Islâm bilginlerinin bir kısmı, Kur’ân’ın Bakara sûresinin 230. ve 232. âyetleri çizgisinde yetişkin kız çocuğunun; özellikle de dul kadının velî (baba, dede, ana-baba bir erkek kardeş..) onayını almaksızın, mehr-i misil veren bir dengi ile evlenebileceği ve bu evliliğe hukûken müdâhale edilemeyeceği şeklinde devrimizde bile dikkatleri çekecek şekilde kapsamlı içtihatlarda bulunmuşlardır.
Ne var ki, ne derece hûkukî yetkilere kavuşturulursa kavuşturulsun, pek çok kız çocuğunun yalnız başına karar veremeyeceği bir gerçektir. Bu sebeble kararın veli onayıyla alınması daha uygundur. “Nikâh ancak velinin onayı ve iki şahidin tanıklığı ile geçerlilik kazanır.” şeklindeki hadîsin böyle anlaşılması gerekir. Kaldı ki Kur’ân da veliyi -taraf olarak değilse de- denetleyici olarak gerekli görmektedir.
Eğer ergin kız, yetkisini velîye verirse, velî, tâlibin inancına, ahlâkına, maddî durumuna, fizik yapısına ve yaşma bakmalıdır. Ama başta dindarlık olmak üzere fiziki yapıyı ve yaşı ön planda değerlendirmelidir. Çünkü evlilik içi cinsel hayatın beklenen sonuca ulaştırıcı olabilmesi için, fizik ve yaş uyumuna ihtiyaç vardır. Bu durum özellikle kadın açısından önemlidir. Çünkü onun için tek erkek, kocasıdır.
Fizik ve yaş uyumunun öneminden ötürüdür ki Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
“Kadınları istemedikleri kişilerle evlendirmeyiniz.”
Denginiz olanlarla evleniniz. Birbirlerinin dengi olanları evlendi.
Halîfe-i müslimin olduğu dönemde Hz. Ömer’e evlendirildiği yaşlı kocasını öldüren genç bir kadını getirdiler. Bu olay sebebiyle Hz. Ömer şöyle buyurdu:
“Ey İnsanlar! Allalı’dan korkun, erkek kadınlardan dengini alsın. Kadın da erkeklerden dengine varsın.”
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız fizik ve yaş uyumu, gözetilmesi gerekendir. Ancak bâkire veya dul kadın, baskıya uğratılmaksızm ve fikri çelinmeksizin kendi arzusuyla dindar ve çirkin veya dindar ve yaşlı bir erkeği sevip tercih edebiliyorsa, bu seçimine de müdâhale edilmemelidir.
Allah’ın Resûlü’nün hayatını bilenler için burada hatırlanacak önemli bir husus vardır. O da, O’nun takriben ellidört yaşında iken nikâhladığı 18 yaşındaki Hz. Aişe ile olan evliliğidir.
Acaba bu evlilikteki yaş farkı, olumsuz bir örnek olarak görülemez mi?
İleri sürülmesi gâyet tabii olan bu görüşü, aşağıda sunacağımız bölüm içinde bilvesile cevaplandırmış olacağımız için, ayrıca incelemeye gerek görmüyoruz.
Mutlu bir evlilik için denkliğin fizik ve yaş uyumu yönünden değerlendirilmesi gerektiği gibi, sosyal etkinlik ve kültürel yönden değerlendirilmesi de gerekir.

