Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’tan, ona karşı gelmekten ve akrabalarının arasındaki bağları kesmekten korkunuz.” (Nisa sûresi/l) Başka bir ayette şöyle buyurul- maktadır:
“İnsanlara hükmettiğiniz zaman Allah’a isyan ederek, akrabalar arası bağları keserek bozgunculuk mu yapacaksınız. Öyle insanlara Allah lânet etmiştir. Allah onların kulaklarını sağır, gözlerini kör etmiştir.” (Muhammed 22-23)
Başka bir ayette de şöyle buyrulmaktadır:
“O kimseler ki, Allah ile olan anlaşmayı bozarlar, Allah’ın emrettiği işleri yapmazlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Allah’ın laneti onların üzerinedir ve onlar için kötü bir konak vardır.” (Rad/25)
Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den Rasûlüllah (s.a.v.)’in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
Allah bütün yaratılmışları yarattıktan sonra, akraba ziyareti (Sıla-i Rahim) ayağa kalktı:
— Ey Allah’ım bu akrabalık bağını koparmaktan sana sığınanların makamıdır, dedi.
Allah “akraba ziyaretine” sana uyanlara yakın olmamı, senden uzakla- şana uzak olmamı ister misin, dedi. Akraba ziyareti (Sıla-i Rahim) “Evet” dedi.
Peygamber (s.a.v.) de isteyen şu ayeti okusun, dedi ve yukarıdaki (Muhammed / 22-23) ayetini okudu.
Tirmizi, İbni Mace ve Hakim adlı hadis kitaplarında sahih senetle şöyle bir hadis rivayet edilmiştir:
Ebu Bekir (r.a.) Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediğini söledi:
— Şayet insan dünyada işlediği günahtan dolayı dünyada cezalandırılacak olsaydı, onun zalimlik ve akraba hakkını gözetmeyişi cezalandırılırdı.
Buhari ve Müslim’de şöyle bir hadis rivayet edilmektedir:
“Akrabalarını ziyaret etmeyen, haklarını gözetmeyenler cennete giremezler!”
İmam-ı Ahmed güvenilir bir senetle şöyle bir hadis rivayet etmiştir:
“İnsanoğlunun perşembeyi cumaya bağlayan gece bütün amelleri Allah’ın huzuruna çıkarılır. Ancak, akraba hakkını gözetmeyenlerin ameli geri çevrilir!”
İbni Habben ve başkalarından şöyle bir rivayet vardır:
Üç kişi cennete giremez.
1- İçki tiryakileri.
2- Akrabadan alakasını kesenler.
3- Sihri doğrulayanlar.
İmam-ı Ahmed ve Ebu Dünya ve Beyhaki şöyle rivayet ettiler:
Bu ümmetten öyle grublar gelecek ki, onlar gece yiyip içerler, ancak, maymun ve domuz şeklinde sabahlarlar. Utançlarından gizleneceklerdir. Onlara, insanlar şöyle der “Falan oğullan dün gece yerin dibine girdiler, onların üzerine Lut kavmiıie yağan taşlar gibi taş yağar ve onların üzerine çok çirkin bir koku yayılır. Çünkü onlar şu günahları açıkça işlerlerdi:
1- Devamlı içki içerlerdi.
2- Erkekleri ipek elbise giyerlerdi.
3- Dansöz ve şarkıcı kadınları dost edinirlerdi.
4- Faiz yerlerdi.
5- Akrabalarıyla ilişkiyi keserlerdi.
İmam-ı Cafer ve Taberi şöyle rivayet etmiştir:
— Cabır (r.a.) dedi ki:
“Bir grub olarak Rasûliillah’ın yanına gittik. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle
dedi:
— Ey miislüman grub, Allah’tan korkunuz, akrabalarınızı ziyaret ediniz. Zira, akrabayı ziyaretten daha çok sevap getiren amel yoktur! Taşkınlık, gaddarlıktan sakının, zira zulmün ve gaddarlığın günahından daha acele cezası gerçekleşen bir günah yoktur. Anne babanızın haklarını koruyunuz. Zira cennetin kokusu bin yıllık uzaklıktan alındığı halde bunlar bu kokuyu alamazlar.
1) Anne babaya karşı gelenler.
2) Akrabalarıyla alakayı kesenler.
3) Yaşlı olduğu halde zina edenler.
4) Büyüklük taslayarak komşusunu ziyaret etmeyenler.
İsfahani’den şöyle rivayet edilmiştir: “Rasûlüllah (s.a.v.)’ın yanında oturuyorduk. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi.
