Çocuklara Güzel İsim Koymanın Nedeni Nedir ?
Çocuklarımıza isim koyarken dikkatli olmamız gerekmektedir. Peygamberimiz, bu konuda uyanda bulunmaktadır: “Kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyle ise güzel isimler seçin.” (Ebu Davud, Edep 70.)
Güzel isimlere de örnek verilmektedir: “İsimlerin Allah katında en sevimli ve makbul olanı, Abdullah ve Abdurrahman’dır.” (Müslim, Adap 2.)
Peygamberimiz, birçok kimsenin ismini, beğenmediği için değiştirmiştir. (Buhari, Edep 108.)
“Çirkin isimlerin, güzelleriyle değiştirilmesi sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber, isyankâr kadın anlamındaki Asiye ismini ‘Sen Cemile’sin’ diyerek değiştirmiştir.” (Müslim, Edep 14, 15.) İlk
harfi Arapçada ki “elif’Te yazılan “Asiye” ise hasta bakıcı anlamına gelir. Firavun’un mümine olan hanımı Asiye’nin isim olarak kullanılmasında sakınca yoktur. “Efendimiz, Bere adını ‘Zeynep’ yapmıştır. Bu hanım, daha sonra Hz. Peygamberle evlenen Cahş kızı Zeynep’tir.”O, birden çok isim ve künyesi olan şahısların en güzel isim ve künyeleri ile çağrılmalarını da tavsiye ederdi. Çocuklara “Birden çok isim koymak caizdir, ancak tek isimle yetinmek daha uygundur. Çünkü Allah elçisi, tek isim koymakla yetinmiştir.”
Yörükoğlu, çocuklara konan bazı isimlerin cinsel kimlik bocalamasına sebep olduğunu ifade etmektedir: “Hem erkek hem kızlara verilen Muzaffer, İrfan, Tanju, Deniz, Sevinç, İlhan, Nurhan, Ayhan, Engin gibi adlar alay konusu olursa çocuğun iç çatışması artabilir.”
Bir baba, Hz. Ömer’e (r.a.) çocuğunun huysuzluğundan şikâyet eder. Çocuğun yaramazlığından, kendine itaat etmeyip karşı geldiğinden söz eder. Hz. Ömer, kendisinden davacı ve şikâyetçi olunan çocuğun getirilmesini emreder. Çocuk huzura gelince, Hz. Ömer, kendisine, neden babasına itaat etmediğini sorar. Çocuğun verdiği cevap şu olur: “Ey müminlerin emiri, çocuğun babası üzerinde hiçbir hakkı yok mudur?” Hz. Ömer “Elbette vardır.” deyince çocuk, bunları öğrenmek ister. Bunun üzerine Halife Ömer, bu haklan şöyle ifade eder:
“Baba, evvela çocuğuna, temiz ve ahlaklı bir anne seçmiş olmalıdır. Sonra çocuğuna güzel bir isim koymalı, daha sonra da ona, Kur’an’mı öğretmelidir.”
Bu açıklamadan sonra, bu defa çocuk, babasından şikâyetçi olduğunu ifade ederek şöyle der:
“Ey müminlerin emiri, babam, bunlardan hiçbirini yapmadı. Bana, anne olarak bir Mecusi’yi seçti. İsim olarak kaplumbağa manasına gelen bir isim taktı. Kur’an’dan da bir harf öğretmedi!”
Çocuğun itirafları gerçekten manidardı. Büyük Halife, bu durumda suçlu olan babaya döndü ve “Aslında sen, ona karşı gelmişsin. O, sana kötülük yapmadan önce sen, ona kötülük yapmışsın!” dedi.
