Erkek Kadınla Tokalaşabilir Mi ?

By | 19 Mart 2015

Erkek Kadınla Tokalaşabilir MiErkek Kadınla Tokalaşabilir Mi ?

Bir erkeğin kendisine nikâhı düşebilen yabancı bir kadınla; bir kadının da baba, kardeş ve amcaları gibi mahremleri sayılan erkeklerin dışında diğer erkeklerle tokalaşması caiz görülmemektedir. Bu hususta Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) nasıl hareket ettiği bizim şaşmaz bir ölçü durumundadır. Efendimiz, kendisine biat için gelen Sahabî hanımlara şöyle buyurmuşlar­dır:

“Ben kadınlarla tokalaşmam. Benim yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim söz gibidir.

Hz. Âişe Validemiz (r.a.) ise Resulullahta (a.s.m.) gör­düğünü şöyle nakletmektedir:

“Resulullahın (a.s.m.) mübarek eli hiçbir yabancı kadının eline kesinlikle değmedi.”

Hadislerdeki ölçü bu şekilde belirtilmektedir. Bun­dan dolayı gerek iş hayatında, gerekse ailevî münase­betlerde ve bazı merasimlerde erkeğin kendisine ya­bancı bir kadınla veya bir kadının yabancı bir erkekle tokalaşması hususunda bir ruhsat bulunmamaktadır. Ayrıca bu bir zaruret de değildir. Yani, “Bu zaruri bir haldir” diye insan gönül rahatlığı içinde bu yasağı iş­leme yolunu zorlayamaz. “Zaruret”, ancak insanın muztar halde kaldığı, haram olan o şeyi yapmadığı zaman canına, malına ve namusuna bir zarar gelebile­cekse ve bu durum da kuvvetli bir ihtimalle tahmin ediliyorsa, ancak o zaman yapılır. Yoksa her akla ge­len sıkıntılı bir hal, her karşılaşılan âcil ve ânî bir du­rumda Bu zarurettir” diyerek haram olan bir şeyi yapmak ve tatbik etmek gerekir ki, bu, suiistimali ne­tice verir. O zaman her önüne gelen kendi ölçülerine göre bir zaruret bahanesi ileri sürer, böylece bütün mahzurlu şeyler mübahlaşıverir.

Halbuki mesele böyle değildir. Zaruret ancak meşru çerçeve içinde kalmanın imkânsız olduğu hallerde söz konusu olabilir. Bir Müslüman, sosyal münasebetlerine zarar vermeden meşru daire içinde kalabilir, yaşayabi­lir. Öyle ise, “zaruret mecburiyet” prensibini hatıra ge­tirerek erkeklerin nâmahrem olan kadınlarla, kadın­ların da yabancı erkeklerle tokalaşmasının bugün ar­tık zaruret gerekçesiyle tatbik edilmesinin haklı bir dayanağını bulmak pek o kadar kolay değildir.

Çünkü, böyle bir zaruret yoktur. İnsan yapmadığı zaman ne canına, ne malına, ne de namusuna bir ek­siklik ve zarar gelmez. Çevrenin garip karşılayacağı ih­timalinin, kişinin yabancı kadınla tokalaşmadığı an medenî münasebetlerde bir eksiklik olacağı telâkkile­rinin, dikkatleri üzerine çekerek “gerici, yobaz” olarak karşılanmanın haklı sebeplerini bulmak mümkün ol­masa gerektir.

Bunlarla birlikte Batıdan gelen bu yanlış âdet ve “görgü kuralı” yaygın bir şekilde yerleşmiş durumda. Bunun için nasıl hareket etmeli? Hem inancımıza bir halel getirmeyip mesuliyetli bir duruma düşmeden; hem de bunun dinen bir mahzur teşkil ettiğini tam ola­rak bilmeyen muhatabımızı kırmadan, incitmeden na­sıl davranmalıyız?

Bir kere siz bu hali bir haram olarak biliyor ve ina­nıyorsanız, ki öyledir; o zaman bu mahzurlu duruma düşmemek için bir gayret sarf edecek, onu işlemeye meydan vermeyecek, yerine göre hareket etmeye çalışa­caksınız.

Başka bir husus; bir fırsatını bularak muhataba bu durumun dinen haram olduğunu söylersiniz. Zaten onun sizi anlayışla karşılaması, fikir ve inancınıza saygılı olması medenî olmanın bir gereğidir. Siz bu hu­susta tavrınızı belli ederseniz, ileriki karşılaşmalarda meselenin hallolduğunu veya belli bir mecraya girmiş olduğunu göreceksiniz.

Bununla beraber, şayet kişi kendisini mecbur hisse­diyorsa, tokalaşmayı bir günah olarak bilir de yaparsa, mesuliyetini peşin olarak kabul etmiş olduğundan yine haram işlemiş sayılır. Fakat “Bunda bir mahzur yok­tur” diye düşünürse, haramı helâl olarak görmüş olaca­ğından ağır bir vebal altına girmiş demektir.

Bu arada şunu da hatırlatalım: Kadın şehevânî his­ten kesilmiş yaşta ihtiyar olursa, onunla musafaha yapmada, elini öpmede bir mahzur yoktur. Çünkü, arada hissi bir mahzur kalmamış bulunmaktadır. An­cak erkek kaç yaşında olursa olsun, isterse seksen, doksan yaşında bulunsun, haramlık devam etmektedir.