Kalb İle Gıybet, Dil İle Gıybet Gibi Haramdır

By | 5 Ağustos 2014

kuran

Kalb İle Gıybet, Dil İle Gıybet Gibi HaramdırKalb İle Gıybet, Dil İle Gıybet Gibi Haramdır
Kalb ile gıybet etmek, dil ile etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de câiz değildir. Kalb ile gıybet, gözü ile bir şey görmeden, kulağı ile duymadan ve açıkça bilmeden ‘bir kimseye sûi zan etmektir. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Hak Teâlâ üç şeyi Müslümanlara haram etmiştir: Müslümanların kanını, malını vfl sûi zan etmeyi» (l). Açıkça bilinmeyen, duyulmayan ve insaf ve adalete uymayan şeylerden kalbe gelenleri şeytan getirir. Allahü Teâlâ, «Ey iman edenler, eğer bir iâ gık size haber getirirse onu tahkik edm. (Yoksa! bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz» (2), buyuruyor. Şeytan gibi fâsık yoktur. Haram olan, o şeyin öyle olduğuna kalbın karar kılmasıdır. Gayri ihtiyari kalbe gelip gelmemesine uğraştığın düşünceler günah değildir. Peygamberimiz (sallâllahü aieyhi ve sellem! buyuruyor: «Mü’min sûi zandan tamamen boş olamaz. Kalb İle Gıybet, Dil İle Gıybet Gibi Haramdır Fakat onun selâmeti, kalbinde hakikat olarak yer etmeme sindedir» (3). Şüpheli olan şeyleri elden geldiği kadar iyiye yorum lamalıdır. Bunların kalbe yerleşmesinin alâmeti, o kimsenin, kalbine daha ağır gelmesi ve ona karşı hürmet ve edebde kusur etmeye başlamasıdır. Ama kalbi ile, dili ile ve ona karşı hareketleri ile eskisi gibi ise, kalbinde yerleşmediğine işarettir. Bununla beraber âdil olan bir kimseden işitirse, durmak ve ona yalancı dememek gerekir. Çünkü bu âdil kimseye sûi zan da câiz değildir. Fâsıka bile câiz değildir. «Ben bu kimsenin hâlini bilmediğim gibi, o kimsenin hâlini de bilmiyordum, şimdi de bilmiyorum», demelidir. Şayet aralarında düşmanlık ve çekememezlik gibi şeyler olduğunu biliyorsa susmak daha iyidir. Diğerini daha âdil (doğrul bilirse, ona doğru meyli daha çok olmalıdır. Kalb İle Gıybet, Dil İle Gıybet Gibi Haramdır Her ne zaman kalbinde bir kimseye karşı sûi zan hâsıl olursa, o kimseye daha çok yaklaşmak daha iyidir. Çünkü bu hareketi ile şeytanı kızdırır, o zan da azalır. Yakinen öğrenince gıybet etmeyip, yalnız yerde nasihat etmelidir. Yük pusulası gibi, herkesin görüp okuyabileceği bir mektupla nasihat etmemelidir. Nasihat esnasında üzüntülü olmalıdır. Böylece hem bir Müslüman için üzülmüş, hem de nasihat etmiş olur. Her ikisinin de sevabını alır.