Akraba Ziyareti Ve Anne-Baba Hakkı

By | 23 Eylül 2014

hasema

 

hasta-ziyareti2Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’tan, ona karşı gelmekten ve akrabalarının arasındaki bağ­ları kesmekten korkunuz.” (Nisa sûresi/l) Başka bir ayette şöyle buyurul- maktadır:

“İnsanlara hükmettiğiniz zaman Allah’a isyan ederek, akrabalar arası bağları keserek bozgunculuk mu yapacaksınız. Öyle insanlara Al­lah lânet etmiştir. Allah onların kulaklarını sağır, gözlerini kör etmiş­tir.” (Muhammed 22-23)

Başka bir ayette de şöyle buyrulmaktadır:

“O kimseler ki, Allah ile olan anlaşmayı bozarlar, Allah’ın emret­tiği işleri yapmazlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Allah’ın lane­ti onların üzerinedir ve onlar için kötü bir konak vardır.” (Rad/25)

Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den Rasûlüllah (s.a.v.)’in şöyle dediği­ni rivayet etmişlerdir:

Allah bütün yaratılmışları yarattıktan sonra, akraba ziyareti (Sıla-i Ra­him) ayağa kalktı:

— Ey Allah’ım bu akrabalık bağını koparmaktan sana sığınanların ma­kamıdır, dedi.

Allah “akraba ziyaretine” sana uyanlara yakın olmamı, senden uzakla- şana uzak olmamı ister misin, dedi. Akraba ziyareti (Sıla-i Rahim) “Evet” dedi.

Peygamber (s.a.v.) de isteyen şu ayeti okusun, dedi ve yukarıdaki (Mu­hammed / 22-23) ayetini okudu.

Tirmizi, İbni Mace ve Hakim adlı hadis kitaplarında sahih senetle şöy­le bir hadis rivayet edilmiştir:

Ebu Bekir (r.a.) Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediğini söledi:

—                       Şayet insan dünyada işlediği günahtan dolayı dünyada cezalandırı­lacak olsaydı, onun zalimlik ve akraba hakkını gözetmeyişi cezalandırılırdı.

Buhari ve Müslim’de şöyle bir hadis rivayet edilmektedir:

“Akrabalarını ziyaret etmeyen, haklarını gözetmeyenler cennete gire­mezler!”

İmam-ı Ahmed güvenilir bir senetle şöyle bir hadis rivayet etmiştir:

“İnsanoğlunun perşembeyi cumaya bağlayan gece bütün amelleri Al­lah’ın huzuruna çıkarılır. Ancak, akraba hakkını gözetmeyenlerin ameli geri çevrilir!”

İbni Habben ve başkalarından şöyle bir rivayet vardır:

Üç kişi cennete giremez.

1-                        İçki tiryakileri.

2-                        Akrabadan alakasını kesenler.

3-                        Sihri doğrulayanlar.

İmam-ı Ahmed ve Ebu Dünya ve Beyhaki şöyle rivayet ettiler:

Bu ümmetten öyle grublar gelecek ki, onlar gece yiyip içerler, ancak, maymun ve domuz şeklinde sabahlarlar. Utançlarından gizleneceklerdir. On­lara, insanlar şöyle der “Falan oğullan dün gece yerin dibine girdiler, onların üzerine Lut kavmiıie yağan taşlar gibi taş yağar ve onların üzerine çok çirkin bir koku yayılır. Çünkü onlar şu günahları açıkça işlerlerdi:

1-                        Devamlı içki içerlerdi.

2-                        Erkekleri ipek elbise giyerlerdi.

3-                        Dansöz ve şarkıcı kadınları dost edinirlerdi.

4-                        Faiz yerlerdi.

5-                        Akrabalarıyla ilişkiyi keserlerdi.

İmam-ı Cafer ve Taberi şöyle rivayet etmiştir:

—                       Cabır (r.a.) dedi ki:

“Bir grub olarak Rasûliillah’ın yanına gittik. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle

 

dedi:

—                      Ey miislüman grub, Allah’tan korkunuz, akrabalarınızı ziyaret edi­niz. Zira, akrabayı ziyaretten daha çok sevap getiren amel yoktur! Taşkınlık, gaddarlıktan sakının, zira zulmün ve gaddarlığın günahından daha acele ce­zası gerçekleşen bir günah yoktur. Anne babanızın haklarını koruyunuz. Zira cennetin kokusu bin yıllık uzaklıktan alındığı halde bunlar bu kokuyu ala­mazlar.

1)                       Anne babaya karşı gelenler.

2)                       Akrabalarıyla alakayı kesenler.

3)                       Yaşlı olduğu halde zina edenler.

4)                       Büyüklük taslayarak komşusunu ziyaret etmeyenler.

