NAMAZIN RÜKÛNLARI
1- IFTITAH TEKBİRİ: Namaza başlarken tekbir almak, yani “Allâhü Ekber” demektir. Sadece “Allâh” demekle de farz yerine gelmişolur. İftitah tekbiri mutlaka ayakta alınmalıdır. Eğilerek alınan tekbir geçerli değildir.
2- KIYAM: Namazda ayakta durmak demektir. Kıyam, farz ve vacib namazların bir rüknüdür. Ayakta durmasında herhangi bir engeli olmayan kimselerin farz veya vacib namazları oturarak kılmaları caiz olmaz. Sünnet olan namazlarda ise kıyam sünnettir. Bu namazlar oturarak da kılınabilir fakat derecesi daha düşük olur. Bir hastanın gerçekten ayakta durmaya gücü yoksa namazını oturarak kılar. Gücü yetiyorsa rükû ve secdelerini yapar, gücü yetmiyorsa imaile (başını hafifçe öne eğerek) yapar. Şayet oturarak da kılmaya gücü yoksa ayaklarını kıbleye çevirerek yatar ve rükû ve secdeleri ima ederek namazını kılar.
Farz ve vacip namazları arabada kılmak caiz değildir. Gemide ise kıbleye dönerek ayakta kılınması gerekir. Uçakta ise oturarak uçağın gittiği istikamete doğru ima ile kılınır.
3- KIRAAT: Namaz kılan kimsenin kendi işiteceği şekilde dili ile harfleri belirterek Kur’ân-ı Kerim’den bir miktar okuması demektir. Kendisi duymayacak kadar sessiz yani kalbinden okumak kıraat sayılmaz. Kıraatin farz olan miktarı üç ayet veya üç ayet kadar uzun bir ayettir. Vitir ve nafile namazların bütün rekâtlarında, iki rekâtlı farzların her iki rekâtında kıraat farzdır. Üç ve dört rekât-lı farz namazlarda ise iki rekâtta kıraat farzdır. Farz olan bu kıraatin ilk iki rekâtta yapılması ise vacibdir.
4- RÜKÛ: Namazda ellerin diz kapağına erişecek kadar beli eğmek demektir. Eller dizlere kadar uzatılıp dizler kavranır. Ayakta namaz kılan kimsenin rükû için yalnız başını eğmesi yeterli olmaz. Arkasını da eğerek doğru bir çizgi gibi düz bir durum almış bulunur. Kadınlar ise daha az eğilirler. Rükûya giden kimse bu şekilde eğilmez de ayakta iken durduğu hale daha yakın bir şekilde eğilirse, böyle bir rükû sahih olmaz. Rükûda bir teşbih miktarı bir kes (sübhânallâh) diyecek kadar beklemek farz, üç kere(sübhâne rabbiyel azîm) demek sünnet, beş, yedi veya dokuz gibi tek sayılarla teşbihi söylemek müstehabdır.
5- SECDE: Ayaklar, dizler ve eller ile beraber alm ve burnu yere koymak demektir. Rükûdan doğrulduktan sonra yere kapanarak iki dizi üzerinde ellerine dayanarak alnını ve burnunu (yüzünü) iki eli arasında yere veya yere bitişik bir şey üzerine koyup Allâhü Teâlâ’ya tazimde bulunur. Bu şekilde secde, her rekâtta ikişer defa arka arkaya yapılır. Secde ederken alın, secde edilen yerin sertliğini hissetmelidir. Yerin sertliğini hissettirmeyecek kadar yumuşak bir yere secde caiz olmaz. İki ayağın veya sadece bir ayağın parmaklarının yere konulmaması halinde secde geçerli olmaz. İki ayağın parmakları da yere konulmalıdır. Bir ayağın tek bir parmağının yahut ayağın üzerinin yere konulmasıe’lâ) demek sünnet, beş, yedi veya dokuz gibi tek sayılarla teşbihi söylemek müstehabdır.
6- KA’DE-İ AHİRE: Namazın sonunda teşehhüd miktarı (Ettahiyyâtü duasınıokuyacak kadar) oturmak demektir ve farzdır.yeterli değildir. Secdede bir teşbih miktarı (bir kez (sübhânallâh)diyecek kadar) beklemek farz, üç kez (sübhâne rabbiyele’la) demek sünnet beşi,yedi veya dokuz gibi tek sayılarla tesbihi söylemek müstehabdır.
