Hazreti Zülkifl Aleyhisselam
Yüce Allah Hazreti Eyyüb (Aleyhiselam)’dan sonra, Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam)ı peygamber olarak göndermiş ve halkı tevhid akidesine, Allâh’ın birliğine inanmağa davet etmesini kendisine emretmiştir. Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam) Şam-ı Şerifte otururdu.
Allâhü Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“İsmail’i, Elyesa’ı, Zülkifl’i de an! (İşte) bütün bunlar, hayırlı (insan)lardı.”
Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam)ın, Kur’ân-ı Kerim’de bu şekilde, kendilerinden övülerek bahsedilen büyük peygamberler arasında zikredilişi, kendisinin de peygamber olduğunu açıkça gösterir. Meşhur olan görüş de budur.
Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam)a Rum toprağındaki halk iman ettiler, tabi oldular ve kendisini doğruladılar. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ onlara, Allâh yolunda cihad etmelerini emredince, bunu yerine getirmekten kaçındılar ve zaaf gösterdiler:
“Ey Zülkifl! Biz hayatı sever, ölümü sevmeyiz. Bununla beraber, Allâhü Teâlâ’ya ve O’nun Rasulüne âsi olmaktan da hoşlanmayız. Eğer ömürlerimizi uzatmasını ve ancak biz dilediğimiz zaman bizi öldürmesini Allâhü Teâlâ’dan dilersen, O’na ibadet ve O’nun düşmanları ile cihad ederiz!” dediler. Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam)onlara:
“Siz benden büyük bir şey istediniz. Bana ağır teklifte bulundunuz” dedi. Sonra, kalkıp namaz kıldı ve:
“Ey Allah’ım! Sen elçilik vazifelerini tebliğ etmemi bana emrettin, tebliğ ettim. Düşmanlarınla cihad etmemi emrettin. Sen de biliyorsun ki ben, kendimden başkasına güç yetirmeye malik değilim. Kavmimin bu hususta benden istediklerini, Sen benden daha iyi biliyorsun. Beni, benden başkasının günahı ile muâhaze etme! Ben, Senin gazabından rızâna, ukubetinden affına sığınırım!” dedi. Allâhü Teâlâ Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam)a:
“Sen kavmine, benim onlar için seçtiğimin, kendilerinin kendileri için seçtiklerinden daha hayırlı olduğunu öğretmedin mi?” diye vahy etti. Bunun üzerine onlar, ecelleri sonunda ölmeye razı oldular ve ecellerinde öldüler.
Hazreti Zülkifl (Aleyhiselam), Şam-ı Şerifte vefat etti. Vefat ettiği zaman yetmiş beş yaşında idi.
