“Çünkü siz bu iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor; hakkında sahibi olmadığınız şeyi ağzınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunu önemsiz, günahsız ve kolay bir iş sanıyorsunuz. Halbu ki o Allah katında büyük bir günahtır.” (Nur 15)
“Çünkü Rabbin her an ve zamanda herkesi ve her şeyi gözetleyip durmaktadır.” (Fecr 14)
Numan ibni Beşîr -Allah Onlardan razı olsun- Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:
“Helal olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında halkın bir çoğunun helal mi haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli işlerden sakınanlar dinlerini ve ırzlarını korumuş olurlar. Şüpheli şeylerden sakınmayanlar ise zamanla harama dalıp giderler. Aynen sürüsünü başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban gibi ki onların o araziye girmesi mümkündür ve tehlikelidir. Dikkat edin her hükümdarın girilmesi yasaklanmış bir arazisi vardır. Unutmayın Allah’ın yasak arazisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki insan vücudunda bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalb- dir.” (Buhari, İman 39. Müslim, Müsakat 109)
Enes -Allah ondan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem yolda bir hurma buldu ve: “Bu hurmanın sadaka olması ihtimalinden korkmasaydım onu yerdim”, buyurdu. (Buhari, Büyu’ 4. Müslim, Zekat 164)
Nevvas ibni Seman -Allah ondan razı olsun-’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Gerçek müslüman olmak demek; güzel ahlaklı olmak demektir. Günah ise, kalbini tırmalayıp rahatsız eden (tereddüt uyandıran) ve insanların bilmesini istemediğin her şeydir.” (Müslim, Birr 14)
Vabısa ibni Ma’bed -Allah ondan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanma varmıştım. “Bana gerçek müslümanlığın ne olduğunu sormaya mı geldin?” buyurdu. Evet, dedim. O zaman şunları söyledi:
“Kalbine sor, kalbine danış, kalbine müracaat et. Gerçek müslüman olmak demek; nefsin uygun gördüğü ve yapılmasını kalbin onayladığı şeydir. Günah ise kalbini tırmalayıp seni rahatsız eden ve başkaları sana nice nice fetvalar verse bile kalbinde şüphe ve tereddüd uyandıran şeydir.” (Ahmed ibni Hanbel, Müsned 227-28. Darimi, Büyu’ 2)
Ebu Sirvea Ukbe İbni Haris -Allah ondan razı olsun- den bildirildiğine göre kendisi Ebu İhab ibni Aziz’in kızı ile evlenmişti. Sonra bir kadın gelip ona şöyle dedi. Ben Ukbe’yi de evlendiği kadını da emzirmiştim Ukbe o kadına Beni emzirdiğini bilmiyorum. Bu konuda daha önce bana haber vermedin dedi. Sonra da hemen bineğine atlayıp Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e danışmak üzere Medine’ye gitti. Oraya vardı ve olayın hükmünü sordu: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ‘de: “Madem ki böyle kardeş olduğunuz söyleniyor o kadınla nasıl evli kalabilirsin?” buyurunca Ukbe derhal ondan ayrıldı, kadın da başka biriyle evlendi. (Buhari, İlim 26)
Haşan ibni Ali -Allah onlardan razı olsun- şöyle demiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu kendisinden duyup ezberledim:
“Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak!..’’ (Tirmizi, Kıyame 60)
Hz. Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Ebu Bekir es-Sıddîk -Allah ondan razı olsun-‘ın bir kölesi vardı. Bu köle kazancının belli bir kısmını Ebu Bekir’e verir, o da bundan yerdi. Yine bir gün köle kazandığı bir şeyi getirdi. Ebu Bekir de onu yemeğe başladı.
Köle Ebu Bekir’e:
“Yediğin şeyin ne olduğunu biliyor musun?” Diye sordu. Ebu Bekir de: “Söyle bakalım neymiş bu?” deyince köle:
“Falcılıktan anlamadığım halde cahiliye devrinde bir kimseye falcılık yaparak adamı aldatmıştım. Bugün onunla karşılaştık, adam o gün yaptığım işe karşılık işte bu yediğin şeyi verdi,” dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir parmağını ağzına sokarak yediklerinin hepsini çıkarıp kustu. (Buhari, Menakı- bul Ensar 26)
Nafi’den rivayet edildiğine göre Ömer ibn-ül Hattab -Allah ondan razı olsun- ilk hicret eden sahabilere dörder bin, oğlu Abdullah’a da üç bin beşyüz dirhem maaş bağlamıştı. Hz. Ömer’e: Oğlun da ilk hicret edenlerden biridir, onun hakkını niçin kıstın? Diye sordular. Hz. Ömer de şunları söyledi:
“Oğlum babasıyla birlikte hicret etti, o yüzden tek başına hicret edenlerle bir tutulamaz.” (Buhari, Menakıbul Ensar 45) şöyle buyurdu: “Bir kul günaha girerim korkusuyla yapılması yasak olmayan bazı şeylerden bile uzak durmadıkça (Allah’tan korkup yolunu Allah’ın kitabıyla bulanlar) muttakiler (yani Allah’tan korkan kişiler) derecesine çıkamaz.” (Tirmizi, Kıyamet 19)
