Kendisi Gibi İsmi De Güzeldi

By | 1 Ağustos 2019

“Muhammed” ne kadar da güzel isim…
Yunus’umuz, kendisine ve ismine olan aşkımıza, sevgi ve saygımıza ne de güzel tercüman olmuş:
“Canım kurban Senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed”
“Muhammed”; övgüyü, teşekkürü hak etmiş olan… sürekli övülen, övülecek olan. Devamlı teşekkür edilecek olan…
Yaşayışı ve yapacaklarıyla sınırsız övgü ve teşekkürü hak edeceğini bilen Allah, O’na bu ismi vermişti. Bir rüya görmüştü sevgili annesi Hz. Âmine. Biri ona: “Ey Amine! Bil ki sen, âlemlerin en hayırlısına hamile oldun. O’nu dünyaya getirdiğin zaman adını Muhammed koy!” demişti. Yani O’nun güzel mübârek ismi daha dünyaya gelmeden annesine ilham edilmişti.
Doğum haberini alınca dedesi Abdülmuttalib, O’na vereceği ismi düşünmeye başlamıştı. Sevgili gelini bu rüyasını anlatınca, isim Abdülmuttalib’in de hoşuna gitmiş ve uygun bulmuştu. Sonra bu ismi neden verdiğini merak edip soranlara da:
— Göktekilerle, yeryüzündekiler O’nu övsünler diye. O’nun ilerde buna layık olacağını şimdiden görür gibiyim, demişti.
Doğru ve gerçek olanı hissetmiş, ya da ona da ilham edilmişti de bunları söylemişti sevgili dedesi.
Peygamber Efendimiz, imanı, ibadeti, davasındaki ciddiyeti, doğruluğu, samimiyeti ve sevgisiyle Yüce Allah’ın en yüce ve en sevgili kulu oldu. Yüce Allah O’na, “Habibim (en sevdiğim kulum)” dedi.
Yeryüzünde ise en çok anılan O’nun adı oldu. Kıyamete kadar da anılacak hep. Dünyanın dört bir yanında sayıları milyarları bulan müminlerinin gönlünde sevgisi, dilinde adı var. Bizler, her gün beş vakit namazlarımızda O’nu: “Ey Allah’ın Peygamberi! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun!” diyerek 21 kez selamlıyor ve bu selamımızla yolunda yürüdüğümüzü ilan ediyoruz.
Günde beş vakit minarelerden okunan ezanla O’nun mübârek adı dünyaya, hatta kâinata ilan ediliyor.
Her Müslüman’ın yaptığı ibadet ve güzel işlerden elde ettiği sevabın bir o kadarı da O’nun (sav) sevap defterine yazılıyor. Çünkü bu ibadet ve güzellikleri bize getiren, ulaştıran O (sav). Bu nedenle O (sav), hâlâ milyarlarca dil ile beraber Allah’ı anıyor, milyarlarca bedenle ibadetine devam ediyor. Bin dört yüz seneden beri her saniye defterine sevap yazılan Peygamberin Allah katındaki yüce makamını varın siz düşünün!..
İşte böyle bir Peygamberimiz var bizim.
Böyle bir Peygambere bedendeki ruh kadar hem bizim, hem de dünyanın ihtiyacı var. Ruh olmazsa bedenin olur mu bir değeri? Ruh giderse hayat da gitmez mi?
Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) getirip bize ve insanlığa sunduğu din hayatımızın, belki kâinatın ruhu hükmündedir. O ruh çekilirse, ne hayat kalır, ne de kâinat…
O’nun nurunun varlığmdandır, atomun da, güneşin de Mevlevi gibi dönüşlerini hâlâ devam ettiriyor olmaları.
Dedesi adı anılacak demişti… Ama düşmanları ona “Ebter” demişlerdi… Yani nesli kesik… Kendileri gibi sanmışlardı; “adı sanı unutulup gidecek”, demişlerdi. Evet, O’nun erkek çocuklarını Yüce Allah, hikmetinin gereği henüz küçük yaşta bu dünyadan almıştı. Ama onlara bedel Efendimize milyarlar evlat vermişti. Çünkü O (sav), peygamberliği yönüyle tüm müminlerin, senin, benim babamızdın Bir babadan daha çok mümine şefkati, merhameti ve sevgisi vardır. Bizi idam sehpasından kurtaran birine ne çok minnet duyar, ne çok severiz onu, değil mi? Sonuçta altmış yetmiş senelik bu güzel dünya hayatımızın son bulmasına engel olmuştur… Belki de bir baba gibi severiz onu.
Ya Sevgili Peygamberimiz?
O (sav), getirdiği iman ve İslâm ile, insanları altmış yetmiş senelik dünya hayatının idamından değil, sonsuza dek yaşanacak bir hayatta, ahiret hayatında ebedi idama mahkum olmaktan kurtarmıştır.
İman olmazsa bir insanda, sonu cehennem değil mi? Cehennem hayatı sonsuz bir idam değil mi?
Peygamber Efendimiz, bizleri bu büyük idamdan kurtarmıştır. Bununla da kalmamış, yine getirdiği iman ve İslâmiyet ile bizlere ebedi cennetin kapılarını açmıştır. Oraya ‘Allah’tan başka ilah yok’ diyen her müminin gireceği müjdesini vermiştir.
Böyle bir Zât’ı, aklı başında olan herkes babadan baba, anadan da ana bilip başının tâcı etmez mi?
O’na “Ebter” “nesli kesik” diyenlerin ne adı kaldı dünyada, ne sanı.
Ama O’nun, adı da yaşamakta, sanıda.
O halde “Ebter” kim?
Ne de güzel demiş Şeyh Galib’imiz:
“Esmâ-i Şerifin anılır arz u semâda
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin efendim.”
(Mübârek isimlerin, yeryüzünde ve gökyüzünde anılıyor hep (anılmakta) 
Sen Ahmed, Mahmûd ve Muhammed’sin Efendim).
Sevgili Peygamberimiz, adı gibi kendisi de güzeldi.
Kainattaki tüm güzellikler Allah’ın Cemil isminin eseridir. Cemil, tarifi imkansız güzelliklerin sahibi demek.
Cemil olan Allah, canlılar içinde en güzel olarak insanı yaratmıştır.
insanlar arasından ise Peygamber Efendimizi.
Şâiri Hassan b. Sâbit, O’nda gördüğü güzelliği:
“Gözler asla Senden güzel bir kimseyi görmedi,
Hiçbir kadın da Senden daha güzelini doğurmadı.” mısralarıyla bize iletir.