Allah’ın Kullarına Vaazları

By | 10 Mart 2015

allahin-kullarina-vaazlari    Hak Sübhânehu ve Teâlâ Hazretleri buyurdu ki:
— Şu kişiye şaşarım ki ölümün var olduğunu bildiği halde içi ferah olur. (Kıyamette) hesabın var olduğunu bildiği halde mal toplar. Yine kabrin var olduğunu bildiği halde güler, oynar. Yine Ahiret’in varlığını bildiği halde rahat yaşar. Dünyanın yok olacağını bildiği halde, gönlü güvenliktedir.
Yine Hak Teâlâ Hazretleri şöyle buyurdu:
— Şaşarım şu kişiye ki dil âlimdir, her şeyi bilir, amma gönlü âlim değildir. Su ile tenini, vücudunu temizler, amma gönlü temiz değildir ve halkın ayıplarına bakar, kendi, ayıbını, noksanını görmez.
Yalnız başına öleceğini ve kabirden yalnız başına kalkacağını ve Ahiret’te de yalnız başına hesap vereceğini bilir ve halka nasıl alışıklık tutabilir?.
Lâ ilahe illâ ene ve enne Muhammeden abdî ve resûli.
Yâni Hak Teâlâ dedi ki: «Ben, bana tanıklık veririm ki benim şerikim, ortağım yoktur ve Muhammed benim Resûlümdür.
— Her kim sabahleyin durup dünya için kaygılanıp tasalansa bana azmış gibi olur.
— Her kim dinini her gün arttırmazsa noksan içindedir. Ona ölüm, dirilikten yektir.
— Her kim bildiği ilimle amel etse ben ona bilmediği ilmi öğretirim.
Hak Teâlâ buyurdu ki:
— Ey Ademoğulları! Ben sizi namazda sınadım. Tenbel, gayretsizsiniz, zekâtta sınadım, eli sıkısınız ve pintisiniz. Oruçta sınadım, hayrı yasak edensiniz. Mescidde sınadım esir gibisiniz. Pazarda sınadım, emir gibisiniz ve nefiste sınadım, kavisiniz. Akılda sınadım, zayıfsınız. Meğer ki keremimden ben size rahmet eyleyeyim. Yoksa biriniz bu dirlikle rahmete lâyık değilsiniz. Hak Teâlâ buyurdu ki:
— Kanaat edin. Rahmete lâyık olun. Hasedi, kıskançlığı bırakın, rahat bulun. Her kim haramdan sakınırsa dini pak, temiz olur. Her kim başkasının ardından söylemeyi, gıybeti terkederse Allah’ın sevgisini kazanır. Her kim halktan ilgisini keserse halkın şerrinden emin olur. Her kimin halk ile sözü az olursa aklı çok olur.
— Ey Ademoğulları! Dünya işlerini sanki ölmeyecek gibi işler, durursunuz. Dünya malını sanki ebedî kalır gibi toplarsınız.
— Ey Ademoğulları! Her gün ömrün eksilir, sen bunu bilmezsin. Her gün rızkın gelir, sen hamdetmezsin. Aza kanaat etmezsin. Çok şeyle doymazsın. Her gün benden sana rızık gelir, senden bana ise çirkin, lâyıksız amel gelir. Şaşılacak şey budur ki sen benim verdiğim rızkı yersin ve bana isyancı olursun. Ben de gökçek Mevlâyım, sen ne yaramaz kulsun. Ben senden utanırım, ama sen benden utanmazsın. Beni unutur, halkı anarsın. Halktan korkarsın, bana güvenirsin.
— Ey Ademoğulları! Tevbe kılmakta kusurlu olanlardan olmayın. Onlar ki uzun kaygı ve endişe içindedirler ve Ahiret’i unuturlar.İbâdet edicilerin sözlerini söylerler, fakat fâsıkların amellerini işlerler. Eğer verirsem, kanaat etmezler. Vermezsem, sabretmezler, halka hayırdan söz ederler, kendileri hayrı işlemezler. Halkı şePden, kötülükten alıkoymak isterler, kendilerini şerden men etmezler. Doğru yolda yürüyenlerin, sâlih kimselerin sözlerini ederler, ama kendileri onlardan değildir. Halktan vefa isterler, kendileri kimseye vefa etmezler.
