Misafirlikte Karışık Oturmak Doğru Mu?

By | 29 Ocak 2015

misafirlikte-karisik-oturmak-dogru-muKadın ve erkek dâvetlilerin ayrı ayrı oturmaları ve zaruret olmadan birbirlerini görmemeleri en güvenli yoldur. Ancak kötü duygulara kapılmaktan emin olunduğu zaman, kadının tesettüre riayet ettiği ve tahrik edici davranışların bulunmadığı zamanlarda ev hanımının erkek misafirlere hizmet etmesi caizdir.

Zaman zaman yakın ve uzak akrabalarımızı, dost ve ahbaplarımızı ziyaret ediyoruz. Bir araya gelip sohbet ve görüşmelerde bulunuyoruz.

Bazen bu gelip gitmelere düğün, taziye, dâvet gibi durumlar da sebep oluyor. Bu karşılaşma ve görüşmeler çok defa ailece oluyor.

Haliyle gerek biz dostlarımızın veya nâmahrem sayılan akrabalarımızın kız ve hanımlarıyla, gerekse onlar bizimkilerle karşı karşıya gelebiliyor.

Bazı zaruri hallerde aynı ortamda geçici de olsa yer darlığı veya birtakım sebeplerle bir arada oturabiliyoruz.
Bu durumda dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

Sözünü ettiğimiz bu kimseler dinen birbirlerine yabancı olduğu i- çin, yani mahremleri sayılmayıp, nikâhları birbirine düştüğü için mahremiyet sınırım aşmamaya dikkat etmeleri gerekir.

Bu hususa uyulmadığı takdirde bazı istenmeyen hallerin ve sakıncalı durumların meydana gelme ihtimali vardır.
Bunun için Kur’ân-ı Kerim, “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve namuslarını da korusunlar” buyurmakta, aynı şekilde kadınlar için de, “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, nâmuslannı da korusunlar. Ziynetlerini ise, görünmesi zarurî olan kısımlar müstesnâ, açığa vurmasınlar” ikazı yapılmaktadır.

Bu âyetler “birisinin evine girmek için izin isteme” âyetlerinden sonra zikredilmektedir. Bu âyetin zikredilmesindeki asıl maksat, ev sahibi erkeğin, aile kadınlarına bakmaları helâl olmayan misafirin bakışından sakınması ve yabancı erkeklere göstermemesidir.

Buharî’de bu âyetin tefsirinden sonra, “Allah hem hain gözlerin (tecessüslerini) hem de (fasit) gönüllerin gizlediği temayülleri bilir” mealindeki âyeti zikreder. İbni Abbas ise bu âyeti tefsir ederken şu açıklamayı yapar:

Hain gözlü o kimsedir ki, bir mecliste otururken yanından güzel bir kadın geçse veya misafir bulunduğu bir evde güzel bir kadın görse yanındakilere sezdirmeden kadına sinsi sinsi bakar. Yanındakiler de kendisine bakınca hemen gözünü ayırır. Fakat Allah bilir ki, o hain gözlü kimse kadının mahremiyet dairesine girmeye gücü yetse hara¬ma tevessül edecektir.

Bu hususta Bediüzzaman’m “Bir meclis-i ihvana (dost meclisine) güzel karı girdikçe riya ile rekabet, haset ile hodgâmlık debretir damarları” şeklindeki tespiti ne kadar mânidardır.

Her ne kadar bakmak zina derecesinde bir sorumluluk getirmese de o tarafa açılan bir kapı olduğundan mü’minler sakmdırılmışlardır.

İnsanların diğer âzalarının da zinadan nasibinin olduğu ve bunların küçük günahlar sınıfına girdiği hakkında bir hadis rivayet eden Ebû Hüreyre şöyle demektedir:

“Hiç şüphe yok ki, Allah, Âdemoğlunun zinadan nasibini yazmıştır. Buna behemehal erişecektir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp ise heves eder, temenni eder. Tenasül uzvu bunu tasdik eder veya yalanlar.

Mecazî zina sınıfına giren bu hallerden, bakışta şehvet ve lezzet bulunur, helâl olmayan gayr-ı meşru konuşmalar yapılır ve dinlenir ve nefis, şiddetli arzu ederse sorumluluk sahası büyümüş olur.

Bu hususlar küçük günahlar sınıfına girdiği için, zinaya yol açmadığı sürece, tevbe edildiği zaman Allah’ın affına yaklaşmaktadır.

İşte, bu tür istenmeyen hallere meydan verilebileceği için, kadın ve erkek dâvetlilerin ayrı ayrı oturmaları ve zaruret olmadan birbirlerini görmemeleri en güvenli yoldur.

Ancak bu kötü duygulara kapılmaktan emin olunduğu zaman kadının tesettüre uyduğu ve kendini kontrol altında tuttuğu sürece, evin hanımının erkek misafirlere hizmet etmesi caizdir.

Bu konuda şöyle bir hadis zikredilir:

Hz. Ebû Üseyd, düğününde Peygamberimizi ve bazı sahabileri davet etti. Misafirlere hizmeti hanımı (gelin) yapıyordu. Geceden, bir taş kabın içine hurma ıslatmıştı. Peygamberimiz yemeği bitirince, hurmaları ezdi, sulandırdı, şerbet yapıp misafirlere ikram etti.

Bu hadisi zikreden hadis bilginleri, fitneden emin olmak şartıyla bir kadın, kocasının misafirlerine hizmet edebileceği hükmünü çıkarırlar.