Muğîre b. Şu’be (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim:
Allah size (şu) üç şeyi çirkin görmüştür:
1. Dedikodu,
2. Malı boşa harcamak,
3. Çok soru sormak.”
(Buhârî, İstikrâz 19, Edeb 6; Müslim, Akdiye 13 (593); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/246, 249,
250, 254, 255. Ayrıca b.k.z: İbn Huzeyme, Sahih, (742)
(Dedikodu: Asıllı-asılsız söylenti, fertler ve toplum kesimleri arasında güvensizliğin ve dağınıklığın baş sebebidir. Ümmetin bir kesiminin diğer kesim veya kesimleri hakkında söylentilere göre davranması büyük kargaşa ve açmazlara sebebiyet verir. Bu sebeple tahkik ve tetkik edilmeden her söylentiyi gerçekmiş gibi ciddiye almak, her habere inanmak hiç kuşkusuz, müşterek değerlere sahip sosyal bünyeler için felaketlerin en büyüğünü oluşturur. Bu yolla toplumlar ve toplum kesimleri yekdiğerine kolayca düşman edilir. Soğuk harbin, propaganda savaşının en geliştirilmiş metotlarının uygulandığı bir ortamda yaşayan bizler, konuya yönelik “İlahî hoşnutsuzluğun” ne anlama geldiğini galiba fiilen yaşamaktayız.
Basım-yayın organlarının güdümlü haberlerine karşı da son derece uyanık davranmak, “fasığın haberini tetkik” (Hucurat: 49/6) emri gereğidir. Dedikoduya rağbet etmenin gereksizlerle meşguliyet ve vakit zayii olduğu da unutulmamalıdır.
Malı boşa harcamak: Gereksiz ve gayr-ı meşru yerlere harcamak suretiyle ekonomik değerlerin elden çıkarılması da Allah Teâlâ’nın razı olmadığı bir davranıştır. Bu, fert planında böyle olduğu gibi, ümmet planında da böyledir. Elindeki imkânları akıllıca kullanmasını bilmeyen fert ve toplumlar, neticede başkalarına hatta düşmanlarına muhtaç olurlar. Olur-olmaz kişi ve kitlelerden ağır şartlarla kredi almaya, değilse çalıp çırpmaya mecbur kalırlar. Kredi almaya alışanı emir almaya da hazır olacağı için, kimlik ve kişiliğini korumakta büyük güçlüklerle karşılaşırlar. Kafa ve kalbini midesinin emrine verenler, siyasal ve kültürel kirlenmeye açık hale gelirler.
Eldeki ekonomik değerleri iyi değerlendirmek, korumak, geliştirmek, gerekli ektiği kadar harcamamak da “malın zayi” edilmesi demektir.)
