İbni Erkam’ın Evi ve İlk Günler

By | 1 Ağustos 2019

Mescid-i Haram’m dış duvarlarının önünden ilerlemeyi sürdürüyoruz. Karşımıza bir kapı daha çıkıyor. Yanında da üst kata çıkan bir asansör var. Adı bir hayli ilginç: İbni Erkam Asansörü. Evet burası mevki olarak tam Safa Tepesi’nin yanı. İbni Erkam’m evinin de Safa Tepesi’nin hemen yanında olduğunu biliyoruz. Zaten bu asansör ve yanındaki bu kapıya isim olarak bu genç sahabinin adının verilme hikmeti de burada yatıyor. İbni Erkam’m evi, İslamiyet’in insanlara ulaşmasında önemli bir basamak oluşturmuş. Dinin ancak gizli yayılabildiği o ilk günlerde Peygamber Efendimiz(sas) sahabe ile bu gencin evinde toplanır, gelen âyetleri onlara orada anlatırmış. O günlerin ne kadar sıkıntılı olduğunu bizlere Ebu Zer’in başından geçen şu hadise çok güzel anlatmaktadır:
Ebu Zer Mekke’de bir peygamberin zuhur ettiğini öğrenir, yanma gidip davetine icabet etmek ister, fakat Mekke’ye geldiğinde kendisine bir muhatap bulamaz. Derken Kabe’nin yanındaki zemzem kuyusunun yanında Hz. Ali(ra) ile görüşür. O günler çok sıkıntılı günlerdir. Ebu Zer, Hz. Ali’ye(ra) arzusunu iletir. Hz. Ali, ona beklemesini, uygun bir zamanda kendisini Peygamber Efendimiz’e (sas) götüreceğini söyler. Her şey gizlice sürdürülmektedir. Müşrikler son derece gergin ve saldırgandırlar. Ebu Zer bu sıkıntılı zamanda, Kâbe avlusunda tam 2 hafta bekleyecektir. Bir süre sonrasında Hz. Ali gelir ve onu alıp İbni Erkam’m evine götürerek Peygamber Efendimiz’le (sas) görüştürür. Gezimiz sırasında İbni Erkam’m evi ile zemzem kuyusu arasındaki uzaklığa bakıyor ve hayretler içerisinde kalıyoruz. Çünkü bu iki yer arası neredeyse 30 adım kadar bir şey. Yani Ebu Zer bu derece yakın bir yere gidebilmek için bu kadar beklemek ve birtakım
sıkıntılar çekmek zorunda kalmıştır. Buralarda hiçbir tanıdığı olmadığından Hz. Ali ile sözleşmesinden sonra hep orada yatıp kalkmaya başlamıştır. Peygamber Efendimiz kendisiyle karşılaştığında halini ve durumunu, 15 gündür burada beklediğini öğrenince hemen bu zaman zarfında ne yediğini sormuştur. Ebu Zer sadece zemzem içtiğini söylemiştir. Bu hadise o günlerin sıkıntılı atmosferini anlatmasının yanında zemzemin ne niyetle içilirse o derde çare olduğunu göstermesi bakımından da hayli ibret vericidir.
Bu mübarek evle ilgili bir diğer hadise ise Hz. Ömer’in (ra) Peygamberimiz’i(sas) öldürmek için geldiği yer olmasıdır. Mekke’nin reisleri henüz müşrik olan Hz. Ömer’i(ra) Peygamber Efendimiz’e(sas) karşı kışkırtmışlardır. O da bugün Mescid-i Haram’m sağında kalan Cebel-i Ömer’in üzerinde bulunan evinden kılıcıyla çıkar ve Peygamber Efendimiz’i (sas) öldürmek gayesiyle İbni Erkam’m evine doğru ilerler. Yolda karşılaştığı bir kişi, “Sen önce kız kardeşine git. Kocasıyla birlikte Müslüman olmuşlar,” der. O da öyle yapar. Ama gittiği bu yerde ilk kez Kur’ân-ı Kerim’den âyetler dinleyecek ve Kur’ân’m cazibesine kapılacaktır. Hz. Ömer(ra) bu bekâr gencin evinde, Hz. Peygamberim huzurunda kırkıncı Müslüman olarak kelimeyi şehadet getirecektir.
İbni Erkam’ın evinin Safa Tepesi’nin yanında olduğunu söylemişken bu mübarek tepeye de ibretle yeniden bakmak gerekiyor. Dışarıdan bakıldığında Mescid-i Haram’m duvarlarından dolayı görülemeyen, ancak içeride sa‘y mahallinin az bir kısmının belli olduğu bu tepe, Hz. Hâcer’in bebeğine su ararken koşuştuğu yer olması yanında Efendimizle ilgili de bir hatıraya şahitlik etmiştir.
Miladi 630 tarihinde İslam orduları Mekke’ye girdiklerinde Kâinatın Efendisi Mescid-i Haram’m etrafında toplanan ve endişeli gözlerle ne olacağını merak eden Mekkelilere hitap etmiş ve konuşmasının sonunda da, “Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir, t ¡idiniz sizler serbestsiniz,” der. Beklemedikleri bu af karşısında şaşıran halkın tamamı kısa süre içinde İslamiyet’le şereflenir. İşte Safa Tepesi’nin şahitlik ettiği hadise bundan sonra meydana gelmiştir. Efendimiz Safa Tepesi’nin üzerine çıkarak burada Müslüman erkek ve kadınların biatlannı kabul etmiştir. Erkekler bu biatta, “Allah’a iman edeceklerine Allah’tan başka ilâh bulunmadığına, Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve Resulü olduğuna, İslamiyet ve 0’nun(sas) adına mücadele edeceklerine” söz verdiler. Kadınlar da, “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, kız çocuklarını öldürmeyeceklerine ve namuslarını koruyacaklarına, Allah’a ve Resulü’ne isyan etmeyeceklerine” dair biatta bulundular.