Abdullah ibni Abbas’tan(ra) rivayetle, “Hz. Ömer(ra), suikasta maruz kalmıştı ve ölmek üzereydi, çektiği sıkıntıda onu rahatlatmak düşüncesiyle yanma gitmek için izin istedik. Kabul ettiler. Ona şöyle söyledik, ‘Ey mü’minlerin emîri, Allah’a hesap verme korkusu, yerinde bir şey değildir. Korku duyma. Korkmana, endişelenmene gerek yok. Sen Resulullah’la<sav) arkadaşlık ettin ve arkadaşlığın en güzelini yaptın. Resulullah senden razı olarak ayrıldı dünyadan. Daha sonra Hz. Ebu Bekir’e arkadaşlık ettin ve arkadaşlığı en güzel şekilde yaptın. Arkadaşlığın gereği neyse öyle davrandın. Hz. Ebu Bekir de senden razı olarak dünyadan göçtü. Sonra Müslümanlarla arkadaşlık, onlara emirlik ettin ve onlarla arkadaşlığın en güzelini yaptın. Eğer sen onlardan ayrılırsan muhakkak ki onlar senden razı olarak ayrılacaksın.’ Hz. Ömer ölüm ânındaki o korku, sıkıntı ve endişeli saatlerde bu sözleri dinleyince şöyle söyledi, ‘Bu anlattıkların Allah tarafındandır. Yani bunu sana Allah söyletti.’ “
Bu hadiseden anlıyoruz ki ölmek üzere olan kimsenin iyi amellerini anlatmak gerekir. Güzel yönlerini hatırlatıp onun Allah’a, kitabullaha, Resulullah’a olan yakın hallerinden bahsedip imanla göçmesi, imanının artması için yardımcı olmak gerekir.
Kasım bin Muhammed bin Ebu Bekir’den(ra), yani Hz. Ebu Bekir’in torunu Kasım’dan rivayetle, “Hz. Aişe(ra) hastalandı. Abdullah ibni Abbas onu ziyarete geldi. ‘Ey mü’minlerin annesi, Resulullah’ın ve baban Ebu Bekir’in(ra) yanına öncelikle varıyorsun. Yani bizden önce kavuşuyorsun.’ dedi.”
Aişe(ra) ölüm döşeğindeyken Abdullah ibni Abbas onu ziyaret etmek için izin istedi. Hz. Aişe(ra) dedi ki, “Korkarım ki gelir de beni över.” Kendisine, “O Resulullah’m amcasının oğlu ve Müslümanların âlimlerinin önde gelenlerindendir.” dendi. Bunun üzerine Aişe, “O zaman izin verin, gelsin.” dedi. Abdullah ibni Abbas sordu, “Ey mü’minlerin annesi, anneciğim, ya Aişe, kendini nasıl hissediyorsun?” Hz. Aişe şöyle buyurdu: “Eğer muttakilerdensem hayır üzereyim.” Abdullah ibni Abbas(ra) da “İnşallah hayır üzeresin. Sen Resulullah’ın zevcesisin, Resulullah, senden başka bakire olan hiçbir kızla evlenmemiştir ve
Allah’tan iffetin, temizliğin ve beratın ayetle nazil olmuştur.” dedi.
Hz. Aişe’nin bu hadisedeki hassasiyeti dikkate değer, örnek bir davranıştır, “Korkarım ki gelir beni över.” diye ziyareti kabul etmek istememiş önce. Ashab-ı Kiram, övülmekten ateşten kaçar gibi kaçmıştır. İşte bu hadis-i şeriflerle sahabeden nakledilen bu hatıralar bize nasihat ve ders olmalıdır. Şöhretten, methedilmekten, övülmekten, ateşten kaçar gibi kaçmak gerekir. Peygamber Efendimiz(sav) bir hadis-i şeriflerinde, “Methedenlerin yüzüne toprak serpin.” buyurmuyor mu?..
Hastayı ziyaret etmek sünnettir, Resulullah’m ahlâkıdır. Yine hastanın hal ve hatırını sorup bir şey yemek isteyip istemediğini sormak da Resulullah’m sünnetidir. Enes bin Mâlik(ra) anlatıyor, “Resulullah hasta günü Mekke’ye geldi. Kâbe’nin etrafında yüzlerce put vardı. Elindeki asa ile onlara vurmaya ve onları devirmeye başladı. Resulullah bunu yaparken şöyle buyuruyordu:
Câe’l hakku ve zeheka’l batılü inne’l bâtıle kâne zehûka.
“Hakk geldi, bâtıl def olup gitti. Zaten bâtıl def olup gitmeye mahkûmdur.” Bu hatıraya dayanarak, bizim de kitap ve sünnete uygun bir şey yaptığımız zaman, bir haramı, bir günahı terk ettiğimiz zaman bu ayeti okumamız oldukça isabetli ve hayırlı olacaktır… Resulullah’m(sav) Kâbe’deki putları devirmesi gibi biz de hayatımızdaki yanlışları devirip atmış olacağız inşallah…
birini ziyaret etti. Sonra ona sordu, ‘Bir şey yemek ister misin?’ Allah Resulü’nün ziyaretinden mutlu olan adam, belki Resulullah’ı son nefesinde bile incitmemek, belki de gerçekten canı bir şeyler yemek istediğinden, Resulullah’m bu sorusuna ‘Evet, yemek isterim.’ diye cevap verdi. Allah Resulü de orada bulunanlara, ‘Hemen buna bir şeyler ikram edin. Yedirin.’ buyurdu.
Hastalara zorla yemek yediril- memesi hususunda, Ukbe bin Amir, Resulullah’tan(sav) naklen, “Hastalarınızı yemeye içmeye zorlamayın. Şüphesiz Allah onları yedirir, içirir.” buyurmuştur.
