştadır Hz. Enes. Giderken sokakta oynayan çocuklara katılıp oyuna dalar. Aradan bir hayli zaman geçmiştir. Birden Peygamber Efendimizin arkadan saçından tuttuğunu ve gülümsediğini görür.
– Ey Enescik! Der. Emrettiğim yere gittin mi?
Enes, telaşla:
– Evet, şimdi gidiyorum ey Allah’ın Resûlü! diye cevap verir ve kalkıp gideceği yere gider.
Peygamber Efendimiz, bu tavrından dolayı ne onu azarlar, ne de “ne işin var oyunla?” der.
Hz. Âişe validemizin oyuncaklarına itiraz etmemesi de bu konuda önemli bir örnektir.
Hz. Âişe’nin oyuncakları arasında kanatlı atlara benzeyen oyuncaklar görür. “Nedir bu oyuncaklar?” demez. Üstelik onunla şakalaşmak için:
— Aaa! Hiç atların kanatları olur mu, der.
Son derece zeki olan Hz. Aişe beklemeden cevap verir:
– Nasıl olur? Sen Allah’ın Peygamberisin, Süleyman Peygamberin atlarının gökte uçtuklarını bilmiyor musun?
Peygamber Efendimiz, Hz. Aişe’nin bu cevabına tebessümle karşılık verir.