— Akrabalarını ziyaret etmeyenler, bugün bizimle oturmasın!
Aramızdan bir genç kalktı. Dargın olduğu teyzesini ziyarete gitti ve
ondan helallik aldı. Sonra, tekrar huzura döndü ve oturdu.
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
— Allah’ın rahmeti, akrabalarıyla ilişkiyi kesenlerin üzerine inmez!..
Tabarani şöyle dedi:
— Rahmet melekleri, akrabaları ile ziyareti kesenlerin üzerine inmezler.
Tabarani, İbni Mes’ud’dan sahih senetle şöyle rivayet etmiştir:
Ağbaş (r.a.) dedi ki: “Sabah namazından sonra İbni Mes’ud (r.a.) bir grub insanın içinde oturuyordu. İbn-i Mes’ud (r.a.) şöyle dedi: “İçimizde Akrabalarla ilişkisini kesenler kalkıp gitsinler, zira biz Allah’a dua edeceğiz. Zira akrabalarla ilişkisini kesenler, mecliste olduğu sürece göklerin kapıları bize açılmaz, Allah’ın rahmeti yeryüzüne inmez.
Buhari ve Müslim ‘de şöyle bir rivayet vardır:
“Akraba ziyareti, arşa asılıdır, kim akrabalarını ziyaret ederse, Allah’a ulaşmış olur. Kim de, akrabaları ziyaret etmezse, Allah’la ilişkisini kesmiş olur.”
Tirmizi ve Siinen-i Davud sahih scnedle rivayet ettiğine göre; Buhari
:
sahihliğine itiraz ettiği şu hadiste Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Allah (c.c.) şöyle dedi: “Ben Allah’ım ve ben Rahmanım. Sıla-i Rahim’i ben yarattım. Onu kendi ismimden türeyen ismi verdim. Kim onu yerine getirirse bana ulaşır. Kim de akrabasıyla alakayı keserse, ben de onunla alakamı keserim.
İmam-ı Ahmed sahih senetle şu hadisi rivayet etmiştir:
“Faizin en çirkini, haksız yere müslümana zarar vermektir. Zira acımak, rahmettendir. Kim akrabayla ilişkiyi keserse, Allah ona cenneti haram kılar.”
İmam-ı Ahmed iyi ve kuvvetli senetle şöyle rivayet etmiştir:
“Akrabayı ziyaret etmek (Rahim) Allah’ın isminden ”Rahman”dan türemiştir. Sıla-i Rahim “Akrabayı ziyaret” der ki: “Ey Allah’ım, beni uygulamadılar ve bana zulmettiler.” Allah şöyle cevap verir: “Seni uygulayanlar, akrabayı ziyaret edenler, bana ulaşırlar, seni uygulamayanlar bana ulaşamazlar!”
Hadiste de belirtildiği gibi: “Akrabayı ziyaret etmek -Sıla-i Rahim- Allah’ın Rahman isminden türemiştir. Hasen senedle Rasû-îüllah şöyle dedi: “Akrabayı ziyaret Sıla-i Rahim Arş’ta asılı olarak, şöyle konuşur. Kim akrabayı ziyaret ederse, Allah’a ulaşır. Her kim de arabalarla ilişkiyi keserse, Allah’la ilişkisini kesmiş olur!
Allah-u Teâlâ bir kutsi hadiste şöyle buyurmaktadır:
— Ben Rahman ve Rahımim. Ben sıla-yı Rahim’e kendi ismimden türemiş ismi verdim. Kim akrabayı ziyaret ederse, bana ulaşır, kim de akrabalarla ilişkiyi keserse, benden uzaklaşır.
Üç şey Arşa asılmıştır.
1) Akraba ziyareti (Sıla-i Rahim). Sıla-i rahim: “Rabbim ben senin yanındayım. Seninle ilişkimi kesmedim. Sen de rahmetini benden esirgeme!”
2) Emane: “Allah’ım senin yanındayım, hiç bir zaman hiyanet etmem,” der.
3) Nimetler: “Allah’ım ben seninle beraberim, senin nimetini inkâr etmem.” der.
Beyhaki’de şöyle rivayet etmektedir:
“Arşın ağacına, bir mühür asılıdır. Akrabayı ziyaret, kimden veya o kimse bir hata ettiği zaman, Sılay-ı Rahim ondan şikayet ederse, Allah o mührü gönderir onun gönlünü ve aklını mühürler. O kimse hiçbir zaman kötülüklerinin farkına varamaz.”
