Peygamber Efendimiz, yalnızca evlatlarını, torunlarını sevmiyor ve onlara karşı son derece şefkatli, merhametli ve nazik davranmıyordu. Aslında O (sav) manevi bir baba olarak gönlü tüm insanlara ve müminlere karşı sevgi ve merhametle doluydu. Kuran, bu özelliğini: “Andolsun ki size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir…” ayetiyle hatırlatır bize. (Tevbe, 9/128)
Bu nedenle yalnız, çocuklarını, torunlarını sevmekle kalmıyor, gördüğü her çocuğu seviyor, başını okşuyor, gönlünü alıyor ve sevindiriyordu.
O’na göre: “her çocuk İslam fıtratı üzere” tertemiz doğar. Müslüman anne babalardan, çocuklarının bu tertemiz yaratılışlarını korumalarını ister. Bunu için de çocuğa gereken İslâmî terbiyenin verilmesinde ısrar eder.
O’na göre çocuğa sevgi ve şefkat sadece karnını doyurmak, giyimine, kuşamına ihtimam göstermek, onu yalnızca dünyasına hazırlamak değildir. Çocuğa gerçek sevgi ve şefkat, bunlarla beraber onu güzelce eğitip temiz bir ahlak sahibi yapmaktır. Bunun için: “Hiç bir baba, çocuğuna iyi terbiyeden (güzel ahlaktan) daha kıymetli bir hediye veremez” buyururlar. “Güzel ahlak”ın sahibi O’ydu. Çocuğumuzu O’nun ahlakına uygun terbiye etmek, verilecek hediyelerin en güzelidir. Dünyada huzurla yaşatacak bir hediye, ahirette ebedi cennetin kapısını açacak bir hediye…
Peygamber Efendimizin, çocuk yetiştirme metodunu bilip kavramak, çocuklara karşı nasıl davrandığını bilmek ve bu bilgileri hayatımıza aktarmakla ancak imanlı, mutlu, sağlıklı ve sorumluluk duygusu taşıyan bir nesil yetiştirmiş oluruz.
Unutmamalıyız ki; “Allah (cc) ve Resûlü’nün sayılıp sevildiği bir evde, çocuk okuduğu, gördüğü, duyduğu nisbette Allah’a bağlanacak ve O’na gönül verecektir. Bir ölçü olarak, herhangi bir evde Allah (cc) ve Resûl-i Ekrem (sav)’den bahis edilip edilmediğini çocuğun heyecanlarıyla ölçmek, onun duygularında derinliğini duymak mümkündür. Tabii, münkerâtm (dinen yasak ve sevimsiz şeyler) işlenip işlenmediğini ve maruf olanlar (dinen emredilen ve sevimli şeyler) in yapılıp yapılmadığını (da)… evet çocuk yuvanın dışa açık ekranı ve hanedeki değişik seslerin hoparlörü gibidir.”
