Açlığın Faydaları Ve Tokluğun Zararları

By | 5 Ağustos 2014

hac-umre-seti

az-yemekAçlığın Faydaları Ve Tokluğun Zararları
Açlığın üstün olması içinde sıkıntı olmasından değildir. Tıpkı ilâcın kıymeti acılığından olmaması gibidir. Açlıkta on fayda vardır:
BİRİNCİ FAYDA: Kalb, saf ve nurlu olur. Tokluk ise insanın kalbini kör eder ve düşüncesini azaltır. Ondan beyine ulaşan buhar insanı cahil edip, düşüncelerini karıştırır. Bunun için Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Az gülmekle kalblerinizi ihyâ ediniz, açlıkla temizleyiniz. Saf ve hafif olsun» (2). Yine buyurdu: «Kendini aç tutanın kalbi uyanık, tefekkürü azametli olur» (3).
Şiblî (rahmetullahi aleyh) buyurur: «Allahü Teâlâ’ya yemin ederek söylerim ki, aç yatıp da, kalbimde yeni bir hikmet ve ibret bulmadığım gün olmamıştır». Resûlullah (aleyhisselâtü vesselâm) buyurdu: «Doyuncaya kadar yemeyiniz, marifet nuru kalbinizde söner» (4). o hâlde mârifet, Cennet yolu, açlık da mârifetin dergâhı olunca, aç durmak, Cennet kapısını çalmak olur. Nitekim Resûlul lah (sallâllahü aleyhi ve sellem), «Cennetin kapısını açlık ile çalmaya devam ediniz» l1), buyuruyor.
İKİNCİ FAYDA: Kalb, ince olur. Zikir ve münâcât lezzetini duyar. Tokluktan kasvet, sert kalblilik meydana gelir. Yaptığı her zikir, dilinde kalır ve kalbin içine inmez. Cüneydi Bağdadî (kuddise sirruh) buyurur ki: «Kendisi ile Allahü Teâlâ arasında yiyecek torbasını Iheybesinil bulundurup, münâcattan lezzet almak isteyen bu isteğine hiçbir zaman kavuşamaz».
ÜÇÜNCÜ FAYDA: Fazla istek, çok neş’e ve gaflet Cehennem’in kapısıdır. Kırıklık, çaresizlik ve âcizlik Cennet’in kapısıdır. Tokluk, neş e ve gaflet verir. Açlık ise âcizlik, kırıklık getirir. Kul bir lokmayı kendinden men edince dünya gözüne karanlık ve dar göründüğünü düşünüp, kendini âcz gözü ile görmeyince, Allahü Teâlâ’ nın kudretini göremez. Bunun için yeryüzünün anahtarını Resûlul lah’a arz ettiklerinde, «İstemem, Bir gün aç, bir gün tok olmayı da ha çok severim. Aç olunca sabrederim. Tok olunca şükrederim» (2), buyurdu. Açlığın Faydaları Ve Tokluğun Zararları
DÖRDÜNCÜ FAYDA: Tok olduğu zaman, açları unutur. Allahü Teâlâ’nın kullarına şefkat ve merhamet eylemez. Âhiret azabını da unutur. Aç olunca, Cehennem’de olanların açlığını hatırlar. Susamış olunca, mahşer yerindekilerin susuzluğunu hatırlar. Ahiret korkusu ve insanlara şefkat, Cennet’in makamlarındandır. Bunun için Yûsuf aleyhisselâma, «Yeryüzünün hâzinelerine sahip olduğun hâlde, niçin aç duruyorsun?», dediklerinde, «Doyarsam, aç fakirleri unutacağımdan korkarım», buyurdu.
BEŞİNCİ FAYDA: Bütün saadetlerin başı, nefsini emri altına almaktır. Şekâvetin başı da kendini, nefsine esir etmektir.
Azgın hayvan, açlıktan başka bir şeyle zapt edilmediği gibi, insafı da böyledir. Bu yalnız bir fayda olmayıp faydaların kimyâsı dır; menbaıdır, özüdür. Zira bütün kötülükler ve günahlar şehvetten, şehvet ise tokluktan doğar.
Zünnûni Mısri (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: «Doyduğum zaman, günah işlemediğim veya günah işlemek istemediğim vâki değildir». Âişe (radıyallahü anhâ) buyurur: «Peygamber Efendimizden (sallâllahü aleyhi ve sellem) sonra ilk çıkan bid’at doyasıya yemektir, insanlar doyuncaya kadar yiyince, nefisleri serkeşlik yapmaya başladı».
Açlık sebebiyle hiçbir fayda hâsıl olmasaydı, konuşma ve fercin, şehvet arzusunu kırması yetişirdi. Çünkü doyuncaya kada^
yiyen, lüzumsuz konuşur; ayıp aramakla meşgul olur ve fercin şehveti galib olur. Fercini korusa da, gözünü koruyamaz. Gözünü de korumuş olsa, kalbindeki düşünceleri koruyamaz. Açlık hepsine yetişir. Bunun için din büyükleri, «Açlık, Allahü Teâlâ’nın hâzinesinde bulunan bir cevherdir. Bunu sevdiğine verir, herkese vermez», buyurdular. Hükemâdan biri, «Hangi mürid bir sene kuru ekmek ve âdeti olanın yarısı kadarını yerse, Allahü Teâlâ onun kalbinden kadın düşüncesini yok eder», buyurdu.
