Bir zamanlar İbni Erkam’m evinin de bulunduğu ve tabii Safa Tepesi’nin hemen sağında devasa binalarla çevrili bir gökdelen var. Burası bir vakıf otel. Boyunun uzunluğu nedeniyle Mescid-i Haram İçerisindeki tavaf esnasında içeriden görülebilen tek yapı. Mekke’ye ilaha önceden gelenler bu binalar topluluğunun yerinde ne olduğunu çok iyi bilirler. 2000 yılma kadar bu yerde bir tepe ve tepenin üzerinde de Osmanlıların Kabe’yi korumak üzere yaptırdıkları kale yani Ecyad Kalesi vardı. Bu kale otel yapımı maksadıyla yıkıldı. Ecyad Kalesi ve bu civarda daha önce var olan Sulful ve Hindi Kalelerinin 1820’li yıllarda Osmanlı Padişahı II. Mahmud’un emriyle yaptırıldığım biliyoruz. Kalelerin yapılışı III. Selim’in saltanatının son yıllarına rastlıyor. Birkaç kabile ayaklanır ve Mekke’yi işgal eder. İstanbul’da ila Kabakçı Mustafa İsyanı yaşanmaktadır. Siyasi hava karmakarışıktır. Alemdar Mustafa Paşa olaylara müdahale eder ve İstanbul durulur. Tahta genç yaşta bir padişah, II. Mahmud geçer. Mekke’deki kargaşanın durdurulması için Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’ya haber gönderilir. O da oğlu Tosun Paşa’yı Arabistan’a gönderir. İşte bu hadise sonrasında II. Mahmud’un emriyle Kâbe etrafına, burayı koruyacak bu kaleler inşa edilmiştir.
Ecyad Kalesi öyle enteresan bir şekilde inşa edilmiştir ki kaleden Mescid-i Haram’m içlerine kadar uzanan gizli geçitler konmuştur. 1979’da meydana gelen Kâbe baskınında Mescid-i Haram’ı basan art niyetli kişileri askerler bu tünelleri kullanarak etkisiz hale getirmişlerdir. Ecyad Kalesi’nin yıkımı esnasında bu gizli yolları Mekke’de bulunan birçok kişi görmüştür. Osmanlı, Beytullah’m korunması konusunda o kadar hassastı ki, 1919 yılında buraları devrederken Ecyad Kalesi’nden bir tek topu bile dışarıya çıkartmamış, kaleyi, Mescidi Elaram’ı korumak amacıyla buraya getirilen tüm teçhizatı ile beraber teslim etmiştir.
Atalarımızın bir hassasiyeti de kendilerini hep buraların hâdimi olarak görmeleridir. Bir yere hâkimlik değil de, hâdimlik yani hizmetçilik yapan hiç oraya hâkimiyet sembolü olan bayrağını asar mı? Elbette asmaz. Osmanlılar da öyle yapmış ve Yavuz Sultan Selim’den Sultan Abdülaziz’e kadar Mekke ve Medine’de kale burçlarına hiçbir zaman herhangi bir bayrak ya da sancak asmamışlardır. Çünkü buralar peygamber memleketidir. Ancak Sultan Abdülaziz Han’ın saltanat yıllarında yabancı güçlerin Osmanlı toprakları üzerindeki faaliyetleri artınca siyasi sebeplerle bir Osmanlı bayrağı dalgalandırılmaya başlanmıştır.
