Kitap ve Çocuk İlişkisi Nedir ?
Her evde bir kitaplık yoksa insanlar, çocuklarım düşünerek bir kitaplık kurmalıdır. Okulda, mahalle veya köyde kütüphane bulununca çocuk, sürekli kitapla baş başa kalma durumunda olacaktır. Evdeki kütüphane, çocuğun ilgisini artırır. Bu sevgi ve ilgi ile okuyacağı kitaba yönelir. Okuldaki kütüphane, çocuğun kitapla, bilgiyle iletişim kurmasına, araştırmaya yönelmesine sebep olur. Kütüphaneler üçgeninde gidip gelen çocuğun ana babası olmak, büyük değer ifade eder. Kitaplığımızda ayırdığımız raflar, çocuk için sevinç kaynağı olacaktır. “Evinizde, kitaplara bir oda ayırmamışsanız, odanızda bir köşe ayırınız.” sözü ne kadar yerinde değil mi?
Çocuklarını geniş ufuklu, hür düşünceli, heyecan dolu yetiştirmek isteyen ana babanın, en önce yapacağı iş, onlara, muhteva bakımından dolu dolu bir kütüphane bırakmak olmalıdır. L. Borges evdeki kitaplığın değerini şöyle belirtmektedir: “Sadece okulda değil, babamın kütüphanesinde de eğitim görmüş olmam dolayısıyla şanslıydım. Çocukluğumu hatırladığımda, babamın kütüphanesi, mahallemden daha çok aklıma gelir, dünyayı bana açan o kitapları düşünürüm.”
“Son yıllarda yaşlılar üzerinde yapılan araştırmalar, orta yaşları sırasında kitap okumayan insanların, ilerleyen yaşlarda, onlara, daha fazla boş zaman sağlansa bile okumayacaklarını ortaya koymuştur.” Yaşlılara söyleyeceklerimiz var, ama etkisi konusunda tereddütlüyüm. Yalnız, küçük çocukları bulunan ebeveynlere ve orta yaştakilere diyeceğimiz şu: Lütfen okuyunuz.
Çocuklar, ana babayı çoğu defa eli kitaplı görmelidir. Çocuklar, miras kalmış kitapların satırlarında ana babalarının göz izlerini fark edebilmelidir. Okuma, bir ortam meselesi; eşiniz, çocuklarınız, çevreniz sizi kitap okurken görecekler. Ev içinde kitap, sizinle dolaşacak. Çantanızda, gerekirse cebinizde kitap bulunacak. Hastanede doktor beklerken, parkta otururken, piknikte fırsat buldukça hep okuyacaksınız. Hediyeleriniz, genellikle kitap olacak. Tiryakilerin sigarasız kalınca sıkıntıya düştükleri gibi, kitapsız kalınca bunalıma gireceksiniz.
Güzel bir kütüphane bırakmadan önce yapılacak olan, çocuklara evde kitap okuma alışkanlığını kazandırmaktır. Ailelerde en önemli sıkıntılardan birisi, ebeveynler ve çocuklar arasındaki diyalog eksikliğidir. Çocuklara kitap okuma ve masal anlatma, bu eksikliği gidermektedir. Çocuk, erken yaşlardan itibaren kitapla tanıştırılmalıdır. Bu tanışma, kitabın çok okunduğu ülkelerde, çocuk, üç aylıkken yapılan alıştırmalarla gerçekleşiyor. Anne, çocuğun başucunda boş sayfaları çevirerek bir şeyler anlatıyor ve bunu, her gün tekrar ediyor. Çocuk, iki yaşma geldiğinde kitabı sever. O da, sayfaları çevirerek kendi kendine konuşur.
Altıncı aydan itibaren üç yaşına kadar çocuğa, sağlam karton, bez veya plastikten kitaplar alınmalı. Bu kitaplarda az yazı, bol resim olmalıdır. Başlangıçta resimlerin ismini söylemek yeterli olacaktır. Daha sonra resmin şekli, rengi ve diğer özellikleriyle ilgili açıklamalar yapılabilir. Böylece çocuk, farklılıkları görmeyi öğrenecektir’.
Çocuğun, kitaba serbestçe bakmasına izin verilmelidir. Ardından kitaptaki metin okunmalıdır. 3-4 yaşındaki çocuklar, dinlemek kadar kendilerinin de dinlenilmelerini isterler. Bu sebeple çocuğun bu özelliği göz önüne alınarak, kitabı anlatmasına izin verilmelidir. Çocuğun, kitabı anlatırken yaptığı atlama ve uydurmalar karşısında kaygılanılmamalıdır. Böylece çocuğun, kendi duygu ve düşüncelerini ifade etme becerisi gelişecektir.
