Kâbe’nin etrafında yapılanma ilk kez Hz. Ömer(ra) döneminde olmuştur. Hz. ömer(ra), Kâbe’nin etrafına bir tavaf duvar çektirmiştir.Hz. Osman(ra) döneminde İslam devletinin sınırları Ön Asya’ya kadar ulaşır.Müslümanların sayılarıyla birlikte hacca, umreye gelenlerin sayıları da artmıştır. Bu çevrili alan dar geldiği için Hz. Osman(ra) tarafından ilk kez çevrili alan dar geldiği İçin Hz. Osman(ra) Kâbe’nin etrafına revaklı bir gölgelik tavaf alanını biraz daha genişletir ve Kâbe’nin etrafına ilk kez revaklı bir gölgelik yapılır. Bu gölgelik, metafı çeviren duvann ön kısmı boyunca yerleştirilen ve hurma ağaçlarının gövdelerinden oluşan sütunlar ve üzerlerini örten hurma dalı ile yapraklarından ibaret bir gölgeliktir.
Emevîler dönemindeki en önemli inşaat Abdullah bin Zübeyr Hazretleri’nin tamiratıdır.
Abbasîler döneminde ise Halife Mehdi, Mescid-i Haram’a en silinmez damgalanndan birini vurmuş ve metafı son kez genişletmiştir. Şu an bu tavaf alanını kullanmaktayız. Bu genişletme sırasında Kâbe’nin etrafına 3 sıra halinde uzanan revaklı bir gölgelik yapılmıştır. Bugün Kâbe’yi çeviren revakları taşıyan mermer ve çoğunun üzeri yazılı bu sütunlar Abbasîler dönemine aittir.
Eskiden hacca ya da umreye gidenlerimiz genelde döndüklerinde, “Osmanlı yapısı revakları gördük,” derlerdi. Bu cümle bir açıdan doğru, bir açıdan yanlış idi. Yanlış olan kısmı, Kabe’yi çeviren revakların Abbasî Halifesi Mehdi’ye ait olmasındandır. Peki, “Osmanlı’ya ait olan kısmı neresidir?” denilirse ona verilecek cevap için Kanunî Sultan Süleyman’ın oğlu II. Selim dönemine gitmek gerekmektedir.
Sultan II. Selim, Ayasofya’nm tamiri, Selimiye’nin inşaatı gibi nice büyük inşaata imza atarken birgün Mimar Sinan’ı yanma çağırır ve, “Tîz mukaddes beldeleri ihya eyleyesün,” emrini verir. Bunun üzerine harekete geçen Mimar Sinan, Mekke ve Medine’deki yapıların tamiri için çalışmalara başlar. Abbasî Halifesi Mehdi’nin yaptırdığı revakların üzeri düz ahşap çatıdır ve artık dökülmeye yüz tutmuştur. Mimar Sinan bu ahşap çatıyı kaldırtır ve soğan kubbelerle süsletir. Bu soğan kubbeli revaklar Kabe’nin etrafını uzun yüzyıllar boyunca sarmış ve Mescid-i Haram, Türk-İslam mimarisinin en güzel detaylarından biri olan soğan kubbelerle bezeli kalmıştır. 2010 itibariyle Kabe’yi çeviren tarihî revaklar numaralandırılarak sökülmeye başlanmış ve sökülen revaklar Arafat yakınlarındaki Nemire’de koruma altına alınmıştır. Bugün Mescid-i Haram, Kâbe’nin etrafını çeviren modern yapılardan oluşan bir külliye halinde hizmet vermeye devam etmektedir.
1920’lerde Osmanlı Devleti oralardan elini eteğini çektikten sonra yönelim bir süre Şerif Hüseyin ailesinin eline geçer, 1919-1926 arasındaki bu yönetime Haşimî sülalesi hükmettiği için Haşimîler dönemi adı ile anılır.
I926’da Suudîler yönetimi ele alırlar.Suud döneminde Kâbe’nin metafı ilk kez mermer bir zeminle kaplanır ve Abbasî-Osmanlı revaklarının arkasına İkinci, sonra da üçüncü revak katları çıkılır. En son olarak da Safa ve Merve Ifepeleri ile arası, bir bina içine almanı k sa’y ibadetinin kapalı koridorlarda
gerçekleştirilmesi sağlanır. Revaklann sökümü ve Ecyad Kalesi’nin bulunduğu yere yapılan yüksek yapılar nedeniyle son yıllarda Mescid-i Haram tarihî özelliklerinden tamamen sıynlarak son derece modern bir yapıya bürünmüştür.