Hak Teâlâ buyurdu ki:
— Benim ibâdetime sabreylemek, size günah işlemekten kolaydır Günahımı terk eylemek de Ahiret azabından kolaydır. Ateşin azabından dünyanın azabı kolaydır.
Hepiniz azgınsınız, meğer ki ben ziyade hidâyet eyleyip doğru yon göstereyim. Hepiniz helak olup gidersiniz, meğer ki ben sizi kurtarayım. Hak Teâlâ’nın yarattıklarına lanet etmeyin, sonra size lanet relir. Şu gökler, hava boşluğunda direksiz bir İSİM ile durur. Ama rönlünüz, bin nasihatle sebat edip durmaz. Şehadet eder, tanıklık verir, «Kuluz» dersiniz, niçin isyancı olursunuz?. «Ölüm haktır!» dersiniz, niçin ölümü çirkin görürsünüz?. Size ihsanda bulunmayana ihsanda bulunmazsınız. Size yardım etmeyene yardımcı olmazsınız size söylemeyene siz de söylemezsiniz. Size ikram etmeyene siz de ikram etmezsiniz. Size yiyecek vermeyene siz de yiyecek vermezsiniz. Tam iman eden, mümin olan kimse odur ki Allah’a ve Allah’ın Re rane iman getirendir. Kendisine yaramaz iş, kötülük edene iyilik ödendir. Ondan ilgisini kesene o ulaşandır. Ona tek birşey vermeyene  o her şeyi verendir. Ona «haindir!» diyene o «Bana hain diyen güvenilir, emin kimsedir!» diyendir. Ona horluk edene o ikram eyleyendir.
Hak Teâlâ buyurdu ki:
— Şu kimsenin ki evi yoktur, dünya onun evidir. Şu kimsenin ki malı yoktur, dünya onun malıdır. Dünya malını toplayan kişi, aklı olmayandır. Dünya malına hırslı olan kişi, bilgisi olmayan kişidir.
Hak Teâlâ buyurdu ki:
— Benim ahdıma vefa gösterin, ben de sizin ahdımza vefa göstereyim. Doğru amel işlemekten başka Uçmağa, Cennet’e başka yol yoktur. Uçmağa ancak sabır edenler girer, başka kimse giremez. Naille namaz kılmakla bana yakın olun. Miskinleri, yani her şeyden âciz olanları razı ederek benim rızamı isteyin. Alimlerle birlikte oturmakla benim rahmetime rağbet gösterin. En doğrusu, benim rahmetim göz açıp yumuncaya kadar bir zaman içinde bile ulemâdan ayrılmaz. Her kim bir âcize kibir, onur gösterirse Kıyamet’te onu kannca kılığında yaratırım. Her kim bir ziyafette, ikramda bulunsa dünyada ve Ahiret’te onu ulu mertebesine çıkarırım. Her kim bir eli tutmaz ayıbını ortaya koysa, ben onun yetmiş ayıbını ortaya koyarım. Her kim bir yoksulu horlaşa o, benimle cenkleşmiş gibi olur. Hak Teâlâ dedi ki:
— Nice çırağ vardır ki yel onu söndürür. Nice ibadet eden kimse vardır ki şaşkınlık onu fesada verir. Nice zengin, ganî kimse vardır ki baylık onu da fesada verir. Nice fakir kimse vardır ki yoksulluk onu fesada verir. Nice âlim kimse vardır ki bilgi onu fesada verir. Ne bilgisiz, cahil kimse vardır ki bilgisizlik onu fesada verir.
Böylece, eğer beli bükülmüş ihtiyarlar olmasaydı, benden korkan yiğitler  olmasaydı, süt emen çocuklar olmasaydı, ben gökleri demirden yaratır, yerleri tunç kılardım. Ve gökten bir damla yağmur indırmezdim. Yerden de bir çekirdek büyütmezdim. Hem de durmada’ onlara azap ederdim.
