Az Yemek Hakkında
Bir defada, çok yemekten az yemeğe düşmek doğru değildir.. Zira buna dayanamaz, zarar eder. Tedricen yapmalıdır. Meselâ bir
ekmeği az yemek isliyorsa, bir gün bir lokma, ikinci gün iki lokma, üçüncü gün üç lokma az yiyip, bir ay içinde bir ekmekten el çekini olur. Böyle yaparsa, kolay olur, bir eksiklik duymaz ve vücudu buna alışır. Bunaan sonra daimi bulunacağı miktar için dört derece vardır.
BİRİNCİ DERECE: Sıddikların en büyük derecesidir. Bu da zaruret miktarına kanaat etmektir. Bunu, Sehli Tüsteri ihtiyar ediyor I beğeniyor] ve «ibadet, hayâl, akıl ve kuvvetle olur. Kuvvetin azalmasından korkmuyorsan, yemek yeme. Zira aç ve kuvvetsiz oıup, oturarak namaz kılanın namazı, tok olup ayakta namaz kılanın namazından üstündür. Ama, kendine ve aklına bir zarar geleceğinden korkarsan yemelisin. Çünkü akıl olmadan kulluk olmaz. Can ise muhakkak lâzımdır», buyuruyor. «Siz nasıl yersiniz?» dediklerinde, «Her sene üç dirhem gümüş masrafım vardır. Bir dirhemle pirinç, bir dirhemle yağ, bir dirhemle de bal alırım, üç yüz altmış ,tane hamur yaparım. Her akşam biri ile iftar ederim», buyurdu. «Hâlâ böyle yapıyor musun?» dediklerinde, «Daha da düştü», dedi. Zâhidler arasında öyleleri vardır ki her gün bir dirhem ağırlığından çok yemek yemezler. Kendilerini buna tedricen alış tırmışlardır.
İKİNCİ DERECE: Yanın müd’den fazla yememektir. Bu da dört men’lik olan ekmekten bir ekmek ve üçte bir ekmektir. Bu İ9e karnın üçte birini doldurur. Nitekim Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem), «Midenin üçte biri yemekle, üçte biri su ile, üçte biri de hava ile dolmalıdır», bir rivayette, «Üçte biri zikir ile dolmalıdır», buyurdu. Bu da Resûlullah’ın birkaç lokma kâfidir, buyurmasına uygundur. Buyurulan birkaç lokma on lokmadan azdır. Ömer (ra dıyallahü anh) dokuz lokmadan çok yemezdi.
ÜÇÜNCÜ DERECE: Bir müd’den fazla yememektir. Bu da üç ekmeğe (küçük pidel yakındır. Bu ise midenin üçte birini aşıp yarıya yakın doldurur. Az Yemek Hakkında
DÖRDÜNCÜ DERECE: Bir men yemektir. Bir müd’den fazlasının israf olması mümkündür. Kur’ânı Kerîm’de bildirilen «İsraf etmeyiniz. Allah, ölçüyü kaçırıp israf edenleri sevmez» (‘) âyetine gi Tçbilir. Fakat bu da zamana, bedene ve işe göre değişir.
Kısaca yapılacak iş, açlığı tokluk hâlini almadan yemekten el çekmektir. Bazılan; bunun için bir ölçü yoktur, dediler. Fakat acıkmayınca yememeye ve açlığından bir parça kalınca da yemekten el çekmeye çalışmışlardır. Açlığın alâmeti, aç olup, yemeyi çok istemektir. Arpa ekmeği, buğday ekmeği demeyip, iştihâ ile yemektir. Yemek seçmeye kalkanın açlığı tam değildir.
Sahâbei kirâm bir müd’den fazla yemezlerdi. Bazı kimseler vardır ki, haftalık yiyecekleri bir sa’ idi lyakiaşık olarak 2,5 kgr.l Bir sa’ dört müd’dür. Hurma yedikleri zaman bir buçuk sa’ yerlerdi. A arım sa’ iazJası çekirdekleri atıldığı için idi. Ebû Zer (radıyallahü anlı) buyurur: «Benim yemeğim, Besûlullah’ın zamanında cum’a dan cumaya bir sa’ arpa idi. Allahü Teâlâ’ya yemin ederim ki, ona kavuşuncaya kadar bu âdetimi bozmam». Hattâ âdetlerini bozan bir gruba, siz yaşayışınızı değiştirdiniz, diye de söylenmiştir. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: «Kıyamette hana en yakın olanınız ve benim için en sevimliniz, bugünkü hâli üzere öleninizdir» O. Ebû Zer buyurdu ki:’Siz hâlinizi değiştirdiniz. Arpa ununu elekle eliyorsunuz. İnce undan ekmek pişiriyorsunuz. Sofraya bir defada iki çeşit yemek koyup, yiyorsunuz. Günlük gömleğinizi, gece giydiğinizden ayırıyorsunuz. Onun (aleyhisse lâm) zamanında böyle değil idiniz. Az Yemek Hakkında Ehli Soffa iki kişi bir müd hurma yerdi ki, bu miktara çekirdekleri de dahildir.
Sehli Tüsteri (rahmetullahi aleyh) der ki: «Bütün dünyayı kan kaplarsa, mü’minin ondan içmesi helâl olur. Çünkü mü’min zaruret miktarınca ondan içecektir. Zaruretten fazla içmez. Biz, dinsizlerin, Resûlullah’a sadaka olarak verilen bir hurma helâl olmadı da, bu nasıl helâl olur demesine bakmayız».

