Peygamber Efendimiz, konuşmalarında hemen hemen tüm edebi sanatları kullanmıştır. Mesela çok hoş bir benzetmesi de şudur: “Şüphesiz, kadınlar, erkeklerin ‘Şakayığı’dır.”
Müthiş bir benzetme, hatta bir çok edebi sanatı içinde toplayan son derece anlamlı ve veciz bir ifadeleri olduğunu değerli dost İskender Pala’nın “Kitab-ı Aşk”ında okuduktan sonra çok daha iyi anladım. Bunu sizinle de paylaşmak istiyorum ve susup sözü hocamıza bırakıyorum:
“Buyuruyor ki Efendiler Efendisi: “Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.”
Buradaki şakayık kelimesi, Efendiler Efendisinin ağzından bir veciz ifade olarak dökülmüş olup tevriye, ilham-ı tenasüp, cinas gibi edebiyat sanatlarına örnek olabilecek bir ziynet konumunda durur. Kelimenin Arapça anlamlandınlmasma göre öncelikle kadının, erkeğin “kürek kemiği”nden bir parçası olduğu, ardından erkeğin “öteki yarısı” olarak düşünüldüğü ve nihayet “şakayık” (yaban lalesi, gelincik) çiçeği olarak mana ifade ettiği görülür.
İlk anlam, dini terminoloji içinde Hz Adem’in kürek kemiğinden yaratıldığı ifadelendirilen Havva içindir. İkinci anlama göre kadın erkeğin öteki yarısıdır. Ki modern bilim de zaten bunu ifade etmektedir. Kadın olmadan erkeğin, erkek olmadan kadının eksik kalacağı; anatomik, fizyolojik ve psikolojik olarak erkek ile kadının bütünleşerek beşeriyetlerini tamamlayabilecekleri, aksi takdirde bünyede arızalar oluşmasının kaçınılmazlığı, bu bağlamda evlilik müessesesinin önemi, aile kurumunun yaşatılması vb. söylemler hep bu şakayık (öteki yarı) düsturu üzerine temellendirilebilir. Şakayık kelimesinin bize edebiyat açısından ihtişamını gösteren anlamı ise Türkçe’de bildiğimiz “Gelincik Çiçeği” ni karşılamasıdır.
Gelincik, hemen her coğrafyada kendiliğinden yetişebilen, otuz kadar türü bulunmakla birlikte hemen hepsi kırmızı renkli yaprak açan bir çiçektir. Yol kenarlarında, ekin tarlalarında, ören yerlerinin dışında (“Sen kırların çiçeğisin şakayık” şarkısını hatırlayınız) Hudâyî-nâbit kabilinden sık rastlanan gelinciğin özelliği çok narin, nahif ve zarif bir çiçek oluşudur. Dalından kopardığınız andan itibaren birkaç dakika içinde parlaklığını, canlılığını ve güzelliğini yitirir. Kırmızı yapraklarından (ki genellikle dört simetrik yapraktır) birini koparırsanız diğer üçü kendini bırakır, salar ve sarkar. Elinizle yapraklarından birine fiske vurun, derhal zedelenir ve solmaya yüz tutar. En küçük şiddet, hoyrat muamele ve sarıntıda bile yara alıp zedelenen bu çiçeğin kadına benzetilmesi ve özellikle erkeği tamamlayan “eş” olarak nitelendirilmesi bizce çok manidardır. Bu ifadenin mefhûm-ı muhalifinden anlaşılan odur ki erkekler kadınlarının bir gelincik çiçeği kadar narin olduğunu bilmeli, ona göre davranmalı, gelinciğin hoyrat tavırlara, şiddete, haksızlığa maruz kalmak bir yana el üstünde tutulması gerektiğini, kırmızı renginin asaleti ve güzelliği içinde renginin soldurulmaması gerektiğini bilmeli ve ona göre davranmalıdırlar. Ve edebiyat açısından bir adım daha ileri giderek söylemek gerekirse, gelinciği münhasıran aşk içkisiyle dolu bir kadeh olarak düşünüp onu elde tutarken bu anlayışla hareket etmenin zaruretini akıldan çıkarmamak gerekir. Ta ki erkeklerin başı o badenin sarhoşluğuyla hoş olsun.
Şakayık kelimesinin Arapça’da Türkçe’deki ‘gelincik’ gibi bir anlamı var mı bilmiyorum ama gelincik (taze-gelin, küçük-gelin) kelimesi de yukarıdaki hadisin ruhuna uygun düşmektedir. Buradan yola çıkarak ben bu kelimenin, bir erkeğin yaşı ve evlilik süresi ne olursa olsun eşini bir gelin-cik (taze gelin) gibi görmesi, ona uygun muamele etmesi ve onu öyle koruyup kollayıp değerlendirmesi gerektiğini ima ve
hatta ikaz eden bir mana taşıdığını zannediyorum.”
Yukarıdaki hadisin orijinal ibaresini, ezberlenmesi kolay olduğu için yazdık. Ta ki Efendimiz’in sözü kulağımızda her daim çınlasın ve tavırlarımızı ona göre düzenleyelim:
“Înneme’n-nisâ’ şakâyıku’r-ricâl: Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.” (İskender Pala, Kitâb-ı Aşk / 47, 48; Alfa Yayınları, İstanbul /2005)
İşin ehli, bakın Efendimizin bir sözünün anlam derinliğini nasıl bulup bizim için çıkarıyor ortaya. Yüreğine sağlık sevgili Hocam.
Aslında, Peygamber Efendimizin her sözü hikmettir ve anlayan ehline bir çok anlamlar taşımaktadır… Bu alıntımız “İşi ehline veriniz” emrine ve hikmetine de uygun düştü burada…