Hak Teâlâ Hazretleri dedi ki:
— Bana muhtaç olduğunuz müddetçe itaatli olun. Bana ateşe dayandığınız, sabrettiğiniz kadar da asi olun. Rızkınızı hazır görüp dr ecelinizi uzak görmeyin. Dininizi, malınızı, etinizi ve kanınızı islâh edin. Dininizi islâh ederseniz etiniz de, kanınız da ıslâh edilmiş olur.Çırağ gibi olun. Çünkü o kendi yanar ve halk da nuru ile aydınlanır Dünya sevgisini, muhabbetini gönlünüzden çıkarın ki gerçekter. dünyayı sevmekle bana olan sevgiyi, ikisini bir yerde ebedî olarak toplayamam. Rızık toplamakta nefsinizi yumuşak tutun. Çünkü rızık zaten kısmet olunmuştur. Haris kimse mahrum ve eli sıkı kimse yerilmiş, kötü görülmüş kimsedir, eceli vacibtir. Ve hak bilinir. Bütün hizmetin başı Allah’tan korkmaktır. Baylığın, zenginliğin hayırlısı kanaattir. Rızkın hayırlısı ibadettir. Gönüllerin hayırlısı yakı: çok olan, ziyade olandır. Nimetlerin hayırlısı sağlıktır. Amelin kötüsü, şerlisi yalan söylemektir.
«Allah, kullarına hiçbir zaman zulmedici değildir.» (Hâmir sûresi, âyet: 4)
Hak Teâlâ dedi ki:
— Ey iman getirdiğini söyleyenler! Yoksa işlemediğiniz şeyler içir, sizin yanınızda ölüme güvenilecek şey mi, korkusuzluk mu vardır Ateşten, Od’dan berât mı vardır elinizde?. Eceliniz bilinmektedir, nefisleriniz yokluktadır. Gizlileriniz açıktadır, her gün ömrünüz eksilir kabre yaklaşırsınız.
— «Ey tam akıllılar Allah’a karşı gelmekten çekininiz ki felah bulasınız.» (Maide sûresi, âyet: 100)
Hak Teâlâ Hazretleri buyurdu ki:
— Ey Âdemoğulları! Sabredici ol, alçak gönüllü ol. Katını yüce ederim, istiğfar et, seni yarlıgayıp bağışlayayım, benden iste, vereyim. Bana tevbe et, kabul edeyim. Sadaka ver, bereket vereyim. Karmine ulaş, ömrünü arttırayım. Benden afiyet iste, daima sağlık vereyim. Ve bil ki selâmet olmak tenhalıktadır ve ihlâs, doğruluk haran dan sakınmaktadır. Rağbet tevbededir. Toklukla nice ibadet istersin Dünya malını sevmekle Hak Teâlâ Hazretlerinin sevgisini, muhabbetini nasıl istersin?.. Sonsuz uyku ile gönül parlaklığını nasıl istersin?.. Fakirleri, âcizleri sevmemekle Allah’ın rızasını nasıl istersin?.. Cimrilik, el sıkılığı ile nasıl Allah’ın rahmetini istersin? Dünyayı sevmekle nasıl Uçmak, Cennet istersin? Az ilim ile nasıl saadet istersin? Ve ermişlerle kendini nasıl bir tutarsın?..
Hak Teâlâ Hazretleri dedi ki:
— Tedbir gibi maişet yok. Halkı incitmemek gibi sakınca yok. Tevbe gibi şefaatçi yok. İlim gibi ibâdet yok. Korkmak gibi saadet yok.
Hak Teâlâ ölüm sırlarını açar, kıyamet haberini ortaya koyar gösterir. Eğer sen bir küçük günah işlesen ona bakma. Ama kime isyan edici oldu, işte ona bak. Eğer sana rızık verdiyse ona bakma, bil ki o rızkı verene bak. Benim tuzağımdan emin olma ki benim tuzağım çok gizlidir. Ben sizin suratınıza ve malınıza bakmam. Lâkin amelinize ve gönlünüze bakarım.
— Ey Âdemoğulları! Nefsinize tevbe ile ikramda bulunun. Onu salih amelle azizleyim Kıyamet günü olmadan Allah’dan korkun ki O’nun sayısı elli bin yıldır ve o günlerden sakının! Hem de işitiriz deyip işitmez olan kavimden olmayın!
