Peygamber Efendimizin çocuğa karşı davranışlarında ve terbiye sisteminde, çocuğun konuşma hürriyetini, kendini ifade hürriyetini kısıtlama yoktur. Çocuğun fikren gelişimi kendini rahatça ifade etmesine bağlıdır. Tanınan söz hürriyeti aynı zamanda çocuğun kendisine öz güvenini ortaya çıkarır ve arttırır.
“Çocuk küçüktür!” deyip kale almamak, her hangi bir konuda duygu ve düşüncesini ifade etmek istediği zaman buna imkan tanımamak, meclislere ve özel toplantılara götürmemek gibi alışkanlıklar, cahiliye döneminin çocuğa bakış ve anlayışından farksızdır. Peygamber Efendimiz özellikle yanlış olan bu telakkiyi ortadan kaldırmak için çocuğa olanca ilgi göstermiş ve Müslümanlara da ısrarla tavsiye etmiştir.
Evet O (sav), “Büyüğü büyük bil; en büyük olan söze başlasın” gibi beyanlarıyla, küçüğün büyüğe saygıda kusur etmemesi gerektiğini söylemiştir. Ama bundan çocuğa söz verilmesin, hep “sus pus” olup bir köşede otursun anlamı çıkarılmamalı.
Mesela, Hz. Enes’e henüz on yaşında bir çocukken adeta sır katipliği görevi vermiştir. Sağa sola onunla haber yollamıştır.
