Hz. Ali (radıyallâhu ‘anh) anlatıyor: “Resûlullah’tan (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) bir hadis dinlediğim zaman Allah (celle celâiüh) dilediği kadar bana o dinlediğimden fayda ihsan ederdi. Bir başkasından hadis-i şerif dinlediğim zaman önce o kimseye yemin ettirir sonra kabul ederdim. Bana Ebû Bekir (radıyallâhu ‘anh) anlattı: Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu:
“Bir kul günah işledikten sonra hemen güzelce bir abdest alsa ardından iki rekat namazı kılıp Allah Teâlâ’ya istiğfar etse, Allah o kimsenin günahlarını mutlaka affeder.”
Hz. Ali (radıyallâhu ‘anh) bu hadisin ardından şu ayeti okudu:
“Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır.”
Bir başka rivayette Hz. Ali (radıyallâhu ‘anh):
‘Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tövbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler. İşte onların mükâfatı, Rab- leri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!” mealindeki ayeti okumuştur.”
Hasan-ı Basrî’nin rivayet ettiği bir hadiste Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Allah azze ve celle İblis’i kovduğu zaman İblis demişti ki:
– Senin izzetine yeminle söylüyorum ki, insanoğlunun ruhu bedeninden ayrılmadıkça onlardan ayrılmayacağım (günaha sürükleyeceğim). Bunun üzerine Allah (celle celâiüh) şöyle buyurdu:
– İzzetime ve yüceliğime andolsun ki, ben de, can boğazlarına gelinceye dek onlara tövbe kapısını kapatmayacağım.”