ALTINCI FAYDA: Az uyumaktır. Bil ki, bütün ibadetlerin aslı az uyumaktır. Münâcât, zikir ve tefekkürün esasıdır. Bilhassa gece olursa. Tok yatan çok uyur, ölü gibi düşer ve ömrü ziyan olur. Büyüklerden biri her akşam müridlerine sofrada iken bağınr, «Ey müridler, çok yemeyiniz. Çok yerseniz çok su içersiniz ve çok uyursunuz. Sonra kıyamet günü, çok hasret çekersiniz», derdi. Yetmiş kişi sözbirliği ile söylüyorlar ki, çok uyumak, çok su içmektendir. insanın sermayesi, ömrüdür. Her bir nefes, âhiret saâdetini elde edecek kıymetli bir cevherdir. Uyku, ömrü ziyan ediyor, eksiltiyor. O hâlde uykuyu kaçıracak şeyden daha kıymetli ne olabilir?
Tok olarak teheccüde kalkan, münâcât lezzetini bulamaz. Uyku bastırınca ve kuvvetli olunca da, ihtilâm olup, gece gusledeme yip, ibadetten geri kalıp, yıkanma düşüncesiyle uğraşır. Hamama gitmek mümkün olsa da, parası olmayabilir. Hamamda, gözü başkasının avret yerine de kaçabilir. Bu ise birçok zararlara sebep olur.
Ebû Süleymânı Dârâni buyurur: «ihtilâm cezâdır». Böyle söylemesinin sebebi, ihtilâmın tokluktan olmasındandır.
YEDİNCİ FAYDA: Az yerse, zamanı rahat olur. İlim ve amel ile uğraşır. Çok yerse, yemek pişirmek, satın almak, yapmak ve beklemek hepsi zaman alır. Sonra da helâya gitmek, beklemek ve abdest almak da zaman alır. Halbuki her bir nefes, insanlık cevherinin sermayesi olup zaruret olmadan bunu ziyan etmek akılsızlık olur.
Seriyyü’sSakati (rahimehullah) buyurur: «Aliyyü’lCürcâni’yi gördüm. Ağzına arpa unu atıyordu. Niçin yemek yemiyorsun, dedim. Dedi ki: «Bununla ekmek yemem arasında zaman bakımından yetmiş tesbihlik fark var. Bunun için, kırk senedir ekmek yemedim. Çiğnemekle uğraşırken bu faydanın gitmesini doğru görmedim». Şüphe yoktur ki, açlığa alışana oruç tutmak kolay gelir. Câmide itikâfa çekilebilir. Daima abdestli durabilir. Âhiret ticareti için uğraşanlara böyle faydalar küçük görünmez.
Ebû Süleymânı Dârâni buyuruyor ki: «Doyuncaya kadar yiyen kimseye, altı şey gelir: İbâdetten zevk almaz. Kur’ânı Kerim’i ezberlemesi, aklında tutması zor olur. Herkesi tok zannettiği içjn insanlara şefkatli davranmaktan mahrum olur. İbadet kendisine ağır gelir, şehveti, arzusu artar. Bütün mü’minler mescidin etrafında dolaşırken, o helada ve çöplüklerde dolaşır».
SEKİZİNCİ FAYDA: Az yemekle, vücut sıhhatli olur. Hastalık ilâç, hekimin sitemi, damar tıkanıklığı, kan aldırma ve acı ilâçlar içmek sıkıntılarından kurtulur. Hekimler sözbirliği ile bildiriyorlar: Az yemekten başka hiçbir şey yoktur ki, tamamen faydalı olsun ve içinde zarar olmasın.
Hükemâdan biri der ki, insanın yediği en faydalı şey, nar Imeyve! dir. En fenası da çok kurutulmuş ettir. Kurutulmuş etten az yemek, çok nar yemekten iyidir. Hadîsi şerifte «Oruç tut ki, sıhhatin iyi olsun» (‘), buyuruldu.
DOKUZUNCU FAYDA: Az yiyenin masrafı da az olur. Çok mala, paraya ihtiyacı olmaz. Bütün belâlar, günahlar ve gönül sıkıntıları mal ve paraya olan ihtiyaçtan doğar. Zira her gün iyi ve çok yemek isteyen, bütün gün bunları nasıl elde edeceği sıkıntısmda dır. Bu yüzden şüpheliye uzanır, tamâa ve harama düşer.
Hükemâdan biri der ki: «Bir kimseden borç almak istediğim zaman, kendi mideme borç yaparım ve borcu terketmesini söylerim». Bir başkası da diyor ki: «Ben birçok ihtiyaçlarımı, o arzuyu terketmeyi söylemekle telâfi ederim». İbrâhimi Edhem bir şeyin fiyatını sordu. Pahalıdır, dediler. Almamakla onu ucuzlatınız, buyurdu.
ONUNCU FAYDA: Midesine gücü yetince, sadaka vermeye, iyi yerde harcamaya ve ikram etmeye de gücü yeter. Zira mideye giren her şeyin karşılığı helâ, sadaka verilenin ise Allahü Teâlâ’nın lütuf elidir.
Resûlullah birine baktı, karnı şişkindi. Buyurdu ki: «Buna koyduğunu, başka yere, yâni sadakaya veya Allah yolunda verseydin daha iyi olurdu» (2).