Hazreti Eyüp Aleyhisselam

By | 1 Ağustos 2019

Hazreti Eyüp Aleyhisselam

 

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam), Hazreti İshak (Aleyhisselam)ın Ays adındaki oğlunun neslindendir. Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam), son derece ibadet eden masum ve sabırlı bir peygamberdir. Allâhü Teâlâ’ya ibadet ettikçe Allâhü Teâlâ da onun üzerine olan nimetini arttırdı. Malı, evlatları çoğaldı. O kadar ki köyler, sürüler, köleler onun oldu. Yedi erkek, üç kızı vardı.

 

HAZRETİ EYYÜB (ALEYHİSSELÂM)’IN İBTİLÂYA UĞRAYIŞI

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam)ın ibtilâya (belaya) uğramasına türlü sebepler gösterilir.

Şam toprağında kuraklık, kıtlık olunca Mısır Kralı Firavun “Bize gel! Bizim yanımızda senin için bolluk, genişlik vardır!” diye yazı gönderince, Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam), çoluk-çocukları, atları, küçük-büyük baş hayvanları ile birlikte kalkıp Mısır’a gider. Firavun onlara yiyecekler, elbiseler ve yerler ayırıp verir.

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) Firavun’un yanında bulunduğu sırada, Hazreti Şuayb (Aleyhisselam) gelip içeri girer ve:

“Ey Firavun! Gök halkı, yer halkı, denizler ve dağlar halkı kızınca, Allâhü Teâlâ’nın da gazaba geleceğinden korkmaz mısın?” der. Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) ise susar, konuşmaz.

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) ve Hazreti Şuayb (Aleyhisselam) Firavun’un yanından çıkınca, Allâhü Teâlâ Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam)a:

“Ey Eyyüb! Sen, Firavun’un ülkesine gittiğin için sustun. İbtilâya hazırlan!” diye vahyeder. Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam).

“Ben, yetimin geçimini üzerime almadım mı? Garibi barındırmadım mı? Aç olanı doyurmadım mı? Dula yardımcı olmaya çalışmadım mı?” der. O sırada içinden on binlerce yıldırımlar, korkunç gök gürlemeleri duyulan bir bulut geçer ve bulutun içinden:

“Ey Eyyüb! Bunu sana yaptıran kimdi?” denilir. Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) hemen bir avuç toprak alıp başının üzerine koyarak:

“Sen’din ya Rab!” der. Allâhü Teâlâ ona:

“İbtilâya hazırlan!” diye vahyeder. Bunun üzerine Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) ın bütün serveti yok olur. Üzerlerine ev yıkılıp bütün oğulları ölür.

Fakat o, bunlara rağmen hep Allâhü Teâlâ’ya hamd-ü senâ edip verdiği nimetlere devamlı şükreder ve uğradığı ibtilâya sabreder.

“Zaten onlar Allâh’a aitti. Onları bize emânet olarak vermişti. Onları ister bırakır, ister geri alır! Ben annemin karnından çıplak olarak çıktım ve çıplak olarak toprağa, kabre döneceğim. Çıplak olarak da Rabbime haşrolunacağım! deyip Allâhü Teâlâ’ya hamd etmeğe devam eder.

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) , aynı zamanda hastalanır da. İlk defa olarak çiçek veya cüzzam hastalığına tutulur. Yemeği, ancak iki elini birleştirerek tutup ağzına güçlükle götürür. Kendisine bakacak bir arkadaş bulunmadığını gördüğü zaman secdeye kapandı ve:

“Ey Allah’ım! Sen, benim üzerimdeki ibtilâyı kaldırıncaya kadar başımı secdeden kaldırmayacağım! Hakikat şeytan, beni yorgunluğa (meşakkata) ve azaba (hastalığa) uğrattı!” diye seslenerek halini arz ve ibtilâsını kaldırmasını Rabbinden niyaz etti. Allâhü Teâlâ da onu (onun duasını) kabul buyurdu.

“Başını kaldır! Senin duanı kabul ettim! Ey Eyyüb! Senin hakkındaki hükmüm yerine geldi. Senden sonra ibtilâya uğrayacak ve sabredecek kimseler için, bir mucize ve ibret olsun diye ev halkını ve malını ve onlarla birlikte bir mislini daha sana geri verdim! Ayağınla vur (yere)! İşte hem yıkanılacak, hem içilecek soğuk (bir su). Onun içinde şifa vardır” buyurdu.

 

Allâhü Teâlâ, Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam)dan böylece o zararı gidermiş, Allâhü Teâlâ tarafından bir rahmet, ibadet edenler için bir hatıra, temiz akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere, hem ailesini, hem onlarla birlikte bir mislini daha ona bağışlamış, Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) en ağır ibtilâlara katlanmakta dillere destan olmuştur.

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) yere ayağıyla vurunca yerden bir su kaynayıp akmağa başladı. Onunla yıkandı. Vücudunun dışındaki hastalık ve rahatsızlıklardan hiç bir şey kalmadı.

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) kırk arşın kadar yürüdükten sonra ayağını tekrar yere vurdu. Yerden diğer bir su daha kaynayıp akmağa başladı. Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) o sudan da içti. Karnından dışarı çıkmadık hastalık kalmadı. Sıhhatli, sapa sağlam olarak ayağa kalktı.

Allâhü Teâlâ ondan bütün dertleri ve elemleri giderdi. Gençliğini ve güzelliğini ona geri çevirdi. Kendisi, önce olduğundan daha güzel, daha üstün oldu. Kendisine Allâhü Teâlâ tarafından, altlı üstlü iki parça kıymetli bir elbise de giydirildi.

Hazreti Eyyüb (Aleyhisselam) ibtilâdan kurtulduktan sonra, yetmiş yıl daha, Hazreti İbrahim (Aleyhisselam)ın Hanif olan Tevhid dini üzere yaşayıp vefat etti.