Nehyi Münker Kime Yapılır

By | 4 Ağustos 2014

pardesu

Semâ’ın Mubah Olması, Helâl Ve Haram KısımlarıNehyi Münker Kime Yapılır
Mükellef olması lâzımdır ki, yaptığı iş günah olsun. Hürmet edeceği kimse olmamalıdır. Meselâ babaya olan hürmet, el ile ve istihfaf ile nehyi münkere mâni olur. Deliyi ve çocuğu, dediğimiz gibi, bütün günahlardan men’ederiz, ama buna nehyi münker denmez. Hayvanı bile, Müslümanların malını korumak için Müslümanların tarlasına girse men’ederiz. Fakat bu farz değildir. Kolay olduğu zaman bir Müslümana zarar vermemesi için yapılır. Bir kimsenin malına zarar gelse, şahidlik etmek icabetse yol uzak değil ise. Müslümanların hakkını korumak için şahidlik etmesinin vâcib olması gibidir.
Fakat akıllı bir kimse, bir kimsenin malını telef etse, bu zulüm ve günah olur. Canını yakmak bile olsa, nehyi münker yapmalıdır Zira günahtan vaz geçirmek ve men’etmek canını yakmadan, sıkıntı vermeden olmaz. Buna tahammül etmek lâzımdır. Ancak dayanamayacağı kadar acıtmamalıdır. Nehyi münkerden maksad, Islâm şiarını göstermektir. O hâlde bunda acıya, eleme dayanmak vâcibdir. Meselâ bir yerde çok içki olsa, dökmek için orada bir müddet kalınacak olsa, dökmek için kalmak vâcibdir, lâzımdır. Ama çok sayıda koyun, bir Müsiümamn tarlasına, bağına girse, bu ko yunları çıkarmaya uğraşırsa zamanı boşa geçecek ise, başkasının malı için kendi zamanını harcamak doğru olmaz. Fakat din için ve günahdan men’etmek için zamanını verebilir.
Nehyi münkerde de bütün acılara katlanmak lâzım değildir. Zira bunda da izah icabediyor. izahı da şöyledir: Nehyi münker yapmaktan, yâni eli ile, dili ile men’etmekten âciz ise, kalbi ile kötü bilmekten başka üzerine farz yoktur. Âciz olmayıp, kendisini döveceklerinden korkarsa, yahut sözünü dinlemeyeceklerini bilse, bunda dört şekil vardır:
1 — Kendisini döveceklerini ve günahtan vaz geçmeyeceklerini bildiği zaman nehyi münker farz olmaz. Fakat eliyle yahut diliyle nehyi münker yapmak ve onların dayağına sabretmek mubahtır. Bundan sevaba da kavuşur. Hadîsi şerifte «Zâlim sultana emri ma’rûf yahut nehyi münker yapıp da öldürülüp şehid olandan üstün şehidlik mertebesi yoktur» t1), buyuruldu.
2 — Günahı men’edeceğini ve hiç korkusu olmadığını bildiği zaman, muhakkak nehyi münker yapmalıdır. Yapmazsa âsi olur.
3 — Günahtan el çekerler ama, onu dövebilirler de. Bu vaziyet karşısında dil ile nehyi münker yapmak şeriate tâzim için vâcib olur. Kalb ile kötülemekteki âcizlik burada yoktur, sözünü kabul etmeleri muhtemeldir. Nehyi Münker Kime Yapılır
4 — Günah işlemeyi ortadan kaldırır, fakat kendisini döverler. Meselâ şarap şişesine, testisine ve çalgılara taş vurup kırabilir, bu vâcib değildir. Fakat nehyi münker ederken, kendisini incitirlerse, bu acılara katlanmak ve sabretmek çok kıymetlidir. Bir kimse, Allahü Teâlâ, «Kendinizi, kendi elinizle tehlikeye atmayınız» (2), buyuruyor dese, cevabında deriz ki: İbn Abbas (radıyallahü anhü mâ) buyuruyor ki: «Tehlike dediğimiz bu değil, belki Allah’a ibadet edebilmek için muhtaç olduğu nafakayı temin etmemektir. Bunu yapmayan kendini helâk etmiştir. İşte bundan sakınmak lâzımdır». Berâ ibn Âzib (radıyallahü anh) buyuruyor ki: «Tehlike demek, kişinin bir günahı işlemesinden sonra Allahü Teâlâ beni ba: ğışlamaz demiş olmasıdır». Ebû Ubeyde (radıyallahü anh) buyuruyor ki: «Bu âyeti kerîmenin mânâsı, günah işler de o günahtan sonra hiç iyilik yapmaz, demektir».
Bir Müslümanın yalnız başına düşman saflarına saldırıp ölünceye kadar döğüşmesi câizdir. Her ne kadar bunda kendini tehlikeye atmak varsa da bu, faydalı olduğu için ve kâfirlerin kalblerini kırmak, gözlerini korkutmak ve onlardan insan öldürmek için yapılır. Derler ki, Müslümanların hepsi böyle kahraman, cesur olurlarsa bunda sevab vardır. Fakat kör, âciz ve kuvvetsiz olan birisinin kâfirlere böyle saldırması câiz değildir.
