Gönüllere Su Serpen Ecdadımız

By | 1 Ağustos 2019

Mekke şehrinin dışına çıktığınızda sizi sadece tarihî pazar yerleri değil, aynı zamanda birtakım savaşların cereyan ettiği mekânlar da karşılıyor. Bunlardan biri de Mekke’nin fethinden sonra meydana gelen Huneyn Savaşı.
Bu savaş Huneyn Vadisi olarak adlandırılan yerde cereyan etmiş. Vadiye doğru yaklaşıyoruz. Az sonra Huneyn Savaşı’nm yapıldığı yere varmış olacağız. Bu arada Taif şehrine giden yolu da görüyoruz. Zeylü’l-Kebir denilen Taif-Riyad yolu üzerinde ilerlerken yolun sağ tarafında kemerli bir yapı dikkatimizi çekiyor. Merak edip ne olduğunu soruyoruz ve bir Osmanlı su kemeri olduğunu öğreniyoruz. Kim yaptırmış diye merak edince Kanunî Sultan Süleyman ismi çıkıyor karşımıza. Hey koca Kanunî… Sen ne güzel bir insansın. Padişah olur olmaz İstanbul’da artan nüfusla birlikte baş gösteren su sorununu halletmek için kolları sıvamıştın. Mimar Sinan’la bu konuda ne görüşmeler yapmış, suyun gelebilmesi için ne fedakârlıklara katlanmıştın. O kadar işinin arasında defalarca Eyüp sırtlarına gidip Mimar Sinan’ın çalışmalarını yakından takip etmiştin. Nihayetinde Kırk Çeşme Sularını İstanbul’a getirtmeye muvaffak olmuştun. Taksim Meydanı’nın adını aldığı, o meydanın göbeğindeki Su Maksemi’ni yaptırmış, buradan taksim edilen suyu her bir köşeye dağıttırmıştın. Çünkü sizler Peygamber Efendimiz’iisas) çok seviyor ve hep 0’nun(sas) yolundan gitmeye çalışıyordunuz. O, insanlara su dağıtılmasının ehemmiyetini defalarca anlatmıştı sahabeye. 0’na(sas) layık olmaya çalışan bir ümmet olarak bu güzel hizmetleri demek buralara kadar getirdiniz. O şefkat anlayışınızdan buradaki çöller de demek nasiplerini aldı.
Kanunî’nin su kemerlerini duyar da durabilir miyiz? Yanma kadar gittik. Yoldan yaklaşık 100-150 m kadar içeride kilometrelerce uzanan bir su kemeriydi bu. Kesme taştan çok muntazam bir şekilde inşa edilmişti.
O zamanlar Mekke’ye gelen hacı sayısı her geçen sene daha çok artıyordu. Buradaki su problemini halletmek üzere Kanunî Sultan Süleyman, Huneyn Vadisi’nden Mekke’ye su nakli için yaptırmıştı su kemerlerini. 70 km’lik bir yolu kat ederek ilerliyordu bu su yolu.
Kanunî Sultan Süleyman’ın su ile ilgili başka projelerinin de olduğunu biliyoruz. Mekke’nin su problemini tam olarak çözmek için Hudeybiye taraflarında bulunan Hadda köyündeki suyu da taşımak ister. Fakat arazinin yüksekliğinden dolayı meyil yapılamaz ve şu an ki pompalama sistemleri olmadığı için bunu başaramaz.
Ancak, “Mekke’ye götüremiyorsak götürebileceğimiz bir başka yere taşırız,” der ve buradaki suyu Cidde’ye ulaştırır. Söylenilene ‘ göre bugün Kanunî’nin taşa kazdırdığı bu su kanalları Hadde’de hâlâ durmaktaymış.
Bu su kemerlerini incelerken az ileride bir de yolcu konaklama menzili görüyoruz. Tam bir kasır büyüklüğündeki bu yapı, yolculuk yapanların barınmaları için inşa edilmiş Osmanlı yapılarından biriydi. Bir günlük konaklama aralannda bu tarz yapılar inşa edilir ve hem yolcuların ihtiyaçlarının giderilmesini hem de güvenliklerini sağlardı.
Su kemerlerine sırtımızı yaslayıp bir de hatıra fotoğrafı çekelim derken uzakta bulunan bir çalıdan bir şeylerin kımıldadığım fark ediyoruz. Dikkatle bakınca bunların Arap bülbülleri denilen kuşlar olduğunu keşfediyoruz. Sivri uzun gagaları ve siyah tüyleriyle kendilerini hemen ele veriyorlar. Bu sıcakta yaşama imkânı vermiş Rabbimiz onlara. Yaşama ve buralan şenlendirme vazifesi…
Yanımızdakiler Kanunî’nin su kemerlerin hâlâ oluk oluk su aktığından bahsetmişlerdi. Neredeyse 450 yıl önce yaptırılan su kemerlerinden hâlâ su aktığını duymak bizi oldukça şaşırttı. Şaşkınlığımızı ifade edince, “İsterseniz kendi gözlerinizle görün,” dediler ve arabanın direksiyonunu sağa kırdılar. Burası Çevresine hayat veren Osmanlı Mekke’den çıktıktan yaklaşık 50 km sonra su kanadan karşınıza çıkacak olan ilk köydür. Köyün girişinde otlar ve yeşilliklerle kaplı güzel bir alana geliyoruz. Gerçekten de yerde taştan yapılma bir kanal görüyorum. İçinden su aktığı gibi çevresini de cennete çevirmiş bir su bu. Kanunî’nin getirdiği su hâlâ buralara hayat vermeye ve tabii ki yaptığı hayırların sevaplarını Kanunî’ye göndermeye devam ediyor.