İsfahani’den şöyle rivayet edilmiştir: “Rasûlüllah (s.a.v.)’ın yanında oturuyorduk. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi.

—                      Akrabalarını ziyaret etmeyenler, bugün bizimle oturmasın!

Aramızdan bir genç kalktı. Dargın olduğu teyzesini ziyarete gitti ve

ondan helallik aldı. Sonra, tekrar huzura döndü ve oturdu.

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

—                      Allah’ın rahmeti, akrabalarıyla ilişkiyi kesenlerin üzerine inmez!..

Tabarani şöyle dedi:

—                      Rahmet melekleri, akrabaları ile ziyareti kesenlerin üzerine inmez­ler.

Tabarani, İbni Mes’ud’dan sahih senetle şöyle rivayet etmiştir:

Ağbaş (r.a.) dedi ki: “Sabah namazından sonra İbni Mes’ud (r.a.) bir grub insanın içinde oturuyordu. İbn-i Mes’ud (r.a.) şöyle dedi: “İçimizde Akrabalarla ilişkisini kesenler kalkıp gitsinler, zira biz Allah’a dua edeceğiz. Zira akrabalarla ilişkisini kesenler, mecliste olduğu sürece göklerin kapıları bize açılmaz, Allah’ın rahmeti yeryüzüne inmez.

Buhari ve Müslim ‘de şöyle bir rivayet vardır:

“Akraba ziyareti, arşa asılıdır, kim akrabalarını ziyaret ederse, Allah’a ulaşmış olur. Kim de, akrabaları ziyaret etmezse, Allah’la ilişkisini kesmiş olur.”

Tirmizi ve Siinen-i Davud sahih scnedle rivayet ettiğine göre; Buhari

:

sahihliğine itiraz ettiği şu hadiste Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Allah (c.c.) şöyle dedi: “Ben Allah’ım ve ben Rahmanım. Sıla-i Ra­him’i ben yarattım. Onu kendi ismimden türeyen ismi verdim. Kim onu ye­rine getirirse bana ulaşır. Kim de akrabasıyla alakayı keserse, ben de onunla alakamı keserim.

İmam-ı Ahmed sahih senetle şu hadisi rivayet etmiştir:

“Faizin en çirkini, haksız yere müslümana zarar vermektir. Zira acı­mak, rahmettendir. Kim akrabayla ilişkiyi keserse, Allah ona cenneti haram kılar.”

İmam-ı Ahmed iyi ve kuvvetli senetle şöyle rivayet etmiştir:

“Akrabayı ziyaret etmek (Rahim) Allah’ın isminden ”Rahman”dan tü­remiştir. Sıla-i Rahim “Akrabayı ziyaret” der ki: “Ey Allah’ım, beni uygula­madılar ve bana zulmettiler.” Allah şöyle cevap verir: “Seni uygulayanlar, akrabayı ziyaret edenler, bana ulaşırlar, seni uygulamayanlar bana ulaşamaz­lar!”

Hadiste de belirtildiği gibi: “Akrabayı ziyaret etmek -Sıla-i Rahim- Al­lah’ın Rahman isminden türemiştir. Hasen senedle Rasû-îüllah şöyle dedi: “Akrabayı ziyaret Sıla-i Rahim Arş’ta asılı olarak, şöyle konuşur. Kim akra­bayı ziyaret ederse, Allah’a ulaşır. Her kim de arabalarla ilişkiyi keserse, Al­lah’la ilişkisini kesmiş olur!

Allah-u Teâlâ bir kutsi hadiste şöyle buyurmaktadır:

— Ben Rahman ve Rahımim. Ben sıla-yı Rahim’e kendi ismimden tü­remiş ismi verdim. Kim akrabayı ziyaret ederse, bana ulaşır, kim de akraba­larla ilişkiyi keserse, benden uzaklaşır.

Üç şey Arşa asılmıştır.

1)                       Akraba ziyareti (Sıla-i Rahim). Sıla-i rahim: “Rabbim ben senin ya­nındayım. Seninle ilişkimi kesmedim. Sen de rahmetini benden esirgeme!”

2)                       Emane: “Allah’ım senin yanındayım, hiç bir zaman hiyanet et­mem,” der.

3)                       Nimetler: “Allah’ım ben seninle beraberim, senin nimetini inkâr et­mem.” der.

Beyhaki’de şöyle rivayet etmektedir:

“Arşın ağacına, bir mühür asılıdır. Akrabayı ziyaret, kimden veya o kimse bir hata ettiği zaman, Sılay-ı Rahim ondan şikayet ederse, Allah o mührü gönderir onun gönlünü ve aklını mühürler. O kimse hiçbir zaman kö­tülüklerinin farkına varamaz.”

