Author Archives: Esengül Pektaş

Umeyr B. Ebî Vakkas (R.A.)

     Umeyr b. Ebî Vakkas (r.a.), Rasûlullah’ın (s.a.s.) Bedir’e gideceğini duyunca, hemen annesinin yanma koşup: “Şu kılıcı belime kuşatır mısın? Rasûlullah (s.a.s.) Bedir’e gidiyor, ben de gideceğim” demişti. Olayı, ağabeyi Sa’d b. Ebî Vakkas’tan (r.a.) dinleyelim: “Durumumuz Rasûlullah’a haber verilmeden önce, Bedir Savaşma gidilirken, kardeşim Umeyr’in gizlenmeye çalıştığını gördüm. Kendisine: ‘Kardeşim! ne yapıyorsun böyle?’ dedim.… Read More »

Ebû Mahzûre

   Ebû Mahzûre, genç yaşta Müslüman ve Mekke’nin müezzini olmuştur. Bundan sonrasını Ebû Mahzûre’nin kendisinden dinleyelim: “Biz on genç arkadaş, Huneyn’e gitmiştik. O sırada, Rasûlullah (s.a.s.) bizim en nefret ettiğimiz ve hoşlanmadığımız kimseydi. Huneyn’den dönerken, yolda Rasûlullah’a (s.a.s.) rastladık. Ci’rane’de, Rasûlullahîn (s.a.s.) müezzini namaz için kalkıp ezan okudu. Müezzinin sesini duyunca, bir tarafa gizlendik, onlarla… Read More »

Umeyr B. Sa’d

    Umeyr b. Sa’d el-Ensarî yetimlik ve fakirlik kâsesini daha bebekken yudumlamıştı. Babası ona mal ve akraba bırakmadan Rabbine kavuşmuştu. Ancak annesi çok geçmeden Culas b. Suveyd adında Evs kabilesine meıı sup bir zenginle evlenmişti. O zat, kadının oğlu Umeyr’e de bakmayı kabul etmiş ve onu ailesine katmıştı. Umeyr, Culasîn kendisine güzel davranmasından ve… Read More »

Rasûlullah’ın Torunları Hasan’la Hüseyin

Hz. Peygamber’in: “Cennet gençlerinin efendisidir” buyurduğu, torunu Hz. Haşan, 625 senesinin Ramazan ayının ortasında doğdu. Hz. Peygamber, kulağına ezan ve kamet okuyup, ismini Hasan koydu. Doğumunun yedinci günü akika olarak iki tane koç kesti. Saçını da kestirip ağırlığınca gümüş sadaka verdi. Sevgili Peygamber’imizin terbiyesiyle yetişip büyüyen Hz. Haşan, mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Peygamber’imiz,… Read More »

Abdullah B. Zübeyr

    Hicret’ten sonra, 622 milâdî yılında, Medine yakınındaki Küba’da doğdu. Babası Zübeyr b. Avvâm, Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Annesi, Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’dır. Teyzesi, müminlerin annesi Hz. Âîşe’dir. Medine’de muhacirlerden ilk doğan çocuk Abdullah b. Zübeyr’dir. Bu doğuma Muhacirler bir hayli sevinmişti. Çünkü Medine Yahûdileri “Muhacirlere sihir yaptık, çocukları olmayacak” diye ortaya… Read More »

Üsâme B. Zeyd

     Ömrünün 20 senesine yakınını Rasûlullah’ın (s.a.s.) çok yakınında geçi ren ve O’nun ahlâkıyla ahlâklanan bir sahabî. O, Hz. Peygamber’in azatlı kölesi ve vefakâr hizmetçisi Zeyd b. Han se’nin (r.a.) ve Rasûlullah’ın (s.a.s.) evlâtlarının mürebbiyesi İslâm’ın beşiğinde dünyaya gelmiş bu sahabî, kabiliyeti ve dirayetiyle küçük yaş larda savaşlarda yer aldı. Hicret’in VIII. senesinde teşkil… Read More »

Zeyd B. Sâbit

    Zeyd b. Sâbit (r.a.), İslâm tarihinin en önemli görevi kendisine verildi­ğinde henüz genç bir delikanlıydı. Hz. Ebû Bekir döneminde Kur’anî toplama görevi verilmişti. Hz. Ebû Bekir ona: ‘Sen genç ve akıllı birisisin. Allah Rasûlü’ne vahiy kâtipliği yaptın, Kur’an ayetlerini bir araya topla.’ Hz. Os­man, Kur’an’ı tek elde toplayıp çoğaltmak isteyince, bu görev yine… Read More »

Muaz B. Cebel (R.A.)

    Allah’în Rasûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Muaz kıyamet günü âlimlerin önünde olacaktır.” Abdullah b. Mes’ud da şöyle demiştir: “Muaz tek başına bir ümmetti.” Muaz vefat ettiğinde otuz üç yaşındaydı ve Hz. Ömer (r.a.) döneminde vefat etmişti. Rasûlullah döneminde yirmili yaşlarda olan bu genç için Rasû- lullah (s.a.s.): “Kur’an’ı dört kişiden okuyun; Abdullah b. Mes’ud,… Read More »

Mus’ab B. Umeyr (R.A.)

    Mus’ab b. Umeyr (r.a.), Mekke’nin en zengin ve yakışıklı genci İslam’la tanıştığında henüz 15 yaşında bile değildi, türlü işkenceler gördü, elindeki tüm dünyalıkları kaybetti. Allah Rasûlü’nün (s.a.s.) emriyle Habeşistan’a hic­ret eden kafileye katıldı. Bu teslimiyeti ve fedakârlığı ona İslam’ın en zorlu ve şerefli görevlerinden birini nasip etti. Allah Rasûlü’nün elçisi olarak Me­dine’ye hicret… Read More »

Bu Ümmetin Hıbri (Âlimi) Abdullah B. Abbâs

    Abdullah b. Abbâs, hicretten birkaç sene önce Mekke’de doğmuştur. Doğduğunda, babası onu Peygamber’e götürdü. Peygamber efendimiz onu kucağına alıp, mübarek ağzına aldığı bir hurmayı damağına sürdü ve: “Allah’ım! Onu dinde fakîh kıl ve kitabını ona öğret” diyerek dua etti. Bu dua bereketiyle, ilimde çok yüksek derecelere ulaştı. Daha küçük yaştayken, Hz. Peygamber’in yanma… Read More »