Helâl Kazanmanın Üstünlüğü Ve Sevabı

By | 1 Ağustos 2014

namaz-kildiran-seccade

Helâl Kazanmanın Üstünlüğü Ve SevabıHelâl Kazanmanın Üstünlüğü Ve Sevabı
Allahtı Teâlâ buyuruyor ki: «Ey peygamberlerim! Helâl ve temiz yeyiniz ve bana lâyık ibadetler yapınız» (3). İşte Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) bunun için, «Helâl kazanmak her Müs liimana farzdır» ( ) buyurdu. Ve yine buyurdu: «Bir kimse hiç haram karıştırmadan, kırk gün helâl yerse, Allalıü Teâlâ onun kalbini nıır ile doldurur, kalbinden diline hikmet nehirleri akıtır» ( ). Bir rivayette, dünya muhabbetini kalbinden giderir. Sa’d ibn Ebî Vakkfıs (radıyallahü anh) dedi ki: Yâ Resûlâllah, (sallâllahü aleyhi ve sellem), duâ buyur da, Allalıü Teâlâ her duamı kabul eylesin! Cevabında buyurdular ki: «Duânın kabul olması için helâl yeyiniz» (s). Bir hadısi şerifte, «Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra da ellerini kaldırıp duâ ederler. Böyle duâ nasıl kabul edilir?» (7), buyurdu. Yine buyurdu ki: «Allahü Teâlâ’ nın beytü’lmakdis üzerinde bir meleği vardır. Der ki, haram yiyenden Allalıü Teâlâ razı olmaz. Onun ne farzını, ne de sünnetini kabul eder» (’). Ve yine buyurdu ki: «On gümüş değerinde elbise alıp, bir gümüşü haram olan kimsenin, o elbise üstünde bulunduğu müddetçe, namazı kabul olmaz» (2). Ve yine buyurdu: «Haram ilo beslenen vücudun ateşte yanması daha iyidir» (3). Ve yine buyurdu: «Malın helalden mi, haramdan mı geldiğini düşünmeyenler, Cehenneme neresinden atılırsa atılsınlar, Allahü Teâlâ, onlara acıma yacaktır» (4). Yine buyurdu: «İbadet on kısımdır. Dokuz kısmı helâl kazanmaktır» (5). Ve yine buyurdu: «Helâl kazanmak için yorulup evine dönen kimse, günahsız olarak yatar, Allahü Teâlâ’nm sevdiği kimse olarak kalkar» (6). Ve yine buyurdu: «Allahü Teâlâ buyuruyor ki, haramdan kaçınanlara hesab sormaya utanırım» (7). Ve yine buyurdu: «Bir dirhem faiz, Müslümanlarla yapılan otuz zinadan daha ağırdır» (8). Ve yine buyurdu: «Haram maldan verilen sadaka kabul olmaz; saklanırsa Cehenneme gidinceye kadar ona yolluk olur» (9).
Ebû Bekri’sSıddik (radıyallahü anh) hizmetçisinin getirdiği sütü içti.  Helâl Kazanmanın Üstünlüğü Ve Sevabı Sonra helâlden olmadığını anlayınca, parmağını boğazına sokarak kay etti. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra, «Yâ Rabbi, elimden geleni yaptım, damarlarımda kalandan Sana sığınırım», diye yalvardı. Ömer (radıyallahü anh) da, beytülmalo ait zekât develerinin sütünden, yanlışlıkla verilip içtiği zaman, böyle yapmıştı. Abdullah ibn Ömer (radıyallahü anhümâ) buyuruyor ki: «Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, haramdan kaçınmadıkça kabul olunmazlar, faydası olmaz». Süfyânı Sevrî buyuruyor ki: «Haram para ile sadaka veren, hayır yaptıran, kirlenmiş elbiseyi idrar ile yıkayan kimseye benzer ki, daha çok pislenir». Yahya ibn Muâzı Râzî (rahme tullahi aleyh) buyuruyor ki: «Allahü Teâlâ’ya itaat etmek, bir hâzineye benzer. Bu hâzinenin anahtarı duâ, anahtarının dişleri de helâl lokmadır». Sehl ibn Abdullahı Tüsterî (rahmetullahi aleyh) buyuruyor: «îmanın hakikatine kavuşmak için dört şey lâzımdır. Bütün farzları edeble yapmak, helâl yemek, görünen ve görünmeyen haramlardan sakınmak ve bu üçüne ölünceye kadar sabretmek».
Büyükler buyuruyor ki: «Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve paslanır». Abdullah ibn Mübârek buyuruyor ki: «Şüpheli olan bir dirhemi sahibine geri vermeyi, bin dirhem sadaka vermekten daha çok severim». Sehl ibn Abdullahı Tüsterî buyuruyor ki:
«Haram yiyenlerin yedi azâsı, istese de, istemese de, günah işler Helâl yiyenlerin bütün bedeni ibadet eder. Hayır işlemesi kolay ve tatlı gelir».
Helâl kazanmanın ehemmiyetini gösteren daha nice hadisi şerifler ve büyüklerin sözleri vardır. Bunun içindir ki, vera’ sahihleri haramdan çok sakınmışlardır. Bunlardan biri Veheb ibn Verd idi ki, nereden geldiğini anlamadan bir şey yemezdi. Bir gün annesi buna bir bardak süt vermişti. Helâl Kazanmanın Üstünlüğü Ve Sevabı Sütü nereden aldığını, parasını nereden verdiğini ve kimden aldığını sordu. Hepsini anlayınca bu koyun nerede otlamış, dedi. Müslümanların hakkı olan bir yerde otlamış tı. Sütü içmedi. Annesi, «Oğlum Allah sana merhamet eder, iç!» dedi. Ona günah işlemekle rahmetine kavuşmak istemem dedi ve içmedi. Bişri Hâfi’ye (kuddise sirruh), «Ne yiyip, nereden geçiniyorsun?» dediklerinde, «Herkesin yediği yerden. Fakat yiyip de gülenle, yiyip de ağlayan arasında çok fark vardır», buyurdu. Yine buyurdu ki: «Arzusu az ve lokması küçük olmaktan daha iyisi yoktur».