Buhari ve Müslim’de şöyle rivayet edilmektedir:
“Kim Allah’a ve Ahiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve Ahirete inanıyorsa, arabalarını ziyaret etsin. Kim Allah’a ve Ahiret’e iman ediyorsa, hayır konuşsun veya sussun.”
Buhari ve Müslim başka bir rivayette, Rasûlüllah’ın şöyle dediğini aktarmaktadırlar:
“Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyenler, akrabalarını ziyaret etsinler!”
Ebu Hureyre (r.a.): Ben, Rasûlüllah (s.a.v.)’dan şöyle işittim:
“Kim rızkının artmasının, ecelinm gecikmesinin sırrını öğrenmek istiyorsa, akrabalık bağlarına dikkat etsin” dedi.
Buhari ve Tirmizi’den şöyle bir hadis rivayet edilmektedir:
“Akrabalarınızı ziyaret ediniz. Çünkü, akraba ziyareti; aile içinde sevginin artmasına, malın çoğalmasına ve ecelin gecikmesine sebeptir. İmam-ı Ahmed “Müsned” adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir: (Hakim senedinin sağlam olduğunu söyledi.)
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi: “Tevrat’ta, rızkının artmasını ve ömrünün uzamasını isteyenler akrabalarını ziyaret etsinler” diye yazılıdır.
Sadaka ve akrabayı ziyaret etmek, ömrü uzatır, ölümü geciktirir.
Buhari ve Müslim’in rivayetine göre bir bedevi Rasûlüllah (s.a.v.)’ın devesinin ipinden tutarak ona:
— Ey Allah’ın elçisi, beni cennete yaklaştıran, cehennemden uzaklaştıran ibadeti söyler misin? dedi.
Peygamber (s.a.v.) eshabının yüzüne baktıktan sonra:
— Bu şüphesiz hidayete ermiştir, dedi. Sonra:
— Bu nasıl olur ya Rasûlüllah? diye sordular. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle cevapladı:
— Allah’a ibadet ediyor. O’na ortak koşmuyor, namazını kılıyor, zekatını veriyor ve akrabalarını ziyaret ediyor, diye buyurdular.
Rasûlüllah (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurdular:
“Allah’ın emirlerini tutan, cennete girer.”
Taberi çok iyi senetlerle şöyle aktarmaktadır. Peygamberimiz:
— Allah bir kavmin ülkesinin mamur olmasını emreder. Allah onların mallarını çoğaltır ve onlara yaratıldığı günden beri buğz ile bakmaz!
Sahabe:
— Bu nasıl olur ya Rasûlüllah, dediler.
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
— Çünkü onlar akrabalarını ziyaret ediyorlardı, diye sözünü tamamladı.
Ebu Şeyh ve ibn-i Habban ve Beyhaki Rasûlüllah (s.a.v.)’dan şöyle rivayet etmiştir: Ashab:
— Ey Allah’ın elçisi, insanların en hayırlısı kimdir?
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi:
— Allah’tan korkanlar, akrabalık bağlarına dikkat edenler ve iyiliği emredip, kötülükten sakındıranlardır, buyurdular.
Taberi sahih senetle Ebu Zer (r.a.)’den şöyle rivayet etmiştir. Dostum Rasûlüllah (a.s.) bana şunları öğretti:
1) Bana benden yükseklere bakmayı değil, aşağıdakilere bakmamı emretti.
2) Yoksulları sevmeyi, kötüleri hor görmeyi öğretti.
3) Akrabaları ziyareti öğretti.
4) Allah yolunda kınanmaktan çekinmemeyi öğütledi.
5) Acı olsa da doğruyu söylememi tavsiye etti.
6) Sık sık “la havle vela kuvvete illa billah” dememi tavsiye etti. Zira bunlar cennet hâzinelerinden biridir buyurdular.
Buhari ve Müslim ve başkalarından rivayetle peygamberimiz (s.a.v.)’in eşlerinden Hz. Meymune kendilerine haber vermeksizin bir kölesini azad etti. Meymune (r.a.) Pegamberimize:
— Ey Allah’ın elçisi ben kölemi serbest bıraktım, dedi.
Rasûlüllah:
— Onu sen mi serbest bıraktın, dedi.
Meymune:
— Evet, dedi.
Rasûlüllah, “Onun yerine akrabalarından birini bağışlasaydın daha iyi olurdu” dedi.
İbni Habban (r.a.) Hakim’den şöyle rivayet eder: Birgün bir adam Rasûlüllah’ın huzuruna geldi.
— Ey allah’ın elçisi ben büyük bir günah işledim, tevbem kabul olur mu? dedi.
Rasûlüllah (s.a.v.):
— Annen yaşıyor mu? dedi.