Buhari ve Müslim’de şöyle rivayet edilmektedir:

“Kim Allah’a ve Ahiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulun­sun. Kim Allah’a ve Ahirete inanıyorsa, arabalarını ziyaret etsin. Kim Al­lah’a ve Ahiret’e iman ediyorsa, hayır konuşsun veya sussun.”

Buhari ve Müslim başka bir rivayette, Rasûlüllah’ın şöyle dediğini ak­tarmaktadırlar:

“Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyenler, akrabalarını ziyaret etsinler!”

Ebu Hureyre (r.a.): Ben, Rasûlüllah (s.a.v.)’dan şöyle işittim:

“Kim rızkının artmasının, ecelinm gecikmesinin sırrını öğrenmek isti­yorsa, akrabalık bağlarına dikkat etsin” dedi.

Buhari ve Tirmizi’den şöyle bir hadis rivayet edilmektedir:

“Akrabalarınızı ziyaret ediniz. Çünkü, akraba ziyareti; aile içinde sev­ginin artmasına, malın çoğalmasına ve ecelin gecikmesine sebeptir. İmam-ı Ahmed “Müsned” adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir: (Hakim senedinin sağlam olduğunu söyledi.)

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi: “Tevrat’ta, rızkının artmasını ve ömrü­nün uzamasını isteyenler akrabalarını ziyaret etsinler” diye yazılıdır.

Sadaka ve akrabayı ziyaret etmek, ömrü uzatır, ölümü geciktirir.

Buhari ve Müslim’in rivayetine göre bir bedevi Rasûlüllah (s.a.v.)’ın devesinin ipinden tutarak ona:

—                      Ey Allah’ın elçisi, beni cennete yaklaştıran, cehennemden uzaklaş­tıran ibadeti söyler misin? dedi.

Peygamber (s.a.v.) eshabının yüzüne baktıktan sonra:

—                      Bu şüphesiz hidayete ermiştir, dedi. Sonra:

—                      Bu nasıl olur ya Rasûlüllah? diye sordular. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle cevapladı:

—                       Allah’a ibadet ediyor. O’na ortak koşmuyor, namazını kılıyor, zeka­tını veriyor ve akrabalarını ziyaret ediyor, diye buyurdular.

Rasûlüllah (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurdular:

“Allah’ın emirlerini tutan, cennete girer.”

Taberi çok iyi senetlerle şöyle aktarmaktadır. Peygamberimiz:

—                       Allah bir kavmin ülkesinin mamur olmasını emreder. Allah onların mallarını çoğaltır ve onlara yaratıldığı günden beri buğz ile bakmaz!

Sahabe:

—                       Bu nasıl olur ya Rasûlüllah, dediler.

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

—                       Çünkü onlar akrabalarını ziyaret ediyorlardı, diye sözünü tamamla­dı.

Ebu Şeyh ve ibn-i Habban ve Beyhaki Rasûlüllah (s.a.v.)’dan şöyle ri­vayet etmiştir: Ashab:

—                       Ey Allah’ın elçisi, insanların en hayırlısı kimdir?

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi:

—                       Allah’tan korkanlar, akrabalık bağlarına dikkat edenler ve iyiliği emredip, kötülükten sakındıranlardır, buyurdular.

Taberi sahih senetle Ebu Zer (r.a.)’den şöyle rivayet etmiştir. Dostum Rasûlüllah (a.s.) bana şunları öğretti:

1)                        Bana benden yükseklere bakmayı değil, aşağıdakilere bakmamı em­retti.

2)                        Yoksulları sevmeyi, kötüleri hor görmeyi öğretti.

3)                        Akrabaları ziyareti öğretti.

4)                        Allah yolunda kınanmaktan çekinmemeyi öğütledi.

5)                        Acı olsa da doğruyu söylememi tavsiye etti.

6)                        Sık sık “la havle vela kuvvete illa billah” dememi tavsiye etti. Zira bunlar cennet hâzinelerinden biridir buyurdular.

Buhari ve Müslim ve başkalarından rivayetle peygamberimiz (s.a.v.)’in eşlerinden Hz. Meymune kendilerine haber vermeksizin bir köle­sini azad etti. Meymune (r.a.) Pegamberimize:

—                       Ey Allah’ın elçisi ben kölemi serbest bıraktım, dedi.

Rasûlüllah:

—                       Onu sen mi serbest bıraktın, dedi.

Meymune:

—                       Evet, dedi.

Rasûlüllah, “Onun yerine akrabalarından birini bağışlasaydın daha iyi olurdu” dedi.

İbni Habban (r.a.) Hakim’den şöyle rivayet eder: Birgün bir adam Rasûlüllah’ın huzuruna geldi.

—                       Ey allah’ın elçisi ben büyük bir günah işledim, tevbem kabul olur mu? dedi.