— Ödünç verilen paradan fazla alınan akçeyi yiyenlerden beşaret mi olur?. Rahman onlara gazâb eder. Gönlünde ne zaman darlık kasavet bulsan, vücudunda gevşeklik, tenbellik duysan, rızkında ve malında ne zaman ziyanlık, mahrumluk görsen bil ki bunlar, boş, faydasız sözler söylemekten ileri gelir. Dilin doğru olmayınca, dilin de dinin de tamamlanmaz. Hatta Rabbından utanmazsan dilin de, dinin de dosdoğru olmaz. Halkın ayıplarına, noksanlarına bakarsan kendi ayıbına, kusuruna bakmazsan, şeytanı razı edersin ve Rahmanı incitirsin.
Hak Teâlâ dedi ki:
— Şeytan sizin düşmanmızdır. Ondan sakının. Ve akın akın toplanacağınız ve Hak Teâlâ huzurunda saf saf duracağınız ve kitabınızı harf harf okuyacağınız gün için salih amel, dosdoğru iş işleyin. Her ne iş işlerseniz o gün gizliden ve açıktan sorulur. Ben bir padişahım ki bana benzer bir padişah yoktur. Her kim gündüz oruç tutarsa ona türlü türlü nimetlerimden veririm. Eğer her kim tevbe eylerse benim azabımdan emin olur. Ben nimet vericiyim, bana şükür edin. Ben rahmet ediciyim, bana istiğfar edin. Ben mabudum, bana ibâdet edin. Ve ben istenilenim, benden isteyin. Ben bağış vericiyim, benden bağış dileyin. Ben her şeyi bilenim benden ilim isteyin.
Hak Teâlâ dedi ki:
— Ben tanıklık veririm ve meleklerim de tanıklık verir ki benden başka Allah yoktur. Benim katımda din, İslâm dinidir. Her kime ihsan eylesem Uçmağı ona veririm. Her kim âsi olursa ona Od’la, ateşle azab veririm. Her kim benim rahmetimden umudunu keserse onu helak ederim. Her kim Allah’ı bilirse ve itaatli olursa azaptan kurtulur. Her kim şeytanı bilse, ona isyan etse güvenlik bulur. Saadete erer. Her kim Ahireti bilse ve onun için amel eylese hidâyet bulur. Her kim rızkı benim verdiğimi bilse rızık için zahmet mi çeker? Her kim şeytanı bilirse ondan gafil olur mu?. Her kim Od’dan korkarsa rahatlık ne?.. Her kim Cennet’i bilse günah işlemek ne?.. Her kim bütün işleri benden bilse feryad eylemek ne?. Her kim benim en yüce olduğumu bilse halka kibir eylemek ne?
Hak Teâlâ dedi ki:
— Azığınızı çoğaltın, yol uzaktır. Geminizi yeni eyleyin ki deniz derindir. Ve bana niçin isyancı olursunuz? Güneş ısısında, onun sıcağında zahmet çekersiniz. Şaşılacak şey budur ki Cehennem yedi tabakadır. Her tabakada yetmiş bin çukur vardır. Her çukurda yetmiş bin avlu vardır. Her avluda yetmiş bin tabut vardır. Her tabut üzerinde yetmiş bin zakkum ağacı vardır. Her ağacın altında yetmiş bir. bukağı vardır. Her bukağıda yetmiş bin melek vardır. Her meleğir elinde ağzı zehirle dolu uzun yılanlar vardır.
Hak Teâlâ buyurdu ki: .
— Ululuğum, izzetim hakkı için ben o Cehennem’i kâfirler ve Hak dininden dönenler, mülbitler için yarattım. Günah işleyen içir, anaya, babaya âsi olanlar için, içki içenler için, ribâ ile iş işleyenler için, zekât vermeyenler için, zina edenler için ve ödünç verdiği para karşılığında fazla akçe alanlar için, öksüzlere zulüm eyleyenler içir, yarattım. Ben imân getirenlerin, doğru ve iyi iş işleyenlerin suçlarını hasenattan, iyi iş ve hayırlı işten sayarım.
