Açlığın Fazileti

By | 5 Ağustos 2014

feraceler

Açlığın FaziletiAçlığın Fazileti

Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Açlık ve susuzlukla, kendinizle cihad ediniz. Zira bunun sevabı kâfirlerle cihad sevabıdır. Allahü Teâlâ’nm indinde açlık ve susuzluktan sevgili amel yoktur» 0). Buyurdu: «Midesini doldurana göklerin mele kûtunu göstermezler» (2). «Kim daha üstündür?» diye sorduklarında, «Az yiyen, az gülen ve avret yerini örtecek kadar elbiseyle yetinen» (3), buyurdu. Yine buyurdu: «Eski elbise giyiniz, kamınız yarım doyuncaya kadar yemek yiyiniz ve su içiniz. Zira bu, peygamberlikten bir cüzdür» (4). Yine buyurdu: «Düşünmek ibadetin yansı, az yemek ise hepsidir» (5). Yine buyurdu: «Allahü Teâlâ’nm indinde en üstününüz, düşüncesi ve açlığı uzun olanınız, Allah’ın indinde sevilmeyeniniz de çok yemek yiyeniniz ve çok uyuyanınız dır» (‘). Yine buyurdu: «Allahü Teâlâ, az yiyen kullan ile meleklere övünüp: Bakın! Ona yemek hırsı verdim, o ise benim için yemiyor. Ey meleklerim şâhid olunuz ki, yemediği her bir lokma için Cennette ona bir derece veririm, buyurur» (2). Yine buyurdu: «Çok yemek ve içmekle kalbinizi öldürmeyiniz. Zira kalb ekin gibi olup çok su verilirse çürür» (3). Yine buyurdu: «İnsanın doldurduğu kapların en kötüsü midesidir. İnsanın belini doğrultacak kadar birkaç lokma yemesi yetişir. Bunu yapamazsa, midenin üçte birini yemekle, üçte birini su ile, üçte birini de havayla doldurmalıdır» (4). Açlığın Fazileti
İsa (aleyhisselâm) buyurur: «Kendinizi aç ve elbisesiz tutunuz. Belki kalbleriniz Hakkı görebilir»! Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Şeytan damardaki kan gibi, vücutta dolaşır, geçiş yolunu açlık ile daraltınız». Yine buyurdu: «Mü’min bir im’a ile, münafık yedi im’a ile yer. İm’a karındaki barsaklara denir». Bunun mânâsı, münâfıkın iştahı ve yemesi, mü’mininkinden yedi kat fazladır, demektir. Hazreti Âişe (radıyallahü anhâ) buyuruyor ki: Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Daima Cennetin kapısını çalınız, ki kapıcılar açsınlar». «Ne ile?» dedik. «Susuzlukla ve açlıkla» (5), buyurdu. Ebû Huzeyfe (radıyallahü anh) Resûlullah’ın (sallâllahü aleyhi ve sellem) yanında geğirdi. «Bu geğirmeyi at. Zira dünyada tok olan, öbür dünyada aç olur» (6), buyurdu. Hazreti Âişe (radıyalla hü anhâ) der ki: Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) hiçbir zaman doyuncaya kadar yemezdi. Açlık ve susuzluk çektiğine acırdım. Bir gün karnına dokundum ve «Sana fedâ olayım, dünyadan açlık çekmeyecek kadar yeseniz ne olur?» dedim. Buyurdu ki: «Yâ Âişe, benden önce geçen ülü’lâzm sahibi kardeşlerim ve peygamberler Allahü Teâlâ’nm ihsanına kavuştular. Çok yersem onlardan geri kalacağımı zannederim. Az yemekle birkaç gün sabretmeyi, âhirette derecemin düşmesinden daha çok severim. Kardeşlerime kavuşmaktan, onlar gibi olmaktan daha çok sevdiğim bir şey yoktur» (7). Âişe (radıyallahü anhâ) buyurdu: «Allahü Teâlâ’ya yemin ederim ki, Resûlullah bundan sonra bir haftadan çok yaşamadı».Fâtıma (radıyallahü anhâ) elinde bir ekmek parçasıyla Peygamberimizin (sallâllahü aleyhi ve sellem) huzuruna geldi. «Bu nedir?», buyurdu. «Bir ekmek pişirdim, sizsiz yemek istemedim», deyince, «Üç günden beri babanın yiyeceği ilk yemek budur», buyurdu. Ebû Hureyre (radıyallahü anh) buyurdu: «Hiçbir zaman üst üste üç gün buğday ekmeği Resûlullah’ın hanesinde yenmemiştir». Ebû Süleymanı Dârânî (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: «Akşamleyin bir lokma az yemeyi bütün geceyi nafile namazda geçirmekten daha çok severim». Fudayl (rahmetullahi aleyh) kendi kendine, «Neden korkarsın? Aç kalmaktan korkar mısın?», dedi. «Korkarım ki Allahü Teâlâ açlığı Muhammed Mustafa (sallâllahü aleyhi ve sellem) ve ashâbına verdi, senden ve senin gibilerden ise esirger». Kehmeş (rahmetullahi aleyh) buyurdu: «Yâ Rabbi! Beni aç ve çıplak tutarsın. Ben bu dereceye nasıl kavuşabilirdim. Çünkü ev liyâ kullarım böyle tutarsın». Açlığın Fazileti
Mâlik i Dinâr buyurdu: «İnsanlara ihtiyacı olmayacak kadar ekin ekene müjdeler olsun». Muhammed ibn Vâsi’ (rahmetullahi aleyh) buyurur: «Hayır, müjde ve saâdet, sabahleyin ve akşamleyin aç olana ve bu hâliyle Allahü Teâlâ’dan razı olana olsun». Sehli Tüsteri (rahmetullahi aleyh) buyurur: «Din büyükleri ve derin düşünenler dine ve dünyaya dikkat ettiler. Dünya için az yemekten daha faydalı ve âhiret için tokluktan daha zararlı bir şey görmediler». Abdülvâhid dedi ki: «Allahü Teâlâ, açlık çekenleri sever. Açlık çekenler hariç su üzerinde kimse yürümemiştir. Kısa zamanda uzak mesafelere, açlık çekenler hariç kimse gitmemiştir». Hadı’si şerifte, «Mûsa aleyhisselâm Allahü Teâlâ ile konuştuğu kırk gün hiçbir şey yemedi» (*) buyuruldu.

buyuruldu.