Birçok insan, Hacerü’l-Esved’in bugün Kabe’nin köşesinde gözüken siyah taşın tamamı olduğunu sanır. Halbuki Hacerü’l-Esved tarihi boyunca birçok suikasta uğramış, bir ara çalınmış ve Yemen’e kadar kaçırılmıştır.
Hacerü’l-Esved günümüzde etrafını saran gümüş çerçeve içerisinde görülen siyah dolgu içinde 8 parça halinde durmaktadır. Hacerü’l-Esved ismi siyah taş manasına gelmektedir. Ama günümüzün birtakım gönül insanları onu, Hacerü’l-Es’ad (mesut, mutlu taş) diye çağırmaktadırlar. Aslında beyaz olduğundan, günahkâr insanların dokunmalarından ya da cahiliye devrinde üzerine sürülen kurban kanlarından karardığı söylenir.Ebubekir’in torunu Abdullah bin Zübeyr’in, Mekke’yi müdafaa dönenimde, Haccac’ın mancınıklarından atılan bazı taşlar Hacerü’l-Esved’i çatlatmıştır. Hz. Zübeyr(ra) taşı yapıştırma girişiminde bulunurken bir de bakar ki taşın içi bembeyazdır. Bu mukaddes taşın bu parçalanmış halini görünce, bugün İstanbul’da; Sokullu Mehmed Paşa’nın Kadırga Camii ile Kanunî’nin Hüllesindeki parçaların nasıl olup da İstanbul’a geldiğini insan daha iyi anlıyor.
