Ahnef b. Kays (rahmetullâhi aleyh’ten rivâyet edilmiştir:
“Ben, (Medine’ye geldiğim bir sırada) Kureyş(in ileri gelenlerin)den oluşan bir topluluk içerisinde bulunuyordum. Derken Ebu Zerr (yanımıza) uğrayıp:
– ‘Mal biriktirenlere; sırtlarından girip böğürlerinden çıkacak bir dağlamayı ve başlarının arkalarından girip alınlarmdan çıkacak bir dağlamayı haber veriyorum’ dedi. Sonra bir kenara çekilip oturdu. Ben, oradakilere:
– ‘Bu kimdir?’ diye sordum. Onlar da:
– ‘Bu, Ebu Zerr’dir’ dediler. Bunun üzerine kalkıp onun yanma gittim ve:
– ‘Biraz önce seni söylerken işittiğim şey nedir?’ dedim. O da:
– ‘Ben, (onlara) Peygamberlerinden duyduğum şeyden başka bir söz söylemedim’ dedi. Ben de:
– ‘Şu dağıtılan bağış hakkında ne dersin?’ dedim. O da:
– ‘Onu al. Çünkü onda bugün bir yardım/meunet vardır. Ama bu, dinine karşılık bir bedel olarak verildiği zaman onu alma’ dedi.”
(Buhârî, Zekât 4; Müslim, Zekat 35 (992); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/160, 167, 169)
(Ebu Zerr’e göre aile nafakasından fazla mal biriktirmek haramdı. O, bu şekilde fetva verirdi. Şam’a gittiğinde de bu şekilde konuşmalar yapmıştı. Bu konuşmalar. Muaviye’nin hoşuna gitmeyince, onu Hz. Osman’a şikayet etmişti. Hz. Osman’da onu yanına çağırdı. Medine’ye gelince, ona Rebeze köyünde ikamet etmesi söylendi. Hz. Osman döneminde Rebeze köyünde vefat etti.
Azabı gerektiren kenz/mal biriktirme, zekatı verilmeyen maldan ibarettir. Zekatı verilen mal, kenz değildir.)