Adam:
— Hayır, dedi.
Rasûlüllah:
— Teyzen yaşıyor mu?
Adam:
— Evet, dedi.
Rasûlüllah:
— Git teyzene yardım et, dedi.
Buhari ve bazı hadis kitapları Rasûlüllah’tan şöyle rivayet etmektedirler:
— Akrabalarını ziyaret edene mükâfatlar vardır. Kim ki akrabalarla ilişkiyi koparırsa, ona mükâfaat yoktur.
Tirmizi ve Haşan Basri (r.a.) Rasûlüllah’tan şöyle naklettiler:
— Şöyle insanlarla beraber olmayınız! Onlar şöyle derler: “Başkaları bize iyilik ederse, biz de onlara iyilik yaparız. Onlar kötülük ederlerse biz de intikamımızı alırız.
Müslim’in rivayet ettiğine göre, birisi Rasûlüllah (s.a.v.) gelir:
— Ey Allah’ın Rasûlü: Benim akrabalarım var, ben onları devamlı ziyaret ediyorum, onlar buna hiç dikkat etmiyorlar. Ben onlara iyi davranıyorum, onlar bana kötü davranıyorlar, dedi. Ne tavsiye edersiniz?
— Dediğin gibiyse, sen onların üzerine toprak serpiyorsun demektir. Bu böyle devam ettikçe Allah seninle beraberdir, dedi.
Tabarani ve ibni Hazin (r.a.) Müslim’in şartlarına uygun şu hadisi rivayet etti. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi:
“Sadakanın en iyisi, içinde kin bulunan akrabaya verilendir.
Tabarani Bizar ve Hakim Rasûlüllah (s.a.v.)’den şu hadisi rivayet ettiler:
— Üç şeyden dolayı Allah kulların sorgusunu kolaylaştırır ve onları cennetine alır!
Oradaki sahabiler:
— Bu huylar nelerdir ya R.asûlüllah, dediler.
Rasûlüllah şöyle dedi:
1) Vermeyene veren.
2) Kendisini ziyaret etmeyen akrabayı ziyaret eden.
3) Haksızlık edeni bağışlayanlardır, buyurdular.
İmam-ı Ahmed iki yolla gelen senetle, Şöyle rivayet etmektedir: Amr ibni Ukbe “Birgün Rasûlallüh (s.a v.) ile karşılaştım. Rasû-lüllah’ın elinden tutarak, ey Allah’ın elçisi, bana amellerin en faziletlisini söyler misin?
Rasûlüllah:
— Ey Ukbe, akrabalarını ziyaret et, sana vermeyene ver, sana haksızlık edenleri bağışla, dedi.
Zadul Haim’de şöyle yazılıdır: “Kim ömrünü uzatmak ve rızkının bol olmasını istiyorsa, akrabalarını ziyaret etsin.”
Tabarani Rasûlüllah’ın ashabına şöyle dediğini rivayet eder:
— Size dünyanın ve ahiretin en iyi huyunu söyleyeyim mi? Akrabalarınızı ziyaret ediniz, size vermeyenlere veriniz, size haksızlık yapanları bağışlayınız, dedi.
Yine Tabarani şöyle rivayet etmektedir:
“Amellerin faziletlisi, akrabayı ziyaret etmek, vermeyene vermek, sövene karşı bağışlayıcı olmaktır.”
Bazar (r.a.) şöyle rivayet etmektedir: “Size Allah’ın mükâfaatı-nı artıran sebepleri söyleyeyim mi” dedi.
Peygamber (s.a.v)’in akradaşları:
— Buyur ya Rasûlüllah, dediler.
— Size kabalık yapanlara yumuşak davranınız, size haksızlık yapanları bağışlayınız, size vermeyenlere, bağışta bulununuz ve akrabalarınızı ziyaret ediniz! dedi.
İbni Mace Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle rivayet etmektedir:
“İyiliklerin sevab bakımından en büyüğü, akrabaları ziyaret etmektir. Kötülüklerin günah bakımından en fenası taşkınlık ve akrabalarla bağı koparmaktır, dedi.
Taberani Rasûlüllah (s.a.v.)’den şöyle rivayet etmektedir:
Cezası, ahiretten dünyaya alınacak günah olsa, akrabaları ziyaret etmemek ve taşkınlığın, yalanın ve hiyanetin cezaları olurdu. Mükâfatı dünyada verilecek iyilik olsa, akrabaları ziyaret etmek, olurdu.
Böyle bir insan, Ehl-i Beyt’ten sayılır ve onun üzerindeki Allah nimetleri arttırılır!