Kitap okunurken özellikle 3-4 yaşındaki çocuklar, çok soru sorarlar. Bazen bir hikâyeyi, defalarca dinlemek isteyebilirler. Çocuk, bunu hem öğrenme merakı hem de ilgi çekme ihtiyacıyla yapar. Çocuğun bu ihtiyaçları göz önüne alınarak, gerekli cevaplamalar ve tekrarlar sabırla yapılmalıdır. Böylece çocuk, ana babasının gözünde değerli olmayı öğrenecektir.
Hikâye anlatırken mümkün olduğu kadar gülünç kelimeler seçilmeli ve ses, kimi yerde yükseltilip kimi yerde alçaltılarak, iki kişinin konuşmaları değişik seslerle aktarılarak, oyun oynuyormuşçasına anlatılmalı. Yer yer hikâyeyi keserek “Sonra ne olmuş dersin?” diyerek çocuğun, bu olaya katılması sağlanmalıdır. Kitap okumak ve hikâye anlatmak, bir yandan dil gelişimine katkıda bulunurken, öte yandan da aradaki ilişkiyi perçinleyecektir.
Çocuk, oyunla ve eğlenerek öğrenir. Eğlenerek öğrenmenin yanı sıra çocuk, beş duyusunu kullanarak öğrenir. Bu kitaplarla çocuk, boyama, kesme, katlama, yapıştırma becerilerini geliştirebilir. Bu becerilerin yanı sıra renk, şekil başta olmak üzere çeşitli kavramları da öğrenir. Bu şekildeki kitapları kullanırken ana baba, çocuğa yardımcı ve sabırlı olmalıdır. Böylece çocuk, sabırlı olmayı öğrenecektir.
Yeni bir kitap okunurken karşılaşılan yeni kelimelerin anlamı açıklanmalıdır. Bu açıklamalar yapılırken daha önce okunan kitaplardaki bilgilerden yararlanılabilir. Böylece çocuk, kavramları birleştirmeyi ve kavramlar arasında ilişki kurmayı öğrenecektir.
Ana baba, ilkokula ve hayata hazırlayıcı alıştırma kitaplarını da çocuğa okumalıdır. Bu kitaplarla çocukta, dikkatini belli bir konu üzerinde toplayabilme, başladığı işi bitirebilme ve problem çözebilme özellikleri gelişir. Böylece çocuk, sorumluluk duygusu gelişmiş bir yetişkin olabilecektir.
Düzenli kitap okuma alışkanlığı kazanan çocuklara, uzun veya dizi kitaplar okunabilir. Özellikle 5-6 yaşlarındaki çocuklar, uzun ve dizi kitapları severler. Bu yaşlardaki çocuklara, bir kitabı, birkaç günde okumak yararlı olacaktır.
Özellikle baba, ilkokula başlayan çocuğuna kitap okumaya devam etmelidir. Çocuk, okumayı öğrenmiş olsa bile. Çocuğun, dilediği kitapları okuması konusunda titizliğe gerek yok. Zamanla beğenisi olgunlaşacaktır. Çocuk, üçüncü veya dördüncü sınıfa gelip okuma alışkanlığını kazandığı zaman “uyku geleneği” yerleştirilmeli; kitap okuma işi, kendisine bırakılmalıdır. Uyumadan önce bir süre kendi kendisine kitap okuyabileceği söylenmelidir. Çocuk, bu yenilikten hoşnut kalacak ve bir yandan dinlenirken öte yandan da yarım saat, kırk beş dakika kadar okuyarak okuma alışkanlığını ve kitap sevgisini geliştirecektir.
Çocuğu, bir veya birkaç çocuk dergisine abone etmek faydalı olur. Televizyonun itibarda olduğu dönemde çocuğa, okuma alışkanlığı ve kitap sevgisini kazandırmak için gayret göstermenin ana baba için ne kadar önemli olduğu ortadadır.
Çocuğa, kitap okumak için huzurlu bir zaman ve ortam seçilmelidir. Hem çocuğun hem de kitabı okuyacak yetişkinin rahat olduğu zaman ve zemini seçmek, her ikisinin de zevk almasını sağlayacaktır. Her gün kitap okuma zamanı ve yeri oluşturulursa düzensiz ve değişken ilgi yerine, düzenli ve nitelikli beraberlik sağlanmış olur. Böylece çocuk, ne istediğini bilen bir yetişkin olarak gelişecektir.
Çocuğu, kitap okumaya teşvik ederken zorlayıcı olunmamalıdır. Onu, çok iyi tanımak yeterli değildir; çocuğun, ilgi ve ihtiyaçları da bilinmelidir. Çocukların ilgi alanları doğrultusunda mizahi yayınların da okunması sağlanabilmelidir. Böylece çocuğun, hem mizah anlayışı gelişecek hem de okumayı daha zevkli olarak algılayacaktır.