Bunun gibi, nehyi münker yapıp öldürülen, dövülen veya eziyet edilen ve fakat karşı tarafı günah işlemekten men’ederneyecek olan kimse, direnmesine rağmen fâsıklann kalbini kıramayacaksa, bir kimseye iyiliği olmayacaksa, nehyi münker yapmamalıdır. Çünkü faydasız yere zarara katlanmak doğru olmaz.
Burada iki sualle karşılaşabiliriz: Biri, ekseriya korkusu, kötü kalblilikten ve nehyi münker yaparsa dövüleceğinden ileri gelir. Diğeri de, dövülmekten korkmaz ama, mevkiinden, malından ve eziyet vereceklerinden korkar. Birincisinde, eğer dövüleceğini zannı galib ile biliyorsa, mazur sayılır. Kendisini döveceklerine zannı galibi yoksa, bunda Inehyi münkerdel hiçbir zaman mazur sayıl maz. İhtimalle bunu terkedemez. Çünkü bu ihtimal ve böyle zan, herkeste bulunur. Şüpheli olur da, söyleyeyim diyorsa, nehyi münker yapması vâcib olur. Şüphe ile kalkmaz. Kendisine zarar gelmeyeceğini bildiği yerde nehyi münker farz olur.
Diğer bir soru da, olacak zarar, mala, mevkiye, vücuduna, yakınlarına yahut talebesine olur! Yahut kendisine dil uzatanlardan korkar. Yahut da din ve dünya faydalarına mâni olmalarından korkar. Bunun kısımları çoktur. Her biri için bir hüküm vardır. Kendi hakkında korkması iki kısımdır:
Birinci kısım: İleride bir işinin olmayacağından korkar. Meselâ üstadına nehyi münker yaparsa, kendisini iyi yetiştirmez, hekime yaparsa faydalı ilâç vermez, patronuna yaparsa yevmiyesini keser, yahut ona işi düşünce kendisini korumaz. Bütün bunlarda nehyi münker yapmamak özür değildir. Çünkü bunlar zarar sayılmaz. Ancak ilerideki korku, ölüm şeklinde olursa, mazur sayılır. Bu kimselere muhtaç olduğu zaman nehyi münker yapmamakta zarar yoktur. Meselâ hasta olup, hekim ipek elbise giyse, nehyi münker yaparsa yanına gelmeyecek olursa, yahut fakir ve âciz olup, azığı ve tevekkülü de yoksa, kendisine nafaka veren bir kimse olsa ona nehyi münker yaparsa bir daha vermeyeceğini bilirse yapmaz. Yahut şerir bir kimsenin elinde kalmış olur ve kendini koruyacak bir kimse olursa, ona nehyi münker yapmaz. Bunlar anında lâzım olan ihtiyaçlardır. O hâlde bu özürleri sebebi ile susmalarına izin verirsek bir mahzuru olmaz. Çünkü nehyi münker yaparsa o anda zararını görecektir. Fakat bu da hâlden hâle değişir. Bu da düşünce, rey ve içtihada bağlıdır. Dinini gözetmeli, ihtiyatlı hareket etmelidir. Ancak böylece nehyi münkerden de el çekmemiş olur.
İkinci kısım: Elinde bulunan bir şeyin yok olmasından korktuğu zamandır. Malını elinden almak gibi. Malını alacaklarını, evini yıkacaklarını, yahut da dayakla kendisini hasta edeceklerini, yahut makamından uzaklaştıracaklarını, yahut meselâ elbiselerini çıkarıp çıplak olarak çarşıya götüreceklerini bilir ve korkarsa nehyi münker yapmaz. Fakat şerefine leke getirmeyip, süsüne ve bencilliğine zararı olursa, meselâ yaya olarak veya eski elbiselerle çarşıda gezdirmeleri, yahut hakaret etmeleri gibi sebeplerle nehyi münkeri terketmek özür sayılmaz. Bunlarla kadri yücelir. Çünkü, şeriatta süs ve bencillik zaten makbul bir şey değildir. Fakat mürüvveti korumak şeriatta güzeldir. Kendisini ayıplayacaklarından, kendisine dil uzatacaklarından ve düşman olacaklarından, işlerinde kendisine uymayacaklarından korksa, şüphesiz bu da özür sayılmaz. Çünkü hiçbir nehyi münker bunlarsız olmaz. Ancak nehy edeceği günah gıybetse ve nehy ettiğinde vazgeçmeyeceklerini ve üstelik kendini de gıybet ederek daha fazla günaha gireceklerini bilirse o zaman mazur sayılır. Nehyi Münker Kime Yapılır
Nehyi münker yaptığı zaman akraba ve dostlarına kötülük yapacaklarını bilirse yapmamalıdır. Meselâ kendisinin zâhid olduğunu, dövülmeyeceğim ve elinden alınacak bir şeyi olmadığını bilirler ve onun intikamını dostlarından ve akrabasından alırlarsa nehyi münker yapılmaz. Çünkü kendine zararı olsa, olur. Ama başkasının zararına sebep oluyorsa nehyi münker yapılmaz. Hattâ onların haklarını korumak dini vazifedir. O hâlde bu daha mühim sayılır.