Cebel-i Rahme’de Osmanlı İzleri

By | 1 Ağustos 2019

Günümüzde Cebel-i Rahme’nin en üst kısmında beyaz boyalı bir taş var. Burası Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın buluştukları yeri simgeliyor. Osmanlılar döneminde bu mübarek tepenin başında inşa edilmiş bir mescit varmış. Bugüne kalan ise tepenin eteklerinde görülebilen 2 çeşmeden başka bir şey değil. Evet, İstanbul’da gezerken ecdadın dört bir yanda yaptırdıkları çeşme ve sebillerle çevreyi bir su medeniyeti haline getirdiklerini müşahede ediyoruz. İşte bu güzel anlayışı oralara da götüren ecdadımız suyun altınla tartıldığı o coğrafyaları da bu nimetten mahrum bırakmamışlar. Buralarda da dört bir yanı çeşme ve sebillerle süslemişler. Arafat’ta, Cebel-i Rahme’nin dibinde görebileceğimiz 2 güzel Osmanlı çeşmesi de bu anlayışın bir yansıması olarak orada durmaktadır.
Her birinin yirmişer oluğu olan bu mermer çeşmelerden bir zamanlar şırıl şırıl sular akarmış. Cebel-i Rahme’ye yaklaşıyor ve ecdat yadigârı çeşmeleri incelemeye başlıyoruz. Artık suları akmıyor, muslukları yok olmuş sadece bir tanesinin mermer oluğu kalmış. Çeşmelerden akacak suyu taşıyan üst kısımdaki su yolları yıkılmış. Bu üzücü manzarayı izliyor ve hüzünleniyoruz. O gün Cebel-i Rahme’nin civarında dozerlerin yoğun bir çalışması var. Zemini betonlaştırma gayesiyle yer düzlemesi yapılıyordu. Buralann düzenlenmesi gerçekten çok güzeldi. Çalışmaları sevinçle takip ettik.
Ertesi gün bir münasebetle yeniden Arafat’a geldiğimde üzerinde bir tek mermer oluğu kalan Osmanlı çeşmesinin üzerine tonlarca toprak yığılmış olduğunu gördüm. Artık Arafat’taki Cebel-i Kahme’de bir tek Osmanlı çeşmesi kalmıştı. Son kalan mermer oluğa ulaşabilmek.için parmaklarımızla dakikalarca taşlan kazımaya çalıştık ama olmadı.

Cebel-i Rahme nin üzerine çıkmaya çalışıyoruz. Yollar dilencilerle dolu. En yukarıya Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın buluştukları rivayet olunan taşın olduğu yere ulaştık. Onlann ilk kez karşılaştıkları yer olarak tepenin zirvesinin biraz alt tarafındaki küçük düz bir kısım gösteriliyor. Arafat etrafında bir sürü deveci alabildiğine süsledikleri develeriyle durmadan müşteri arıyor ve etrafımızda dolanarak bizi develere binmeye davet ediyorlar. Sonunda biz de deveye binmeye karar veriyoruz. Deveye binmek gerçekten çok zevkli ama binmesi ve inmesi biraz problemli. Çünkü deve oturduğu yerden kalkarken şöyle bir öne düşüyor, otururken de arkaya doğru yatıyor. Bu hareketinde yukarıda gafil olarak duruyorsanız burun üstü gidiyorsunuz.