Allâh (c.c.) şöyle buyurmuştur:
“Ey Peygamber! Rabbin şöyle buyurdu. Benden başkasına asla ibadet etmeyin. Ana-babanıza da çok iyi davranın. Şayet onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa onları hizmeti yüksünerek ‘öff’ demeyesin. Sakın onları azarlamayasın, onlara karşı hep tatlı dilli olasın. Yine onlara şefkat ve merhametle kol kanat geresin ve onlar için şöyle yakarasın: Ey Rabbiml Nasıl ki onlar beni küçüklüğümde sevgi ve şefkatle besleyip büyüttülerse sen de onlara şefkat ve merhamet göster. ” “… ana babasına iyi davranmasını emrettik. ” “… şu halde insanoğlu! hem Bana, hem de ana babana minnettarlığını göstermelisin. ”
Abdullah b. Abbâs (r.a.) Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
“Her kim anne-babası kendine öfkeli iken sabahlarsa cehenneme açılan iki kapısı olur ve kim, anne babası kendine öfkeli olarak akşama çıkarsa onun da cehenneme açılan iki kapısı olur. Biri öfkeliyse bir kapısı olur. Kendisine haksızlık etseler de bu böyledir; kendisine haksızlık etseler de… kendisine haksızlık etseler de… ”
Abdullah b. Ömer (r.a.), Allâh Rasûlü’nün (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
“Rabbin rızası, ana-babanın nzasındadır; dargınlığ da onların dargınlığndadır. ”
Yine Abdullah b. Ömer’den şöyle nakledilmiştir: Hz. Peygamber’e (s.a.v.) biri gelerek,
“Ben cihad etmek istiyorum” demişti. O da (s.a.v.),
“Senin ana-baban var mı?” buyurdu. Adam,
“Evet” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.),
“Öyleyse onların iyiliği için cihad et (çalış) ” buyurdu.
