Batıl Ve Günah Konuşmak

By | 5 Ağustos 2014

hac-umre-seti

Batıl Ve Günah KonuşmakBatıl Ve Günah Konuşmak
Bâtıl konuşmak, bid’atler hakkında konuşmaktır. Günah söylemek ise, kendi fısk ve fesâdını anlatmak ve başkalarına da an lattırmaktır. Şarabı ve fışkı anlatan hikâyeler söylemektir. Yahut bir toplantıda münakaşa edip, birbirine galiz sözler söyleyenlerin, birbirlerini incitenlerin hâllerini, sözlerini anlatmaktır. Yahut insanları güldürmek için kadın hikâyeleri anlatmaktır. Bunların hepsi günahtır. Birinci âfet gibi değildir. Çünkü dereceyi düşürür. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Bir kimse bir söz söyler ve o sözden korkmaz ve mühimsemezse, o söz onu Cehennemin dibine götürür. Bir söz söyler ve ondan korkarsa, o sözü onu Cennete götürür» (2). Batıl Ve Günah Konuşmak
Bu muhalefetin hepsi mezheb ayrılığındaki muhalefet değildir. Şöyledir ki: Bir kimse, bu nar tatlıdır dese, sen de ekşidir desen, yahut şurası beş kilometredir dese, sen de o kadar değildir desen, bütün bunlar mezmûmdur, kötüdür. Peygamberimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: «Bir kimseye inat etmenin keffâreti iki rekât namazdır» (‘). Şu da inat ve husûmettendir ki, bir kimse bir söz söyler, sen onda yanlış bulur ve eksik ve hatalı taraflarını ona gösterirsin. Bütün bunlar haramdır. Çünkü ondan, üzüntü ve kalb kırmak meydana gelir. Zaruretsiz hiçbir Müslümanı incitmek doğru değildir. Bu gibi şeylerde o kimseye yanıldığım söylemek farz değildir. Belki susmak imanın kemâlini gösterir.
Mezheblerde plan muhalefete cedel denir. Bu da doğru değildir. Ancak yalnız bir yerde, işin hakikatini, kabul edeceğini sandığın zaman nasihat yollu söylersin. Kabul etmek ümidi yoksa susarsın. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Dalâlet yoluna sapan kavimlerin hepsi, dinde birbirleriyle mücadele ettikle rindendir» (2). Lokman Hekim oğluna dedi ki: Âlimlerle cedel etme, sonra sana düşman olurlar. Muhâl ve bâtıl olan bir şey üzerine susmak gibi kuvvetlilik olamaz. Bu, mücâhedenin faziletlerinden dir. Dâvudi Tâi uzlet eyledi. Ebû Hanîfe (rahmetullahi aleyh), «Niçin dışarı çıkmıyorsun?», buyurdu. «Kendimi, mücâhede ile cedel den koruyorum», dedi. «Toplantılara gel, münâzaraları dinle ve konuşma», buyurdu. «Buyurdukları gibi yaptım. Ondan daha çetin ve zor hiçbir mücâhede görmedim», dedi.Batıl Ve Günah Konuşmak 
Bir şehir içerisinde bir mezhebin inatçısı, mutaassıbı olmak gibi felâket yoktur. Makam ve şöhret isteyen kimseler, mezhebler muhalefetini Icedelil dinden bilirler, kendi saldırganlıklarını ve tekebbürlerini bunun icabı gösterirler. Bunları dinden bildikleri için, bunları isteme arzusu hâline gelir ve o kadar kuvvetlenir ki, sabredilemeyecek bir hâl alır. Zira nefsin ondan birçok çeşit şeref ve lezzeti vardır.
Mâlik ibn Enes (rahmetullahi aleyh) buyuruyor: «Cedel dinden değildir ve din büyüklerinin hepsi bunu yasaklamışlardır». Fakat konuştukları bid’at sahibi bir kimse ise inat, husûmet ve uzatma olmaksızın, Kur’ânı Kerîm ve hadîs i şerifler ile ona anlatmışlardır. Fayda vermeyince kendi hâline bırakmışlardır.