Peygamber Efendimiz(sas) Veda Haccı’nda Mina’dan ayrılmadan önce bazı sahabeye, Nemire’ye gitmelerini ve çadır kurmalannı söyler. Nemire Arafat’ta, Cebel-i Rahme’nin yanında uzanan bölgenin adıdır. Nitekim sahabe denileni yapar ve Peygamber Efendimiz(sas) bu çadıra gelerek Zilhicce’nin 9. günü öğle ve ikindi namazlarını cem ederek burada kılar ve daha sonra devesinin üzerine çıkarak burada Veda Hutbesi’ni okur.Güzergâhımız üzerinde bulunan Müzdelife’ye giderken önce Arafat’a uğruyor ve Nemire Mescidi’ni ziyaret ediyoruz. Bugün yenilenmiş kocaman binasıyla gözümüzün önünde duran bu yapının Osmanlılar dönemindeki inşaatına baktığımızda yine bizleri şaşırtan bir mimari detayla karşılaşıyoruz. Arabistan’daki tüm Osmanlı yapıları gibi bu yapının da dört avlu duvarı şeklinde bir geniş harimi ve kıble duvarı önünde bir gölgeliği mevcuttur. İlginç olan şey ise yine bu harimin tam ortasında çadır şeklinde üzeri kubbeli, dört yanı açık bir yapının bulunması. Buranın, hac döneminde Peygamber Efendimiz’in (sas) öğle ve ikindi namazını cem ederek kıldığı yer olduğunu öğreniyoruz.
Osmanlı, bu Peygamber(sas) izinin kaybolmaması için bu şekilde bir mimari düzenlemeyle burasını belirlemiştir.
Nemire Mescidi’nin Peygamber Efendimiz’in(sas) Veda Hutbesi’ni okuduğu yer olduğunu söylemiştik. Arefe günü Efendimiz(sas) namazını kıldıktan sonra devesine binerek Nemire yanında yine devesinin üzerinde vermiştir bu hutbeyi. Efendimiz’in(sas) her bir sözü, amcası Hz. Abbas(ra), amcasının oğlu Fadl, İbni Mektum ve diğer bazı sahabe tarafından tekrar edilerek orada bulunan 100 bin civanndaki kalabalığa aktarılmıştır. Efendimiz’in(sas),“Arap’ın Acem’e Acem’in Arap’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir,” dediği ve en sonunda da, “Size dini tebliğ etlim mi?” çağrısına sahabenin toplu halde, “Ettin,” demeleri üzerine başım semalara kaldırıp tam 3 kez, “Şahit ol ya Rabb!” dediği yerler bulunduğumuz bu alandır.
Yolumuza Efendimiz’ın(sas) yaptığı gibi Cebel-i Rahme’ye doğru ilerleyerek devam ediyoruz. Hac döneminde milyonlarca insanın toplandığı yere geliyoruz. Hac vakfedir ve farzdır. Vakfenin olmadığı bir hac ibadeti kabul olmayacaktır. Bundan dolayı buraya kısa bir süre de olsa gelmek ve burada vakfe yapmak çok önemlidir. Peygamber Efendimizisas) de Veda Haccı’nda Cebel-i Rahme’ye gelmiş ve burada vakfe yapmıştır. Yalnız burada vurgulanması gereken bir detay var. Peygamber Efendimiz(sas) vakfe için hiçbir zaman Cebel-i Rahme’ye çıkmamıştır. O vakfesini, Cebel-i Rahme’nin kıble tarafında durup, sırtını dağa, yüzünü kıbleye çevirerek yapmıştır. Bundan dolayı vakfeyi bu dağın üzerine çıkıp da yapmak gibi bir zorunluluk yoktur.