Rasûlüllah (s.a.v.):

—                       Annen yaşıyor mu? dedi.

Adam:

—                       Hayır, dedi.

Rasûlüllah:

—                       Teyzen yaşıyor mu?

Adam:

—                       Evet, dedi.

Rasûlüllah:

—                       Git teyzene yardım et, dedi.

Buhari ve bazı hadis kitapları Rasûlüllah’tan şöyle rivayet etmektedir­ler:

—                       Akrabalarını ziyaret edene mükâfatlar vardır. Kim ki akrabalarla ilişkiyi koparırsa, ona mükâfaat yoktur.

Tirmizi ve Haşan Basri (r.a.) Rasûlüllah’tan şöyle naklettiler:

—                       Şöyle insanlarla beraber olmayınız! Onlar şöyle derler: “Başkaları bize iyilik ederse, biz de onlara iyilik yaparız. Onlar kötülük ederlerse biz de intikamımızı alırız.

Müslim’in rivayet ettiğine göre, birisi Rasûlüllah (s.a.v.) gelir:

—                       Ey Allah’ın Rasûlü: Benim akrabalarım var, ben onları devamlı zi­yaret ediyorum, onlar buna hiç dikkat etmiyorlar. Ben onlara iyi davranıyo­rum, onlar bana kötü davranıyorlar, dedi. Ne tavsiye edersiniz?

 

—                      Dediğin gibiyse, sen onların üzerine toprak serpiyorsun demektir. Bu böyle devam ettikçe Allah seninle beraberdir, dedi.

Tabarani ve ibni Hazin (r.a.) Müslim’in şartlarına uygun şu hadisi riva­yet etti. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi:

“Sadakanın en iyisi, içinde kin bulunan akrabaya verilendir.

Tabarani Bizar ve Hakim Rasûlüllah (s.a.v.)’den şu hadisi rivayet etti­ler:

—                      Üç şeyden dolayı Allah kulların sorgusunu kolaylaştırır ve onları cennetine alır!

Oradaki sahabiler:

—                      Bu huylar nelerdir ya R.asûlüllah, dediler.

Rasûlüllah şöyle dedi:

1)                       Vermeyene veren.

2)                       Kendisini ziyaret etmeyen akrabayı ziyaret eden.

3)                       Haksızlık edeni bağışlayanlardır, buyurdular.

İmam-ı Ahmed iki yolla gelen senetle, Şöyle rivayet etmektedir: Amr ibni Ukbe “Birgün Rasûlallüh (s.a v.) ile karşılaştım. Rasû-lüllah’ın elinden tutarak, ey Allah’ın elçisi, bana amellerin en faziletlisini söyler misin?

Rasûlüllah:

—                      Ey Ukbe, akrabalarını ziyaret et, sana vermeyene ver, sana haksız­lık edenleri bağışla, dedi.

Zadul Haim’de şöyle yazılıdır: “Kim ömrünü uzatmak ve rızkının bol olmasını istiyorsa, akrabalarını ziyaret etsin.”

Tabarani Rasûlüllah’ın ashabına şöyle dediğini rivayet eder:

—                      Size dünyanın ve ahiretin en iyi huyunu söyleyeyim mi? Akrabala­rınızı ziyaret ediniz, size vermeyenlere veriniz, size haksızlık yapanları ba­ğışlayınız, dedi.

Yine Tabarani şöyle rivayet etmektedir:

“Amellerin faziletlisi, akrabayı ziyaret etmek, vermeyene vermek, sö­vene karşı bağışlayıcı olmaktır.”

Bazar (r.a.) şöyle rivayet etmektedir: “Size Allah’ın mükâfaatı-nı artı­ran sebepleri söyleyeyim mi” dedi.

Peygamber (s.a.v)’in akradaşları:

—                       Buyur ya Rasûlüllah, dediler.

—                       Size kabalık yapanlara yumuşak davranınız, size haksızlık yapanları bağışlayınız, size vermeyenlere, bağışta bulununuz ve akrabalarınızı ziyaret ediniz! dedi.

İbni Mace Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle rivayet etmektedir:

“İyiliklerin sevab bakımından en büyüğü, akrabaları ziyaret etmektir. Kötülüklerin günah bakımından en fenası taşkınlık ve akrabalarla bağı ko­parmaktır, dedi.

Taberani Rasûlüllah (s.a.v.)’den şöyle rivayet etmektedir:

Cezası, ahiretten dünyaya alınacak günah olsa, akrabaları ziyaret etme­mek ve taşkınlığın, yalanın ve hiyanetin cezaları olurdu. Mükâfatı dünyada verilecek iyilik olsa, akrabaları ziyaret etmek, olurdu.

Böyle bir insan, Ehl-i Beyt’ten sayılır ve onun üzerindeki Allah nimet­leri arttırılır!