Ey benim kullarım! Bedenler zayıftır, yol uzaktır, yük ağırdır. Sırat Köprüsü incedir ve hüküm veren âlemlerin Rabbi’dir. Rabbu. Alemîn’dir.
Hak Teâlâ dedi ki:
— Ey Âdemoğulları! Dünyaya niçin rağbet edersiniz? Oysa dünya fânidir. Nimeti ortadan kalkabilir. Hayat kesiktir, ardı yoktur. Doğrusu bana itaat edenler, bana ibâdet edenler, onlar Uçmağa giderler Bana İtaat etmeyenler, ibâdet eylemeyenler kimlerse onlar Cehennem’e giderler. Uçmağın da sekiz kapısı vardır. Her Uçmakta yetmiş bin ravza, bahçe vardır. Her bahçede yetmiş bin yakuttan güneş vardır. Her köşkün zümrütten yetmiş bin avlusu vardır. Her avluda kırıl altından ev vardır. Her evde ak gümüşten maksûre, parmaklıklı köşe, bucaklar vardır. Her maksûrede yetmiş bin anberden sofra vardır. Her sofra da yetmiş bin cevherden çanak vardır. Her çanakta yetmiş türlü yemek, içecek vardır. Her maksûre’nin de çevresinde ni ce kızıl altından tahtlar ve her tahtın üzerinde nice ipekten, sırma ve kılâbdan dokunmuş kumaşlardan süslü döşekler vardır. Her tahtın çevresinde nice ırmaklar akar. İçinde hayat suları, süt, bal ve tatlı şaraplar vardır. Her ırmağın ortasında nice yemişler bulunur. Her evde nice kızıl ipekten çadırlar vardır. Her çadırda nice yaygılar vardır. Her yaygının üstünde bir huri vardır. Her huri’nin ak inciler gibi cariyeleri vardır. Her köşkün üzerinde yetmiş bin kubbe vardır. Her kubbede Rahman tarafından gönderilmiş yetmiş bin hediye vardır. Gözler böylesini görmüş, kulaklar böylesini işitmiş değildir. Gönüllerden ne geçmiş ise, ne isterseniz, ne dilerseniz her türlü yemişler de vardır, iştah duyduğunuz her kuş eti vardır bu Cennet’te. Orada ölmek yok, üzüntü yok, namaz, oruç, Hak yok. Gaza da yok. Bey yok. Beye baş eğenler yok. Orada ne kadı, ne yargıç, ne nâip, ne de davacılar vardır. O Cennet’in içinden çıkmak da yok.
«O nimetleri kimse bilemez.» (Secde sûresi, âyet: 17)
Hak Teâlâ dedi ki:
— Ey Ademoğlu! Seninle benim aramda üç şey vardır. Biri senin içindir. Biri benim içindir, biri de benimle senin arandadır. Senin ile benim aramda olan şey, senin tarafından istenir, benim tarafımdan verilir. O benim olan şey şenin canındır. Senin olan şey, senin amelindir. Şimdi aç ol, beni gör ve ibâdet eyle. Bana ulaş. Beni iste. Beni bul. Şöyle bil ki nice beyler fâsık ve zâlim olduklarından Cehennem’e girerler. Nice âlim kişiler hased eylemekten yine Cehennem’e girerler. Nice tacirler, alış veriş yapanlar, hiyânetlikten Cehennem’e girerler. Nice ibâdet edenler, ribâ yüzünden Cehennem’e girerler. Nice Baylar, kibir, gurur yüzünden Cehennem’e girerler. Nice erenler, yalan söylemek yüzünden Cehennem’e girerler. Amelsiz olan âlim yemişsiz ağaca benzer. Zekâtı verilmeyen mal, tozlu yere ekin ekmek gibidir. Cahile göre bilgi, hayvan boynuna asılmış mücevher gibidir. Ölmüş gönüller suya düşmüş taşa benzer. Tam gönül isteğiyle dilek dilemeyen vaizler, kabirlerde ağır okuyanlar gibidir. Haram paradan sadaka vermek sidikten abdest almaya benzer. Zekâtsız olan mal, cansız bir tene benzer. Tevbesiz olan bilgin, temelsiz kubbe gibi olur. (Sadakallahül azîm).