Bir taraftan ana babalar, kendilerini de eğitmelidirler. İyi bilinmelidir ki çocuğun dil gelişimi, okuldan önce evde olmaktadır. Çocukluk çağlarının evrelerini dikkate alarak kitap seçen ana babalar, çocuk eğitiminde başarılı olurlar. Güzel kitap, iyi terbiye demektir. Her hâlde iyi terbiyeden daha güzel “miras bırakma” düşünülemez.
Hele okul zamanında öğretmenle diyalog kurulup kitap okutma paslaşması yapılabilirse mutluluk halkası uzayıp gidecektir. 12-13 yaşları, kız ve erkek çocuklarda okuma eğiliminin arttığı yaşlardır. Ellerine geçen kitap, dergi ne bulurlarsa okurlar. Bu durum, ana baba için iyi bir fırsattır. Mesajlarını kitap ve dergilerle ulaştırma imkânı çıkmıştır. Çocukların görüp ulaşabilecekleri yerlerde kitap ve dergi bulundurulabilir. Çocukların beğendikleri, ana babanın zaten istedikleri kitapları ve dergileri edinmelerine yardımcı olunabilir.
Küçüklerin öğütten çok, örneklere ihtiyacı vardır. Çocuklarımıza “Kitap okuyun!” deyip durmak, herhâlde, yeterli değildir. Çocukların, en çok özendikleri ana babalar ile öğretmenlerin, kitap okuma konusunda örnek olmaları gerekmektedir. Zor bir iş mi istiyorum? Ama çocukları için yaşayan ana babalar ve öğrencileri sebebiyle rızkım kazanan öğretmenlerin en ehemmiyetli görevleri, yavrulara “kitap okuma alışkanlığı” kazandırmaya çalışmalarıdır. Tabi, önce kendilerine, sonra çocuklarına ve öğrencilere. Değişmeden değiştirmek mümkün değildir. Kendi nefsini ıslah edemeyen, başkasını ıslah edemez. Selim Sırrı Tarcan, okuma zevkini kazandırmayı kastederek şu prensibi ortaya koyar: “Alışmak! Alıştırmak! İşte bütün terbiyecilerin erişmek istedikleri gaye!”
Ailelerin maddi durumları zayıf da olsa çocukların okuma gıdaları kesilmemelidir. Çoğu defa en küçük bir geçim sıkıntısında akla ilk gelen tedbir, eve giren kitap ve dergiyi almamak oluyor. Bu durumda, çocuğun zihninde “Okumak, o kadar önemli değilmiş demek ki.” şeklinde bir fikir gelişebilir. Kitaplar arasında büyümeyen çocuk, gelecekte yanlışlıklara dalarsa suçlu aramaya gerek var mı; bilmem.
Kitap aşısı, ailede yapılır. Okul da aşı tarihlerine dikkat ederek devam ederse çocuk, kendisini öldürücü zehirlere karşı bile, dayanacak güçte hisseder. Ah! Kitap sevgisi, bir tutkuya dönüşüverse… Ana baba ve öğretmen, dikkatli bir şekilde çocuğun yaş seviyesini hesaba katarak çocuğa okur veya uygun kitabı okutursa çocukta, okuma sevinci oluşur. Arkasından, okuma alışkanlığı gelir. Bilahare okuma olgunluğu, okuma zevkine dönüşür.
Bir uzmanın tavsiyelerini buraya alıyorum:
“Ebeveynler, çocukların hayatlarının erken çağlarında halk kütüphanelerini de kullanmalarına özen göstermelidirler.
“Eğer ana ve babalar, çocuklarının kitaplarını arada sırada okurlarsa bu, hem çocukları okumaya teşvik eder hem de iletişim için temel, tartışma için gerekçe oluşturur. Ebeveynler, çocuklarını ve onların gelişmelerinde kitapların önemini daha iyi anlarlar.
“Ebeveynler için tavsiyeler:
- Ebeveynler, çocuklarına olabildiğince sık, hikâyeler anlatmalı ve yüksek sesle okumalıdırlar.
- Ebeveynler, çocuklarının yaşına, isteklerine, ihtiyaçlarına ve gelişim aşamalarına uygun kişisel bir kütüphane kurmalıdırlar.
- Ebeveynler, çocuklarını, cep harçlıklarından bir kısmım kitaplara harcamak için eğitmelidirler.
- Ebeveynler, olabildiğince çok sayıda akşamın belli bir süresinin okumaya ayrılmasını sağlamalıdırlar; bu sürede ailenin her üyesi kendi kitabını okumalıdır.”
